İçinde kü olan 5 harfli 74 kelime var. İçerisinde KÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kü olan kelimeler listesine ya da sonu kü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÖKÜM

  1. [isim] Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
  2. Kumaşın dökümlü olma niteliği
  3. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma
  4. Dökülme zamanı
    • "Yaprak dökümü."
  5. [sıfat] Kalıba dökülerek yapılan
KÜSPE

Kelime Kökeni: Farsça kusbe

  1. [isim] Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı
    • "O gövdeleri küspe terleri döken ve dallarından mis kokulu ballar akan yemiş ağaçlarıyla..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Özü alınmış meyvelerin kalan bölümü
DÖKÜK

  1. [sıfat] Dökülmüş
    • "Başasistanın saçları dökük olduğundan onu doçent filan sanıyordu." (Haldun Taner)
  2. Çok eskimiş
  3. Bakınız dökümlü
KÜNDE

Kelime Kökeni: Farsça kunde

  1. [isim, spor] Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi
  2. [mecaz] Düzen, tuzak, oyun, hile
  3. [eskimiş] Suçluların, esirlerin kaçmalarını önlemek için ayaklarına takılan zincir halka; köstek
ŞAKÜL

Kelime Kökeni: Arapça şāḳūl

  1. [isim, eskimiş, fizik] Bakınız çekül
KÜŞÜM

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kuşku
  2. Bakınız kaygı
KÜTİN

Kelime Kökeni: Fransızca cutine

  1. [isim, bitki bilimi] Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde
KÜNYE

Kelime Kökeni: Arapça kunye

  1. [isim] Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt
    • "Kara Hüseyin'in künyesini yazdığım defteri belki on kere açtırıyor, parmağını künyenin üstüne büyük bir hızla koyuyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bu bilgilerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya
    • "Güzel bir şeritle künyemi göğsüme bağladım ve gittim." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Soy sop ile ilgili kimlik bilgileri
    • "Künyesi bile daha doğarken onun yönünü belirlemiş gibi idi." (Haldun Taner)
KÜTLE

Kelime Kökeni: Arapça kutle

  1. [isim] Katı maddelerin büyük parçası
  2. Bakınız kitle
  3. [fizik] Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği
ÇÜKÜR

  1. [isim, ağızlardan] Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç
RÜKÜŞ

Kelime Kökeni: Arapça ruḳşe

  1. [sıfat] Gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın)
    • "Sadece kasabanın adam çekiştirmesinden başka bir şey bilmeyen seviyesiz ve rüküş kadınlarını tenkit ediyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
KAKÜL

Kelime Kökeni: Farsça kākul

  1. [isim] Alna düşen kısa kesilmiş saç; perçem
    • "Kâküllerini alnına düşürmüş, yanakları al al..." (Attilâ İlhan)
ŞÜKÜR

Kelime Kökeni: Arapça şukr

  1. [isim] Allah’a duyulan minneti dile getirme
    • "Hava kapanık geçti ama yağış olmadı şükür Allah’a!" (Reşat Enis Aygen)
  2. Mutlu bir olay veya durumdan, yapılan bir iyilikten duyulan hoşnutluğu bildirme
    • "Hava kapanık geçti ama yağış olmadı şükür Allah'a!"
KÜLÇE

Kelime Kökeni: Farsça kulīçe

  1. [isim, madencilik] Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım; külte
    • "Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir." (Mehmet Kaplan)
  2. [sıfat] Eritilerek kalıba dökülmüş olan
    • "Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme; külte
    • "Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KÜPLÜ

  1. [sıfat] Küpü olan
  2. [argo] Bakınız ayyaş
  3. [isim, argo] Rakısı bol, ucuz meyhane
RÜKÜN

Kelime Kökeni: Arapça rukn

  1. [isim, eskimiş] Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü
  2. Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri
DÜNKÜ

  1. [sıfat] Düne özgü, dün olan, dün yapılan
    • "Dünkü gün. Dünkü yağmur."
  2. Yakın geçmişteki
    • "Dünkü kaplan, bir külkedisi yumuşaklığı ile göğsüme yaslandı." (Aka Gündüz)
  3. [mecaz] Acemi olan
    • "Daha dünkü damatla böyle çabucak yüz göz olup rezaleti ayyuka çıkarmak olur mu hiç?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KÜRAR

Kelime Kökeni: Fransızca curare

  1. [isim] Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir
KÜKRE

  1. [sıfat, ağızlardan] Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)
ÜRKÜŞ

  1. [isim] Ürkmek işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü