İçinde kü olan 6 harfli 61 kelime var. İçerisinde KÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kü olan kelimeler listesine ya da sonu kü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜSKÜRE
-
-
[isim, ağızlardan]
Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak
-
[isim, ağızlardan]
Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak
- KÜRKAS
-
Kelime Kökeni: Fransızca curcas
-
[isim, bitki bilimi]
Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki, Hint fıstığı (Jatropha curcas)
-
[isim, bitki bilimi]
Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki, Hint fıstığı (Jatropha curcas)
- KÜRSÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca curseur
-
[isim]
Bakınız imleç
-
[isim]
Bakınız imleç
- KÜFFAR
-
Kelime Kökeni: Arapça kuffār
-
[isim]
Müslüman olmayanlar, kâfirler
- "Küffar üzerindeki gazamızın sevabı bize kâfidir."
-
[isim]
Müslüman olmayanlar, kâfirler
- MERKÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca mercure
-
[isim, gök bilimi]
Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
-
[isim, gök bilimi]
Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
- KÜBİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca cubisme
-
[isim]
Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı
-
[isim]
Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı
- MÜMKÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça mumkin
-
[sıfat]
Gerçekleşme imkânı bulunan; olası
-
Bakınız muhtemel
- "Batı’ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı."
-
[sıfat]
Gerçekleşme imkânı bulunan; olası
- KÜMBET
-
Kelime Kökeni: Farsça gunbed
-
[isim, mimarlık]
Bakınız kubbe
-
Damı koni veya piramit biçiminde olan, yuvarlak veya köşeli yapı
- "Mezarlığın ortasında altı adet mermer sütunlu harap bir kümbet göze çarpar."
-
[isim, mimarlık]
Bakınız kubbe
- KÜFELİ
-
-
[sıfat]
Küfesi olan
-
[sıfat]
Küfesi olan
- KÜRÜME
-
-
[isim]
Bakınız küreme
-
[isim]
Bakınız küreme
- BÜKÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bükme işi yapan
- "... özellikle Mısır’ın fethinden sonra buradaki mimar, taşçı, demirci, dülger, kılıççı ve ipek bükücü ustaların İstanbul’a nakledilmeleriyle Mısır’daki mevcut elli kadar sanat kolu sönmeye yüz tutmuştur."
-
[isim]
Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse
-
[sıfat]
Bükme işi yapan
- ÖYKÜCÜ
-
-
[isim]
Bakınız hikâyeci
- "Kentin bütün ozanları, öykücüleri oraya gelir akşamları."
-
[isim]
Bakınız hikâyeci
- KÜBİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca cubiste
-
[sıfat]
Kübizmi uygulayan, kübizm yanlısı (kimse)
- "Pastanenin gedikli müşterilerinden yaşlı yazarla kübist ressam ve müzisyeni aralarına aldıkları zaman yârenliğin tadına doyulmazdı."
-
[sıfat]
Kübizmi uygulayan, kübizm yanlısı (kimse)
- ÜLKÜCÜ
-
-
[sıfat]
Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan; idealist
- "Bunların aralarında ülkücü ve vatanlarını canlarından binkat fazla seven gazeteciler, yazarlar vardı."
-
[sıfat]
Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan; idealist
- HERKÜL
-
Kelime Kökeni: (Herkül özel adından)
-
[isim]
Güçlü, kuvvetli kimse
-
[isim]
Güçlü, kuvvetli kimse
- KÜSTAH
-
Kelime Kökeni: Farsça gustāḫ
-
[sıfat]
Saygısız, kaba, terbiyesiz (kimse)
- "Babasının koltuğuna küstah bir tarzda oturmuş, bacaklarını yatar gibi uzatmış ve laubali şeyler söylüyor."
-
[sıfat]
Saygısız, kaba, terbiyesiz (kimse)
- KÜSMEK
-
-
[-e]
Herhangi birinin hoşa gitmeyen bir söz veya davranışı yüzünden görüşmez olmak
-
[nesnesiz]
Görevini yerine getirememek
- "Yemek zamanı geçerse mide küser."
-
[nesnesiz, mecaz]
Gelişememek, büyüyememek
- "Ağaç yerini sevmedi, küstü."
-
[nesnesiz, mecaz]
Bir madde, herhangi bir sebeple istenilen niteliğini yitirmek
-
[-e]
Herhangi birinin hoşa gitmeyen bir söz veya davranışı yüzünden görüşmez olmak
- BASKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca bascule
-
[isim]
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet; kantar
-
[fizik]
İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç
-
[isim]
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet; kantar
- KÜRTÇE
-
-
[isim]
Kürtlerin kullandığı dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Kürtlerin kullandığı dil
- KÜRDAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cure-dent
-
[isim]
Dişleri temizlemek için kullanılan küçük, ince çöp
- "Babam paranın üstünü kürdanlarla birlikte olduğu gibi aldı, cebine koydu; garsona hiç bahşiş bırakmadı."
-
[isim]
Dişleri temizlemek için kullanılan küçük, ince çöp