İçinde iya olan 7 harfli 52 kelime var. İçerisinde İYA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında iya olan kelimeler listesine ya da sonu iya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FİYATLI
-
-
[sıfat]
Fiyatı olan
-
Bakınız pahalı
-
[sıfat]
Fiyatı olan
- ARZİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça arżiyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yer bilimi
- "Hayvanat, nebatat, arziyata dair eski kitaplarımızda ne kadar malumat bulabilmek imkânı var?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yer bilimi
- PİYAZCI
-
-
[isim]
Piyaz yapıp satan kimse
-
[argo]
Yüze gülücü, içten olmayan davranışlarda bulunan kimse
-
[isim]
Piyaz yapıp satan kimse
- MİYASMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca miyasme
-
[isim, eskimiş]
Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken
-
[isim, eskimiş]
Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken
- RUHİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça rūḥiyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız psikoloji
- "Ben Avrupa'nın püriten papazlarıyla rekabet eden ruhiyat büyücülerinden değilim."
-
Psikolojik durum
- "Sürgünde ruhiyat bozulmuştu ya, bir türlü toparlanamamış."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız psikoloji
- DİYADİN
-
-
[isim]
Ağrı iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ağrı iline bağlı ilçelerden biri
- PİYANGO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bianco
-
[isim]
Düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu
- "Millî piyango."
-
[mecaz]
Beklenmedik olay veya durum
-
[isim]
Düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu
- AMİYANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāmmī + Farsça -āne
- IRKİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿirḳiyyāt
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi, antropoloji]
Bakınız ırk bilimi
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi, antropoloji]
Bakınız ırk bilimi
- DİYALİZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca dialyse
-
[isim, kimya]
Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi
-
[isim, kimya]
Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi
- SİYAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça siyāḳat
-
[isim, eskimiş]
Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü
-
[isim, eskimiş]
Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü
- DİYALOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca dialogue
-
[isim]
Karşılıklı konuşma
- "Onun derslerinde biricik zaman ve mekân ölçüsü diyalogdur."
-
Oyun, roman, hikâye vb. eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması
- "Kişileri canlı, diyalogları kişilerin karakter özelliklerini yansıtacak gibi ustalıkla seçilmişti."
-
Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser
-
[mecaz]
Anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma
-
[isim]
Karşılıklı konuşma
- ITRİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿiṭriyyāt
-
[isim, eskimiş]
Sürünülecek esans, parfüm, kolonya vb. güzel kokular
-
[isim, eskimiş]
Sürünülecek esans, parfüm, kolonya vb. güzel kokular
- DİYALEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca diallèle
-
[isim, mantık]
Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü
-
[isim, mantık]
Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü
- ZİYARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ziyāret
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- "Haftada iki gece ziyaretine giderdik."
-
Bir yeri görmeye gitme
-
Bakınız ziyaret yeri
- "Kör olası Suzan Suzi / Ziyaret çarptı bizi"
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- DİYALAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca diallage
-
[isim, jeoloji]
Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı
-
[isim, jeoloji]
Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı
- İHTİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtiyāṭ
-
[isim]
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma; sakınma
-
Gereğinden fazla olup saklanan şey; yedek
- "Tüpte kalan iki üç taneyi de yol ihtiyatı olarak zorla kendisine kabul ettirdim."
-
[isim]
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma; sakınma
- İHTİYAR
-
Kelime Kökeni: Arapça iḫtiyār
-
[sıfat]
Bakınız yaşlı (I), genç karşıtı
- "Bir gün odama kızgın bir ihtiyar girdi, elindeki bir tomar kâğıdı neredeyse fırlattı masama."
-
[mecaz]
Cansız, sönük
- "Genç olmasına karşın bakışları çok ihtiyardı."
-
[mecaz]
Bakınız eski
- "Şu ihtiyar toprak neler götürmüştür neler."
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Baba veya anne
-
[sıfat]
Bakınız yaşlı (I), genç karşıtı
- DİYANET
-
Kelime Kökeni: Arapça diyānet
-
[isim, din bilimi]
Din kurallarına tam bağlı olma durumu
-
Bakınız din (I)
-
[isim, din bilimi]
Din kurallarına tam bağlı olma durumu
- VİYADÜK
-
Kelime Kökeni: Fransızca viaduc
-
[isim]
Bakınız köprü yol
-
[isim]
Bakınız köprü yol