İçinde k olan 7 harfli 3209 kelime var. İçerisinde K harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında k harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu k harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ATANMAK
-
-
[-e]
Bir göreve getirilmek, tayin edilmek
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi içinden veya dışarıdan bağımsızlar Başbakanca atanır." (Anayasa)
-
[-e]
Bir göreve getirilmek, tayin edilmek
- ÇEKYALI
- ...
- İLENMEK
-
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek
-
[-e]
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek
- KEŞKELİ
- ...
- KINASIZ
-
-
[sıfat]
Kına ile boyanmamış
- "Ellerinin ve ayaklarının parmaklarını kınasız bırakmazlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[sıfat]
Kına ile boyanmamış
- KİRİZMA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Toprağı derince kazarak altını üstüne getirme
- "Erkekler bütün gün bahçelerinde bağ budar, gül aşılar, kirizma yaparlarken..." (Haldun Taner)
-
[isim]
Toprağı derince kazarak altını üstüne getirme
- KOKARCA
-
-
[isim]
Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius)
-
[isim]
Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius)
- KOKLAMA
-
-
[isim]
Koklamak işi
-
[isim]
Koklamak işi
- KOZAKLI
- ...
- KRUVAZE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde yapılmış olan (ceket, yelek)
- "Bir kruvaze yelek giymiş: Ön cepleri büyük." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde yapılmış olan (ceket, yelek)
- KULAKÇI
-
-
[isim]
Kulak, burun, boğaz hekimi
-
[isim]
Kulak, burun, boğaz hekimi
- KUMARCI
-
-
Kumara düşkün, sürekli kumar oynayan kimse, kumarbaz
-
Kumara düşkün, sürekli kumar oynayan kimse, kumarbaz
- ONANMAK
-
-
[nsz]
Onama işine konu olmak
- "Bu tutum herkesçe onandı."
-
[nsz]
Onama işine konu olmak
- TEFRİKA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gazete veya dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi
- "Geçen yılki turnesini, gazetelerdeki tefrikalardan işitmeyen kalmadı." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Bu biçimde yayımlanan
-
Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, ikilik
- "Türkler arasına tefrika ve nifak koymak için de hürriyet vermişti." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[isim]
Gazete veya dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi
- UÇURMAK
-
-
[-i]
Uçma işini yaptırmak
- "Uçurtmayı uçurmak."
-
Kesip ayırmak, koparmak
- "Kelleni uçurmadıklarına şükür... Geçmiş olsun!" (Refik Halit Karay)
-
Hızlı götürmek, hızlı sürmek
- "Arabayı, kuvvetli atlar tenha yolda uçuruyordu." (Ömer Seyfettin)
-
Gizlice alıp gitmek
-
[-i]
Uçma işini yaptırmak
- UŞAKLIK
-
-
[isim]
Uşak olma durumu
- "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin." (Namık Kemal)
-
Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
-
[isim]
Uşak olma durumu
- AKLAŞMA
-
-
[isim]
Aklaşmak işi
-
[isim]
Aklaşmak işi
- AKSEDİŞ
-
-
[isim]
Aksetme işi veya biçimi
-
[isim]
Aksetme işi veya biçimi
- ANMALIK
-
-
[isim]
Anılmak üzere verilen nesne, hatıra, yadigâr, bergüzar
-
[isim]
Anılmak üzere verilen nesne, hatıra, yadigâr, bergüzar
- AYIRMAK
-
-
[-i]
Bölmek
- "Elmayı dörde ayırmak."
-
[-e]
Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak
- "Çocuklara pastadan biraz ayırdım."
-
Bir yeri bir engelle bölmek
-
[-den]
Birbirinden uzaklaştırmak
-
[-i]
Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek
-
[-den]
Seçmek
- "Günün fıkralarından bu kitaba ayırdıklarım pek azdır." (Falih Rıfkı Atay)
-
[-i]
İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak
- "Karıyı kocasından ayırmak."
-
[-i]
Farklı davranmak, fark gözetmek
- "Çocuklarımın hepsini aynı derecede severim, onları hiç birbirinden ayırır mıyım?"
-
Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek
- "Odayı çocuklara ayırmak. Dolabı çamaşırlara ayırmak."
-
[-i]
Bölmek