İçinde ka olan 6 harfli 419 kelime var. İçerisinde KA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ka olan kelimeler listesine ya da Sonu ka ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A K Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KARTON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt
  2. On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj
  3. Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart
    • "Benim karton bir türlü dolmuyor, yanımdakinin üçü kaldı, karşımdaki bir tane bekliyor." (Refik Halit Karay)
  4. Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter
  5. Seri hâlinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film

TEKAÜT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Emekliye ayrılma
    • "Son günlerde tekaüt olduğunu haber almıştım." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [sıfat] Emekli
    • "Emeklilikten evvel aslan gibi olan bir adam, genç yaşında tekaüt edilirse sönüveriyor." (Burhan Felek)

KANARA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kesimevi, mezbaha

KARASU

  1. [isim] Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom

KALMAK

  1. [nsz] Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
    • "Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı." (Tarık Buğra)
    • "Kaldı ki bugün propaganda da yasaktır." (Haldun Taner)
    • "Bana kalırsa siz yanılıyorsunuz."
  2. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
    • "Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Ona kalsa bize hiçbir şey vermez."
  3. [-de] Konaklamak, konmak
    • "Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [-le] Oturmak, yaşamak, eğleşmek
    • "Tam beş sene benimle beraber kaldı." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Hayatını sürdürmek, yaşamak
    • "O aileden bir bu çocuk kaldı."
  6. Varlığını korumak, sürdürmek
    • "Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  7. [-de] Oyalanmak, vakit geçirmek
    • "Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı." (Necati Cumalı)
  8. Sınıf geçmemek
    • "Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de."
  9. [-de] İşlemez, yürümez duruma gelmek
    • "Araba yarı yolda kaldı."
  10. [-e] Geriye atılmak, ertelenmek
    • "Mahkeme ayın on sekizine kaldı." (Sait Faik Abasıyanık)
  11. [-de] Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak
    • "Oda duman içinde kaldı."
  12. [-de] Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek
    • "Bugün iş maddesinde kaldık."
  13. [-den] Miras olarak geçmek
    • "Çiftlik ana babasından kalmış."
  14. [-den] Yapamamak
    • "Misafir geldi, gezmeden kaldık."
  15. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
    • "Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına." (Haldun Taner)
  16. [-le] Yetinmek
    • "Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı."
  17. [-le] Sınırlanmak, bitmemek
    • "Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı." (Atatürk)
  18. Herhangi bir durumu sürdürmek
  19. [yardımcı fiil] Olmak, herhangi bir durumda bulunmak
    • "Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştık." (Falih Rıfkı Atay)
  20. [yardımcı fiil] Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
    • "Bakakalmak."
    • "Şaşakalmak."
    • "Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak."

KAZİYE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Önerme

MİKALI

  1. [sıfat] Yapımında mika maddesi kullanılan

ZEKALI
...
KAMERA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı
  2. Bu alet ile görüntüyü kaydeden kimse
  3. [ünlem] Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk

KARTUŞ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi, hartuç
  2. Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp
  3. Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp

KAFACA

  1. [zarf] Düşünce bakımından
    • "Kafaca, ruhça, zevkçe, terbiyece eski adam diyebileceğimiz bir örnek alınız." (Yahya Kemal Beyatlı)

KAKTÜS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği (Cactus)

KAOTİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Karmakarışık, altüst olmuş

KATYON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon, artın

ŞAKALI
...
BRIÇKA

Kelime Kökeni : Rusça

  1. [isim] Üstü kapalı, kışın kızak olarak kullanılan tek atlı, yaylı hafif araba

KADRAT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası
  2. Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi

KAZEVİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Saz veya kamıştan örülmüş büyük sepet, zembil

KAPALI

  1. [sıfat] Kapanmış olan, açılmamış, mestur, açık karşıtı
  2. Geçilmez durumda olan
    • "Nedim'i beğenmeyenler bu şenlikli dünyaya kapalı olanlardır." (Salâh Birsel)
  3. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri)
  4. Başı örtülü (kadın)
  5. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem
  6. Gizli, saklı
    • "Meclisler, iç tüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar yapabilir."
  7. Açık olmayan (giyecek)
    • "Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti." (Necati Cumalı)
  8. Bulutlu, karanlık (hava)
    • "Ankara'nın soğuk, kapalı havalı günlerinden biriydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  9. İçe dönük yaradılışta olan
    • "Kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanlardır." (Refik Halit Karay)

RÜFEKA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Arkadaşlar

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü