İçinde kı olan 6 harfli 145 kelime var. İçerisinde KI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRMAK

  1. [-i] Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
    • "Taşları kırmak. Bardağı kırmak."
  2. İri parçalara ayırmak
  3. [nesnesiz] Belirli bir biçimde katlamak
    • "Forma kırmak."
  4. Öldürmek, yok olmasına neden olmak
    • "Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı."
  5. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
  6. Vücut kemiklerinden birini parçalamak
    • "Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!" (Osman Cemal Kaygılı)
  7. Tahılı iri ve kaba öğütmek
  8. [-e] Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun." (Burhan Felek)
  9. [mecaz] Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
    • "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz." (Mehmet Kaplan)
  10. [mecaz] Yok etmek
    • "Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım" (Enis Behiç Koryürek)
  11. [mecaz] Gücünü, etkisini azaltmak
    • "Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış." (Burhan Felek)
  12. [argo] Kaçmak, uzaklaşmak
  13. [nesnesiz, ticaret] Değerinden düşük fiyata almak
    • "Bono kırmak. Çek kırmak."
AKITAÇ

  1. [isim, tıp] Bakınız dren
KIPMAK

  1. [-i] Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak; kırpmak
KIRNAK

  1. [sıfat] Çalımlı, süslü (kimse)
  2. Güzel, titiz
  3. Cilveli, oynak (kadın)
  4. Boylu boslu
  5. Çevik
  6. [isim, ağızlardan] Cariye
AKIMCI

  1. [isim] Belli bir akıma bağlı kişi
    • "Akımcı ve kuramcılar."
KIYGIN

  1. [sıfat] Bakınız mağdur
KIVRIM

  1. [isim] Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat; büklüm, büküm, kıvrıntı
    • "Elinde sımsıkı tutmakta olduğu perdenin kıvrımlarını bıraktı, köşeye çekildi." (Nâzım Hikmet)
  2. Bir tatlı türü
    • "Cevizli kıvrım."
  3. Bakınız dönemeç
    • "Yolun kıvrımında ayrılanlarla dönüp bakıştık." (Aka Gündüz)
  4. [jeoloji] Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası
BATKIN

  1. [sıfat, hukuk, ekonomi] Batmış, çökmüş olan
  2. Bakınız müflis
AKIBET

Kelime Kökeni: Arapça ʿāḳıbet

  1. [isim] Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam
    • "Diğerlerinin akıbetlerini bilmiyorum." (İhsan Oktay Anar)
  2. [zarf] Bakınız sonunda
    • "Kurdun oğlu akıbet kurt olur, demiş ve bu söz beş muallimin meslek ve ilim haysiyetine dokunmuştur." (Reşat Nuri Güntekin)
KIRPIŞ

  1. [isim] Kırpmak işi
KINAMA

  1. [isim] Kınamak işi; melamet, muaheze, takbih, tayip
KIVRIK

  1. [sıfat] Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
    • "Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
KISMAK

  1. [-i] Sesi azaltmak, alçaltmak
    • "Radyoyu biraz kısar mısın?"
  2. Gözü biraz kapamak; büzmek
    • "Adam göz kapaklarını kısarak bir hesapladı." (Necati Cumalı)
  3. Dar duruma getirmek
    • "Sonra bir yeri acıyormuş gibi dudaklarını kıstı, ağır ağır cevap verdi: Seni seyrediyorum..." (Refik Halit Karay)
  4. Lamba ışığı, ocak alevi vb.ni azaltmak
  5. Bakınız kıstırmak
    • "Birden susan köpek kuyruğunu bacaklarının arasına kıstı." (Ömer Seyfettin)
  6. [-den, mecaz] Masraf, harcama vb.ni azaltmak
    • "Kes üç kuruş ekmekten / Beş kuruş etten kıs" (Behçet Necatigil)
  7. [mecaz] Verilen hak ve özgürlüklerin sınırını daraltmak
  8. [ağızlardan] Pintilik etmek
YIKKIN

  1. [sıfat] Bakınız harap
    • "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz." (Nezihe Meriç)
ÇIKKIN

  1. [sıfat] Dışa doğru çıkmış olan
    • "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı." (Osman Şahin)
SIKKIN

  1. [sıfat] Çok sıkılmış
  2. Sıkıntılı, bungun
KISMET

Kelime Kökeni: Arapça ḳismet

  1. [isim] Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu; nasip, behre
  2. Birine evlenmek için talip olan kimse
    • "Kısmetim çıktı."
  3. Evlenme talihi
    • "Aslında kendi de şimdiye kadar bütün kısmetleri tepti." (Halide Edip Adıvar)
  4. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu
  5. [ünlem] "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü
    • "Yarın gelecek misiniz? -Kısmet!"
AYKIRI

  1. [sıfat] Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan; hilaf, mugayir, muhalif
    • "Gene de anlamın ne olduğunu çepeçevre bilmiyoruz dersem gerçeğe aykırı bir şey demiş olmam." (Nermi Uygur)
  2. Çapraz, ters olan
  3. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse); marjinal
  4. [mecaz] Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen
    • "Burası Ankara'ya iki günöte, ana yollardan aykırı küçük bir kasabaydı." (Refik Halit Karay)
  5. [matematik] Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan
ÇATKIN

  1. [sıfat] Bakınız çatık
    • "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi." (Reşat Nuri Güntekin)
ASKIDA

  1. [sıfat] İhtiyaç sahiplerinin alabilmeleri amacıyla fırın, kahvehane vb. yerlerde bırakılan ve ücreti başkaları tarafından önceden ödenen (ekmek, çay vb.)
    • "Durumu iyi olan hemen hemen herkes ekmek almaya geldiğinde fazla para bırakıyor bana. Çaktırmadan, ‘İsmet Usta, bu da senin askıda ekmek için...’ diyorlar." (Oğuzhan Öztürk)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü