İçinde irme olan 8 harfli 65 kelime var. İçerisinde İRME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında irme olan kelimeler listesine ya da sonu irme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

İrme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M R İ

4 Harfli Kelimeler

EMİR, ERİM, MERİ, REMİ

3 Harfli Kelimeler

MİR

2 Harfli Kelimeler

EM, ER, İM, ME, Mİ, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEÇTİRME

  1. [isim] Seçtirmek işi
PİŞİRMEK

  1. [-i] Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek
    • "Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu hem de denizcilerle yârenlik ediyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [nesnesiz] Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek
    • "Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek."
  3. [mecaz] Çalışarak öğrenmek
  4. [mecaz] Bakınız olgunlaştırmak
  5. [mecaz] Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak
    • "Bu ceket beni pişirdi."
YİTİRMEK

  1. [-i] Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek; kaybetmek
    • "Kalemimi yitirdim."
  2. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak; kaybolmak
  3. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek
İVDİRMEK

  1. [-i] Hareket durumunda olan bir nesnenin hareketini çabuklaştırmak
GİYDİRME

  1. [isim] Giydirmek işi
BİÇTİRME

  1. [isim] Biçtirmek işi
GEÇİRMEK

  1. [-i] Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
  2. [-e] Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
    • "Kalanımızı peşine takarak Murat Suyu'nun karşı kıyısına geçirdi." (Kemal Bilbaşar)
  3. [-e, -i] Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
    • "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."
  4. [-e, -i] Tespit etmek, yazmak, kaydetmek
    • "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi." (Refik Halit Karay)
  5. [-e, -i] Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
    • "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu." (Osman Cemal Kaygılı)
  6. [-e, -i] Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
    • "Arkadaşımı geçirmeye gittim."
  7. [-i, -de] Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
    • "Oralarda geçirdiğim günleri daima bir endişe, bir nevi hüzün ile derhatır ediyorum." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  8. [-e, nesnesiz] Giymek, giyinmek
    • "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. [-den] Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
    • "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."
  10. [-i, -den] Herhangi bir durumu yaşamış olmak
    • "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi." (Necati Cumalı)
  11. Etmek, yapmak
  12. [-e, -i] Hastalık bulaştırmak
    • "Nezleyi bana geçirdin."
  13. Zaman harcamak
    • "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."
  14. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak
  15. [-e] Bakınız vurmak
  16. [mecaz] Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak
  17. [-e, argo] Birine kötü söz söylemek
GETİRMEK

  1. [-e] Gelmesini sağlamak
    • "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [-de] Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak
  3. [-i] Erişmek veya eriştiğini sanmak
    • "Baharı getirdik."
  4. [nesnesiz] İleri sürmek
    • "Örnek getirmek."
  5. [nesnesiz] Sebep olmak, ortaya çıkarmak
    • "Bu rüzgâr kar getirir."
  6. [-i] İletmek, bildirmek
    • "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi." (Orhan Seyfi Orhon)
  7. [nesnesiz] Bir şey sağlamak
    • "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse..." (Ömer Seyfettin)
  8. Bir makama atamak veya seçmek
  9. [yardımcı fiil] Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
    • "Gayrete getirmek. Nedamet getirmek."
  10. [-i, -den] Bir şeyi aktarmak
    • "Atalarından getirdiği gelenekler."
ÇEVİRMEN

  1. [isim] Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse; çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman
  2. Herhangi yazılı bir metni bir dilden başka bir dile çeviren kimse; çevirici, dilmaç, mütercim
    • "Çevirmen, güncel çalışmaları nedeniyle bu romandan sık sık uzaklaşmak durumunda kalıyordu." (Selim İleri)
ÇEVİRMEK

  1. [-i] Bir şeyin yönünü değiştirmek
    • "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    • "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    • "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Yönetmek, idare etmek
    • "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor." (Haldun Taner)
  5. [nesnesiz] Bakınız durdurmak
    • "O hızla giderken bir taksi çevirdi ve tortop olup taksinin içine yuvarlandık." (Hikmet Temel Akarsu)
  6. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
    • "Gündelik yaşamımızda, banka memurlarının sokaklarda bile bizi çevirip kredi kartı vermek için nasıl yırtındıklarını görüyoruz." (Sina Akşin)
  7. Geri göndermek
    • "Olayı aydınlatacak her uğraşıyı geri çevirmiş, içine gömülüp tek gözyaşı dökmemişti." (Naile Turhan)
  8. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
  9. Çevrilemek, tevil etmek
    • "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
  10. [-den] Çeviri yapmak
    • "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş." (Memduh Şevket Esendal)
  11. [-i, -le] Bakınız kuşatmak
    • "Bağı duvarla çevirmek."
  12. [-e, -i] Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
    • "Babasıyla birlikte evimi otele çevirdiler." (Oğuz Atay)
  13. [-e, -den] Bir durumdan başka duruma geçmek
  14. [nesnesiz] Kâğıt oyunu oynamak
  15. [nesnesiz] İşlemek, yapmak
    • "Yine ne işler çeviriyorsun bakayım."
KEMİRMEK

  1. [-i] Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak; yemek (II)
    • "Sarmaşığın dibini biri beyaz, diğeri kara iki fare kemirip durmaktadır." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Aşınmasına sebep olmak; yemek (II)
    • "Demiri pas kemiriyor."
DİKTİRME

  1. [isim] Diktirmek işi
SEVDİRME

  1. [isim] Sevdirmek işi
DENŞİRME

  1. [isim] Denşirmek işi
EMDİRMEK

  1. [-e, -i] Emmesini sağlamak
BİTİRMEK

  1. [-i] Bitmesini sağlamak; tamamlamak
  2. Bakınız sonuçlandırmak
    • "Bu işi sonuna kadar bitirmek lazım." (Peyami Safa)
  3. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak
    • "Onu en çok bitiren Filistin, Irak cepheleri oldu." (Aka Gündüz)
  4. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek
    • "Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar" (Cahit Sıtkı Tarancı)
SEĞİRMEK

  1. [nesnesiz] Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak; seğrimek
    • "Üç dört gün oluyor, sol gözümün alt kapağı seğiriyordu." (Burhan Felek)
DELİRMEK

  1. [nesnesiz] Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak; dellenmek, kaçırmak
    • "İkramiye kazananların delirdiklerini işitirdi." (Peyami Safa)
YENDİRME

  1. [isim] Yendirmek işi
VERDİRME

  1. [isim] Verdirmek işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü