İçinde is olan 6 harfli 128 kelime var. İçerisinde İS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında is olan kelimeler listesine ya da Sonu is ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
S İ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İS, Sİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEDRİS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ders verme, öğretme, öğretim
- "Kadının tedrisi ve terakkisinde muhitin de büyük bir tesiri görülmeye başladı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Ders verme, öğretme, öğretim
- TESDİS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sayısını altıya çıkarma veya altıya bölme
-
Bir gazelin her beytine dört dize ekleyerek altılı duruma getirme
-
[isim]
Sayısını altıya çıkarma veya altıya bölme
- İSTİFA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma
- "Kulüpten istifa etmiş, bir daha hiç kumar oynamak istemediğini söylüyor." (Peyami Safa)
-
İşten ayrılma isteğini bildiren dilekçe
-
[isim]
Kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma
- FİSTÜL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Akarca
-
[isim]
Akarca
- BİRİSİ
-
-
[zamir]
Herhangi bir kimse
- "Birisi sezecek olsa kim bilir ne dedikodular çıkarılırdı." (Erhan Bener)
-
[zamir]
Herhangi bir kimse
- İSTENÇ
-
-
[isim]
İrade
- "Böyle bir değerlendirme, yerel seçimlerin halk istencini daha iyi gösterdiği sonucunu ortaya çıkarır." (Melih Cevdet Anday)
-
Davranışlarla ilgili tepilerden bir bölümünü tutup ötekileri eyleme dönüştürme gücü, irade
-
[isim]
İrade
- MUHLİS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Dostluğunda ve inançlarında içten olan
-
[sıfat]
Dostluğunda ve inançlarında içten olan
- FİSKAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Hazineye ilişkin
-
Vergiye ilişkin
-
[sıfat]
Hazineye ilişkin
- MİSKİN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Çok uyuşuk olan (kimse)
- "Hayran olduğum adamı miskin bir mektep çocuğu gibi yaka paça alıp götürdü." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse)
-
Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse)
-
Âciz, zavallı
- "Âşık olan miskin olur / Hak yoluna teslim olur" (Yunus Emre)
-
[sıfat]
Çok uyuşuk olan (kimse)
- TURİST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla geziye çıkan kimse, gezgin, gezmen, seyyah
- "O zamanki Boğaziçi'nin turizm idaresi yok fakat turistleri çoktu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[isim]
Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla geziye çıkan kimse, gezgin, gezmen, seyyah
- TAHMİS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç dize katılması durumu, beşleme
-
[isim]
Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç dize katılması durumu, beşleme
- NAZİST
- ...
- İSİLİK
-
-
[isim]
Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar, ısırgın
-
[isim]
Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar, ısırgın
- İSRAİL
- ...
- TAKDİS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kutsal sayma, kutsama
- "Kemerlerindeki kurşunların her birisini ayrı ayrı takdis ettim." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Kutsal sayma, kutsama
- MİSVAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica)
-
Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu
-
[isim]
Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica)
- EGOİST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Bencil, hodbin
- "Sakat bir kadına tahammül edemeyecek kadar egoist miyim?" (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Bencil, hodbin
- ELBİSE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Giysi
- "Bayram sabahlarında yeni elbiseler karşısında çocuk heyecanları duyuyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Giysi
- İSTERİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Histeri
-
[isim]
Histeri
- PİSLİK
-
-
[isim]
Kir
- "Çocuğun yüzü gözü pislik içinde kaldı."
-
Dışkı, necaset
- "Şu kedi pisliğini temizlesinler."
-
Pis olma durumu
- "Şu mutfağın pisliğine bakın."
-
Kötü, zararlı davranış veya iş
- "Bu emel bizi elimizden tutarak yükseltiyor, muhitin pisliğinden uzak tutuyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
Kötü durum
-
Başkalarına zarar veren kimse
-
[isim]
Kir