İçinde k olan 4 harfli 450 kelime var. İçerisinde K harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında k harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu k harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EKŞİ

  1. [sıfat] Sirke veya limon tadında olan
  2. [isim] Bu tadı veren şey
    • "Bu yemeğin ekşisi fazla kaçmış."
  3. Uygunsuz, yakışıksız
    • "Bu ekşi sözler, bu dik bakışlar, tabii hiç hoşlarına gitmedi." (Haldun Taner)

EZİK

  1. [isim] Bere, çürük
    • "Vücudu eziklerle dolu idi."
  2. [sıfat] Ezilmiş veya yassılmış
  3. [sıfat] Olaylar ve hayat şartları karşısında güçsüz ve sıkıntılı duruma düşmüş olan, üzüntülü
    • "Hiç de ezik bulmaz kızını, hep güvenmiştir ona." (Tarık Buğra)

HALK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu
    • "Türk halkı."
  2. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu
    • "Yahudi halkı."
  3. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri
    • "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."
  4. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
    • "Bütün köy halkı orada idi." (Ömer Seyfettin)
  5. Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu
    • "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir." (Orhan Veli Kanık)
  6. Aydınların dışında kalan topluluk
    • "Halktan bir adam."

KÜFE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet
    • "Bir şey yapamazsan sırtına bir küfe al ... hamallık et!" (Burhan Felek)
  2. [sıfat] Bu sepetin alabildiği miktarda olan
    • "Çardağın önünde o gün dizmeleri gereken sekiz küfe tütün duruyordu." (Necati Cumalı)
  3. Kaba et, kıç

UZAK

  1. [sıfat] Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı
    • "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu." (Peyami Safa)
    • "Çocuklar ilk günü senden uzak durmuşlardı, nasıl bir kişi olduğunu kestiremiyorlardı." (Tarık Dursun K)
    • "Ben uzak düşmemeye çalışır, karşılarında bir yere ilişirdim." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Arada çok zaman bulunan
    • "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."
  3. Eli, gücü veya hükmü yetişmez
    • "O böyle işlerden pek uzaktır."
  4. İhtimali az olan
    • "Ben bu işi çok uzak görüyorum."
  5. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan
    • "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz." (Peyami Safa)
  6. [isim] Yakın olmayan yer
    • "Fazla uzağa gitme."

EKİN

  1. [isim] Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum
    • "Yağmur vaktinde ve yeterince yağmalı; ekinlere kına, pancarlara kurt düşmemeli." (Tarık Buğra)
  2. Kültür, hars

KUĞU

  1. [isim] Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu (Cygnus olor)

MARK

Kelime Kökeni : Almanca

  1. [isim] Alman para birimi
  2. Finlandiya para birimi, markka

ORAK

  1. [isim] Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı
  2. Ekin biçme zamanı
    • "Orakta köylünün işi çok olur."
  3. Ekin biçme işi
    • "Ot orağından dönen birkaç köylü, omuzlarında uzun tırpanlarıyla geçiyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)

SAKİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İçkili toplantılarda içki dağıtan kimse

TİKE

  1. [isim] Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim

ATİK

  1. [sıfat] Çabuk davranan, çevik

FAİK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Üstün, yüksek

KAÇA

  1. [zarf] Ne kadar bir değer karşılığında?
    • "Bu giysi kaça satılıyor?"

KROM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 24, atom ağırlığı 52,01, yoğunluğu 6,92 olan, 1514 °C'de eriyen, ısıya dayanıklı, havada oksitlenmeyen bir element (simgesi Cr)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Krom kaplama."

FEVK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Üst
    • "Yüz kartalın kanadından daha kuvvetli kanatlarla bulutların fevkine çıktık." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Yukarı

ENİK

  1. [isim] Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu
    • "Köyün mezbelesinde, köpek enikleriyle insan yavruları birbirine karışmış, oynaşıyorlar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Çocuk
    • "Evliyim ya, üç de enik var arkamda..." (Necati Cumalı)

IRKİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Irkla ilgili, ırksal

KIRK

  1. [isim] Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı
    • "Yeni doğmuş iki çocuğu da kırk basar diye yan yana getirmezler." (Refik Halit Karay)
  2. Bu sayıyı gösteren 40, XL rakamlarının adı
  3. [sıfat] Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık

KOŞU

  1. [isim] Koşarak yapılan yarış
    • "Sonra elinde boş tasla çeşmeye doğru bir koşu koparıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. At yarışı
    • "Koşuların sonuçlarından başka bir şey düşünmesini engelleyen bir hastalığa dönüşmüş." (Necati Cumalı)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü