İçinde k olan 8 harfli 4700 kelime var. İçerisinde K harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında k harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu k harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AKBUĞDAY
-
-
[isim]
Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday
-
[isim]
Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday
- BOZARMAK
-
-
[nsz]
Boz renge girmek
- "Eski bozarmış çarşaf yatağın ortasında toplanmıştı." (Ayla Kutlu)
-
Renk değiştirmek, rengi atmak
-
[nsz]
Boz renge girmek
- ÇAMURLUK
-
-
[isim]
Çamuru çok olan yer
- "Bahçenin o tarafı çamurluk."
-
Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk
-
Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça
-
Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği
-
[isim]
Çamuru çok olan yer
- ÇIYANLIK
-
-
[isim]
Hain olma durumu, hainlik
-
[isim]
Hain olma durumu, hainlik
- ÇÖZÜŞMEK
-
-
[nsz]
Bir şeyi oluşturan ögeler birbirinden ayrılmak
-
[nsz]
Bir şeyi oluşturan ögeler birbirinden ayrılmak
- DİZLEMEK
-
-
[-i]
Dize kadar batmak
-
Dizini kullanarak bastırmak
-
[-i]
Dize kadar batmak
- DOYUMLUK
-
-
[sıfat]
Doyulacak miktarda olan
- "Doyumluk değil tadımlık."
-
[isim]
Çapul, yağma
-
[sıfat]
Doyulacak miktarda olan
- FALCILIK
-
-
[isim]
Falcının işi, bakıcılık
-
Falın daha iyi çıkması için kişinin mücevherlerini kullanmak isteyip, dalgınlıktan yararlanarak çalma işi
-
[isim]
Falcının işi, bakıcılık
- FİTLEMEK
-
-
[-i]
Birini, başkasına karşı kışkırtmak, fitnelemek
-
[-i]
Birini, başkasına karşı kışkırtmak, fitnelemek
- GEĞİRMEK
-
-
[nsz]
Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak
- "Geğirebilsem açılır mıyım acaba? Sancı göğsümde hatta kolumda..." (Atilla İlhan)
-
[nsz]
Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak
- HOŞAFLIK
-
-
Hoşaf yapmaya ayrılmış veya elverişli
- "Hoşaflık erik."
-
[isim]
Güçsüzlük, dermansızlık
-
Hoşaf yapmaya ayrılmış veya elverişli
- İSLENMEK
-
-
[nsz]
İsli duruma gelmek
- "O gün üzerlerindeki resimleri sökerek sararmış, islenmiş duvarları badanalattım." (Necati Cumalı)
-
[nsz]
İsli duruma gelmek
- KARGILIK
-
-
[isim]
Fişeklerin konulduğu meşin kuşaklı fişeklik
-
Kamış yetişen yer
- "Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Fişeklerin konulduğu meşin kuşaklı fişeklik
- KERTİLME
-
-
[isim]
Kertilmek işi
-
[isim]
Kertilmek işi
- KUBURLUK
-
-
[isim]
Tabanca kılıfı
-
Sadak
-
[isim]
Tabanca kılıfı
- MIRLAMAK
-
-
[nsz]
Kedi "mır mır" diye ses çıkarmak
-
[nsz]
Kedi "mır mır" diye ses çıkarmak
- NEFESLİK
-
-
[isim]
Bir soluk alıncaya kadar geçen süre
-
Hava alma yeri, hava deliği
- "Bir vapur ocağı başında çalışan ateşçilere taze deniz havası ulaştıran nefeslikler gibi ferahlatmasa." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Bir soluk alıncaya kadar geçen süre
- ÖĞRETMEK
-
-
[-i]
Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak
- "Böyle görünmesini öğretmişler, sağlam bir terbiye almış." (Refik Halit Karay)
-
Yetenek kazandırmak
-
Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak
- "Bir şeyi bir adama öğretmek için öğretenle öğrenen arasında mutlaka ruhi bir yakınlık lazımdır." (Burhan Felek)
-
[-i]
Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak
- ÖZNELLİK
-
-
[isim]
Öznel olma durumu, subjektivite, nesnellik karşıtı
-
[isim]
Öznel olma durumu, subjektivite, nesnellik karşıtı
- PİŞİRMEK
-
-
[-i]
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek
- "Kahvesini de pekâlâ kendi pişirebilecekken eşinin önüne getirmesini bekler." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek
- "Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek."
-
Çalışarak öğrenmek
-
Olgunlaştırmak
- "Feleğin nice cevir ve mihneti, nice aldanışlar, nice hayal ve ümit kırılışları beni pişirmeye kâfi gelmedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak
- "Bu ceket beni pişirdi."
-
[-i]
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek