İçinde kü olan 5 harfli 74 kelime var. İçerisinde KÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kü olan kelimeler listesine ya da sonu kü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÖKÜM
-
-
[isim]
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
-
Kumaşın dökümlü olma niteliği
-
Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma
-
Dökülme zamanı
- "Yaprak dökümü."
-
[sıfat]
Kalıba dökülerek yapılan
-
[isim]
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
- KÜSPE
-
Kelime Kökeni: Farsça kusbe
-
[isim]
Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı
- "O gövdeleri küspe terleri döken ve dallarından mis kokulu ballar akan yemiş ağaçlarıyla..."
-
Özü alınmış meyvelerin kalan bölümü
-
[isim]
Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı
- DÖKÜK
-
-
[sıfat]
Dökülmüş
- "Başasistanın saçları dökük olduğundan onu doçent filan sanıyordu."
-
Çok eskimiş
-
Bakınız dökümlü
-
[sıfat]
Dökülmüş
- KÜNDE
-
Kelime Kökeni: Farsça kunde
-
[isim, spor]
Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi
-
[mecaz]
Düzen, tuzak, oyun, hile
-
[eskimiş]
Suçluların, esirlerin kaçmalarını önlemek için ayaklarına takılan zincir halka; köstek
-
[isim, spor]
Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi
- ŞAKÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça şāḳūl
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
- KÜŞÜM
-
- KÜTİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cutine
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde
- KÜNYE
-
Kelime Kökeni: Arapça kunye
-
[isim]
Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt
- "Kara Hüseyin'in künyesini yazdığım defteri belki on kere açtırıyor, parmağını künyenin üstüne büyük bir hızla koyuyor."
-
Bu bilgilerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya
- "Güzel bir şeritle künyemi göğsüme bağladım ve gittim."
-
Soy sop ile ilgili kimlik bilgileri
- "Künyesi bile daha doğarken onun yönünü belirlemiş gibi idi."
-
[isim]
Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt
- KÜTLE
-
Kelime Kökeni: Arapça kutle
-
[isim]
Katı maddelerin büyük parçası
-
Bakınız kitle
-
[fizik]
Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği
-
[isim]
Katı maddelerin büyük parçası
- ÇÜKÜR
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç
-
[isim, ağızlardan]
Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç
- RÜKÜŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça ruḳşe
-
[sıfat]
Gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın)
- "Sadece kasabanın adam çekiştirmesinden başka bir şey bilmeyen seviyesiz ve rüküş kadınlarını tenkit ediyordu."
-
[sıfat]
Gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın)
- KAKÜL
-
Kelime Kökeni: Farsça kākul
-
[isim]
Alna düşen kısa kesilmiş saç; perçem
- "Kâküllerini alnına düşürmüş, yanakları al al..."
-
[isim]
Alna düşen kısa kesilmiş saç; perçem
- ŞÜKÜR
-
Kelime Kökeni: Arapça şukr
-
[isim]
Allah’a duyulan minneti dile getirme
- "Hava kapanık geçti ama yağış olmadı şükür Allah’a!"
-
Mutlu bir olay veya durumdan, yapılan bir iyilikten duyulan hoşnutluğu bildirme
- "Hava kapanık geçti ama yağış olmadı şükür Allah'a!"
-
[isim]
Allah’a duyulan minneti dile getirme
- KÜLÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça kulīçe
-
[isim, madencilik]
Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım; külte
- "Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir."
-
[sıfat]
Eritilerek kalıba dökülmüş olan
- "Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez."
-
Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme; külte
- "Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde."
-
[isim, madencilik]
Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım; külte
- KÜPLÜ
-
-
[sıfat]
Küpü olan
-
[argo]
Bakınız ayyaş
-
[isim, argo]
Rakısı bol, ucuz meyhane
-
[sıfat]
Küpü olan
- RÜKÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça rukn
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü
-
Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü
- DÜNKÜ
-
-
[sıfat]
Düne özgü, dün olan, dün yapılan
- "Dünkü gün. Dünkü yağmur."
-
Yakın geçmişteki
- "Dünkü kaplan, bir külkedisi yumuşaklığı ile göğsüme yaslandı."
-
[mecaz]
Acemi olan
- "Daha dünkü damatla böyle çabucak yüz göz olup rezaleti ayyuka çıkarmak olur mu hiç?"
-
[sıfat]
Düne özgü, dün olan, dün yapılan
- KÜRAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca curare
-
[isim]
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir
-
[isim]
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir
- KÜKRE
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)
-
[sıfat, ağızlardan]
Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)
- ÜRKÜŞ
-
-
[isim]
Ürkmek işi
-
[isim]
Ürkmek işi