İçinde k olan 7 harfli 3209 kelime var. İçerisinde K harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında k harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu k harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİYONİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Dirim kurgusal
-
[sıfat]
Dirim kurgusal
- DEKADAN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı
- "Fakat son zamanlarda zuhur eden sembolist yahut dekadan edebiyatlar terbiye noktainazarından muzır amillerdendir." (Ziya Gökalp)
-
[isim]
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı
- İLMİKLİ
-
-
[sıfat]
Kolay çözülür biçimde düğümlenmiş
-
Herhangi bir sayıda düğümü, ilmiği olan
-
[sıfat]
Kolay çözülür biçimde düğümlenmiş
- KALGIMA
-
-
[isim]
Kalgımak işi
-
[isim]
Kalgımak işi
- KARAKUŞ
-
-
[isim]
Kartal türünden karakuşlara verilen ad
-
[isim]
Kartal türünden karakuşlara verilen ad
- KATALPA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İki çeneklilerden, yaprakları çok iri ve kalp biçiminde, çiçekli bir süs bitkisi (Bignonia catalpa)
-
[isim]
İki çeneklilerden, yaprakları çok iri ve kalp biçiminde, çiçekli bir süs bitkisi (Bignonia catalpa)
- KILIFÇI
-
-
[isim]
Kılıflama işini yapan kimse
-
Kılıf yapan ve satan kimse
-
[isim]
Kılıflama işini yapan kimse
- KÖLEMEN
-
-
[isim]
Kölelerden kurulan bir asker sınıfı
-
Birinin sahip olduğu köle veya karavaş
-
[isim]
Kölelerden kurulan bir asker sınıfı
- KOLİBRİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş
-
[isim]
Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş
- TAKRİBİ
- ...
- TAŞIMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek
- "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Üstünde bulundurmak
- "Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
- "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur." (Salâh Birsel)
-
Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
-
[nsz]
Giymek
- "Devlet üniforması taşıyordu." (Haldun Taner)
-
Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
-
Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
-
[nsz]
Duymak, hissetmek
- "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar." (Tarık Dursun K)
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek
- TENAKUZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Anlam aykırılığı, çelişme, çelişki
-
[isim]
Anlam aykırılığı, çelişme, çelişki
- ALKOLİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Alkollü içkilere aşırı derecede düşkün olan (kimse)
-
[sıfat]
Alkollü içkilere aşırı derecede düşkün olan (kimse)
- DAİMLİK
- ...
- ENERJİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Enerji ile ilgili
-
Güçlü ve hareketli, aktif
- "... şüphesiz daha dinçtir, enerjiktir, uyanıktır, oraya buraya koşar, çalışır, didinir." (Haldun Taner)
-
Aldığı kararları hızlı bir biçimde uygulayan
- "Enerjik bir yönetim."
-
[sıfat]
Enerji ile ilgili
- GLOKONİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Koyu yeşil renkli, hidratlı doğal demir ve potasyum silikat
-
[isim]
Koyu yeşil renkli, hidratlı doğal demir ve potasyum silikat
- KAVURUŞ
-
-
[isim]
Kavurma işi veya biçimi
-
[isim]
Kavurma işi veya biçimi
- KISINTI
-
-
[isim]
Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma
-
[isim]
Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma
- KÖFTECİ
-
-
[isim]
Köfte yapıp satan kimse
-
Köfte satılan veya yenilen yer
- "Üçgen kaldırıma düşen köşede, bir köfteci dükkânı vardı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Köfte yapıp satan kimse
- KORKMAK
-
-
[nsz]
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak
- "Karanlık yerde insan korkmaz mıydı?" (Sait Faik Abasıyanık)
- "Korktuğu başına gelmiş ve o koskoca Nahit Bey ... ipin ucunu kaçırarak dillere destan olmuştu." (Tarık Buğra)
-
Kaygı duymak, endişe etmek
- "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak." (Mehmet Akif Ersoy)
-
Çekinmek, sakınmak, saygı duymak
- "Sabaha karşı aşağı indi, aralık kapıdan korka korka babasına baktı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Yapamamak, cesaret edememek
-
[nsz]
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak