İçinde iğ olan 8 harfli 20 kelime var. İçerisinde İĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında iğ olan kelimeler listesine ya da sonu iğ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CİĞERSİZ
-
-
[sıfat]
İçerisinde ciğer bulunmayan
- "Ciğersiz ölü bir gece canlanıp kulübeye gelir ve birden bağırır: Ver benim ciğerimi!"
-
[argo]
Korkak, yüreksiz olan (kimse)
- "Oktay Sinanoğlu, millî değerlerini kaybetmiş, yabancı hayranı aydın bozuntularını ciğersiz diye tarif eder."
-
[sıfat]
İçerisinde ciğer bulunmayan
- ÇİĞİTSİZ
-
-
[sıfat]
Çiğidi olmayan
-
[sıfat]
Çiğidi olmayan
- İSTİĞFAR
-
Kelime Kökeni: Arapça istiġfār
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme
-
Tövbe etme
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme
- İĞNELEME
-
-
[isim]
İğnelemek işi
-
[isim]
İğnelemek işi
- ÇİĞLEŞME
-
-
[isim]
Çiğleşmek işi
-
[isim]
Çiğleşmek işi
- İĞRENMEK
-
-
[nesnesiz]
Mide bulandırıcı bir his duymak, tiksinmek
-
[mecaz]
Bir şeyi tiksindirici bulmak; istikrah etmek
- "Asıl iğrendiğim, ürktüğüm elleriydi."
-
[-den, mecaz]
Aşağılık, bayağı bulmak, hoşlanmamak, nefret etmek
- "Hani, o büyük cevizin dibinde gelip de arkama döndüğüm zaman seni görünce vallahi şaşırdım ve senden iğrendim."
-
[nesnesiz]
Mide bulandırıcı bir his duymak, tiksinmek
- İĞRENGEÇ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız iğrengen
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız iğrengen
- ÇİĞNENİŞ
-
-
[isim]
Çiğnenmek işi
- "Broch, bu bölümler içinde toplumun görevlendirici değerlerinin tarih akışı içinde çiğnenişini göstermektedir…"
-
[isim]
Çiğnenmek işi
- ÇİĞNEMİK
-
-
[isim]
Ağızda çiğnenip çıkarılan yemek; çiğnek (II)
- "Lokmayı çiğnemik edip de yediriyordu."
-
[isim]
Ağızda çiğnenip çıkarılan yemek; çiğnek (II)
- ÇİĞNEMEK
-
-
[-i]
Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek
- "Gözlerine uyku denilen şey girmiyor, çiğnediği lokma boğazından inmiyor."
-
Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek
- "Bunlara dalgın bakarken öteden gelen bir araba onu çiğneyecekti."
-
[mecaz]
Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak
- "Bunu yapmamak, insanlığın mukaddes mirasını çiğnemek değil, kendi hayatımı da inkâr etmek olacaktı."
-
[mecaz]
Egemenliği altına almak
- "On iki milyonluk bir milleti çiğnemek sevdasına kapıldı."
-
[-i]
Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek
- CANCİĞER
-
-
[sıfat]
Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş)
- "Aynı işi ortaklaşa yaparlardı, canciğer dosttular."
-
[sıfat]
Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş)
- SUİBRİĞİ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Suibriğigillerden, yaprakları almaşık, sapları uzun ve sülüksü, yaprak ayası ibrik biçiminde gelişmiş olan, sıcak ülkelerde yetişen, tırmanıcı bir bitki (Nepenthes destillatoria)
-
[isim, bitki bilimi]
Suibriğigillerden, yaprakları almaşık, sapları uzun ve sülüksü, yaprak ayası ibrik biçiminde gelişmiş olan, sıcak ülkelerde yetişen, tırmanıcı bir bitki (Nepenthes destillatoria)
- ÇİĞNEYİŞ
-
-
[isim]
Çiğnemek işi
- "Onların bir çiğneyişte yuttukları her lokma için milyonlarca karınca canını veriyordu."
-
[isim]
Çiğnemek işi
- ÇİĞNETME
-
-
[isim]
Çiğnetmek işi
-
[isim]
Çiğnetmek işi
- DİĞERKAM
-
Kelime Kökeni: Farsça dīger + kām
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız özgeci
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız özgeci
- İSTİĞRAK
-
Kelime Kökeni: Arapça istiġrāḳ
-
[isim, eskimiş, ruh bilimi]
Bakınız dalınç
- "Böylece istiğrakım ne kadar sürdü, bilmem."
-
[isim, eskimiş, ruh bilimi]
Bakınız dalınç
- KARAİĞNE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür iğneli karınca
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür iğneli karınca
- ÇİĞNENME
-
-
[isim]
Çiğnenmek işi
- "Aynı sahada hayvanların devamlı bir şekilde otlatılması, saha üzerinde çiğnenme neticesi birçok yara izlerinin meydana gelmesine yol açacaktır."
-
[isim]
Çiğnenmek işi
- YİĞİTLİK
-
-
[isim]
Yiğit olma durumu, yiğitçe davranış; erlik, mertlik, besalet, celadet, mürüvvet, şecaat
- "Türk yiğitliği destanları, kendilerine layık olacağı kadar yazılabilmiş değildir."
-
Bakınız kahramanlık
-
[isim]
Yiğit olma durumu, yiğitçe davranış; erlik, mertlik, besalet, celadet, mürüvvet, şecaat
- İĞRENGEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Her şeyden iğrenme huyu olan; iğrengeç
-
[sıfat, ağızlardan]
Her şeyden iğrenme huyu olan; iğrengeç