İçinde kı olan 10 harfli 290 kelime var. İçerisinde KI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KISKAÇLAMA

  1. [isim] Kıskaçlamak işi; kısaçlama
YAKINSAMAK

  1. [-i] Bir şeyin yakın zamanda olacağını düşünmek, olmasını yakın görmek
YAKINMASIZ

  1. [zarf] Yakınmadan
    • "Tek başına, yakınmasız ayakta kalabilmiş tüm kişiler gibi örtük bir bilgelik geliştirmişti." (Erendiz Atasü)
YANKILAMAK

  1. [-i] Sesi geri çevirmek, yankı durumunda geri döndürmek, inikâs etmek
TAKIRTISIZ

  1. [sıfat] Takırtısı olmayan
    • "Orkestrasız, takırtısız bir felaket filmi seyrede ede yol alıyoruz." (Aka Gündüz)
KISIRGANMA

  1. [isim] Kısırganmak durumu
TIPKIÇEKİM

  1. [isim] Bakınız fotokopi
KIRKYILLIK

  1. [sıfat] Çok eski, köklü
    • "Ben kırkyıllık inşaatçıyım, tanırım hepsini." (Ayla Kutlu)
MERDİKIPTİ

Kelime Kökeni: Farsça merd + Arapça ḳibtī

  1. [isim] Kıpti halkından olan kimse
    • "Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler." (Koca Ragıp Paşa)
TAKIŞTIRMA

  1. [isim] Takıştırmak işi
KIRMACILIK

  1. [isim] Kırmacının yaptığı iş
KIYASLAMAK

  1. [-i, -le] Bir şeyi başka bir şeye benzeterek değerlendirmek, hakkında hüküm vermek
BAKIVERMEK

  1. [-e, nesnesiz] Çabucak bakmak
    • "Şöyle aralıktan içeriye bakıvermiş." (Nâzım Hikmet)
KISITLAMAK

  1. [-i] Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak
    • "Hükûmet dış gezileri kısıtladı."
  2. [mecaz] Sınırlamak, daraltmak
  3. [hukuk] Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak; kısıt altına almak, hacir altına almak
IKINDIRMAK

  1. [-i] Ikınmasına yol açmak
TAKIRDAMAK

  1. [nesnesiz] "Takırtı" sesi çıkarmak
    • "Yıldız'ın beyaz dişleri belli belirsiz takırdıyordu." (Aka Gündüz)
KILABİLMEK

  1. [nesnesiz] Kılma ihtimali veya imkânı bulunmak
KIŞKIRTICI

  1. [sıfat] Kışkırtma işini yapan; kışkırtmacı, muharrik, tahrikçi, ajitatör, provokatör
    • "O kaçmalar, kovalamalar, kışkırtıcı hareketlerin hepsi onda da vardı." (Necati Cumalı)
  2. İnsanı bir şey yapmaya heveslendiren
BAKIMINDAN

  1. [edat] Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından; itibarıyla
    • "Mamafih, bütün şiirimde şekil bakımından bir çeşit barok hâlâ hükmünü sürdürüyordu." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız göre
    • "Çeviri üzerine okuduğum yazıları -okumadıklarım da öyleymiş gibi geliyor bana- yazılma nedenleri bakımından iki büyük öbekte toplayabilirim." (Nermi Uygur)
HAKKIHIYAR

Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳḳ + ḫiyār

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Bakınız seçme hakkı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü