İçinde kü olan 8 harfli 114 kelime var. İçerisinde KÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kü olan kelimeler listesine ya da sonu kü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÜNDEKAR

Kelime Kökeni: Farsça künde-kār

  1. [isim] Kündekâri tekniğini uygulayan kişi
KÜFLENME

  1. [isim] Küflenmek işi
PÜSKÜRTÜ

  1. [isim, jeoloji] Bakınız lav
  2. Herhangi bir şeyin püskürmesi
    • "O sızıntı ve püskürtü noktasına çiğnenmiş bir sakız yapıştırırlar ve mahpus su, ağır ağır, yine yolunda devam eder." (Necip Fazıl Kısakürek)
BÜKÜNMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız bükülmek
  2. Ağrıdan, sancıdan kıvranmak
DÖKÜLMEK

  1. [nesnesiz] Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
    • "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
  3. Kumaş dökümlü olmak
  4. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
  5. [-e] Bir yere düşmek
    • "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik." (Zeyyat Selimoğlu)
  6. Çıkmak, ortaya konulmak
    • "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  7. Bir şey kaplamak, yayılmak
    • "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [-e] Salınmak, serbest bırakılmak
    • "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)
  9. [-e, mecaz] Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
    • "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [mecaz] Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
    • "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  11. [mecaz] Çok yorgun, hasta olmak
    • "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler." (Tarık Buğra)
  12. [coğrafya] Akarsular, göl veya denize akmak
TEŞEKKÜR

Kelime Kökeni: Arapça teşekkur

  1. [isim] Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma
    • "Teşekküre geldim zarif hediyenize / Gücenmeyin biraz fazla güldümse size" (Enis Behiç Koryürek)
  2. Bakınız teşekkürname
TOPYEKÜN

Kelime Kökeni: Türkçe top + Arapça yekûn

  1. [zarf] Eksiksiz, toplam, toplu olarak
    • "Batı diplomasisi topyekûn nice acı dersler gördü, nice çetin imtihanlardan geçti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
METREKÜP

  1. [isim, matematik] Kenarı 1 metre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi
    • "Beş metreküp su."
TEŞEKKÜL

Kelime Kökeni: Arapça teşekkul

  1. [isim] Bakınız oluşum
  2. Bakınız örgüt
    • "Fikir hürriyetini terviç eden teşekküller İslam memleketlerinde kökleşmiş bulunuyordu." (Asaf Halet Çelebi)
KÜKÜRTSÜ

  1. [sıfat] Kükürdü andıran, kükürde benzeyen, kükürt gibi; kükürdümsü
ZEBUNKÜŞ

Kelime Kökeni: Farsça zebūnkuş

  1. [sıfat, eskimiş] Güçsüze acımayan, zavallıları ezen
    • "Bir dakika evvelki korkak, zebunküş ve enayi kalemler, birdenbire celadet, ahlak ve akıl mümessili kesilir." (Necip Fazıl Kısakürek)
BÜKÜLGEN

  1. [sıfat] Kolay eğilip bükülen
  2. [dil bilgisi] Bakınız bükümlü
SİRKÜLER

Kelime Kökeni: Fransızca circulaire

  1. [isim] Bakınız genelge
  2. Bakınız duyurum
KÜKREMEK

  1. [nesnesiz] Aslan, bağırmak
  2. Deniz, nehir kabarmak, taşmak
    • "Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım / Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım" (Mehmet Akif Ersoy)
  3. Coşkuyla saldırmak
    • "Ordu kükremiş aslan gibiydi."
  4. Mayalanıp kabarmak
  5. Gür bir biçimde yetişmek
    • "Kükredi çimenler, açıldı güller / Al şala bürünür bahçeler, bağlar" (Âşık Veysel)
  6. [mecaz] Coşmak, taşkınlık göstermek
    • "Tutkuların kükrediği günlerde, akıl sözünü dinletemez ki?" (Nurullah Ataç)
  7. [mecaz] Kızgınlık ve öfke ile yüksek sesle bağırmak
    • "Hemen ahlak mücadelesi yapmaya gelmiş bir nahiye müdürü tavrı takındım, kükredim." (Halide Edip Adıvar)
KÜREKSİZ

  1. [sıfat] Küreği olmayan
KÜLAHSIZ

  1. [sıfat] Külahı olmayan
PÜSKÜRME

  1. [isim] Püskürmek işi
  2. [sıfat] Sık ve tek tek benekler durumunda olan
  3. [jeoloji] Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması; indifa
KÜKREYİŞ

  1. [isim] Kükremek işi
TAHAKKÜM

Kelime Kökeni: Arapça taḥakkum

  1. [isim] Baskı yaparak hükmetme, zorbalıkla hüküm sürme
    • "… ataerkillik, bütün bir sosyal düzenin veya aile dışında bir kurumun yapılanmasını anlatan bir tahakküm tarzıdır." (Ayşe Durakbaşa)
DÖKÜLGEN

  1. [sıfat] Dökülme özelliği olan
  2. [isim, bitki bilimi] Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü