İçinde irme olan 8 harfli 65 kelime var. İçerisinde İRME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında irme olan kelimeler listesine ya da sonu irme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İrme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E M R İ
4 Harfli Kelimeler
EMİR, ERİM, MERİ, REMİ
3 Harfli Kelimeler
MİR
2 Harfli Kelimeler
EM, ER, İM, ME, Mİ, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SEÇTİRME
-
-
[isim]
Seçtirmek işi
-
[isim]
Seçtirmek işi
- PİŞİRMEK
-
-
[-i]
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek
- "Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu hem de denizcilerle yârenlik ediyordu."
-
[nesnesiz]
Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek
- "Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek."
-
[mecaz]
Çalışarak öğrenmek
-
[mecaz]
Bakınız olgunlaştırmak
-
[mecaz]
Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak
- "Bu ceket beni pişirdi."
-
[-i]
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek
- YİTİRMEK
-
-
[-i]
Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek; kaybetmek
- "Kalemimi yitirdim."
-
Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak; kaybolmak
-
Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek
-
[-i]
Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek; kaybetmek
- İVDİRMEK
-
-
[-i]
Hareket durumunda olan bir nesnenin hareketini çabuklaştırmak
-
[-i]
Hareket durumunda olan bir nesnenin hareketini çabuklaştırmak
- GİYDİRME
-
-
[isim]
Giydirmek işi
-
[isim]
Giydirmek işi
- BİÇTİRME
-
-
[isim]
Biçtirmek işi
-
[isim]
Biçtirmek işi
- GEÇİRMEK
-
-
[-i]
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
-
[-e]
Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
- "Kalanımızı peşine takarak Murat Suyu'nun karşı kıyısına geçirdi."
-
[-e, -i]
Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
- "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."
-
[-e, -i]
Tespit etmek, yazmak, kaydetmek
- "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi."
-
[-e, -i]
Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
- "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu."
-
[-e, -i]
Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
- "Arkadaşımı geçirmeye gittim."
-
[-i, -de]
Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
- "Oralarda geçirdiğim günleri daima bir endişe, bir nevi hüzün ile derhatır ediyorum."
-
[-e, nesnesiz]
Giymek, giyinmek
- "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti."
-
[-den]
Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
- "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."
-
[-i, -den]
Herhangi bir durumu yaşamış olmak
- "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi."
-
Etmek, yapmak
-
[-e, -i]
Hastalık bulaştırmak
- "Nezleyi bana geçirdin."
-
Zaman harcamak
- "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."
-
Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak
-
[-e]
Bakınız vurmak
-
[mecaz]
Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak
-
[-e, argo]
Birine kötü söz söylemek
-
[-i]
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
- GETİRMEK
-
-
[-e]
Gelmesini sağlamak
- "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."
-
[-de]
Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak
-
[-i]
Erişmek veya eriştiğini sanmak
- "Baharı getirdik."
-
[nesnesiz]
İleri sürmek
- "Örnek getirmek."
-
[nesnesiz]
Sebep olmak, ortaya çıkarmak
- "Bu rüzgâr kar getirir."
-
[-i]
İletmek, bildirmek
- "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."
-
[nesnesiz]
Bir şey sağlamak
- "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse..."
-
Bir makama atamak veya seçmek
-
[yardımcı fiil]
Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
- "Gayrete getirmek. Nedamet getirmek."
-
[-i, -den]
Bir şeyi aktarmak
- "Atalarından getirdiği gelenekler."
-
[-e]
Gelmesini sağlamak
- ÇEVİRMEN
-
-
[isim]
Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse; çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman
-
Herhangi yazılı bir metni bir dilden başka bir dile çeviren kimse; çevirici, dilmaç, mütercim
- "Çevirmen, güncel çalışmaları nedeniyle bu romandan sık sık uzaklaşmak durumunda kalıyordu."
-
[isim]
Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse; çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman
- ÇEVİRMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi."
-
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
- "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu."
-
Döndürerek hareket ettirmek
- "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi."
-
Yönetmek, idare etmek
- "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor."
-
[nesnesiz]
Bakınız durdurmak
- "O hızla giderken bir taksi çevirdi ve tortop olup taksinin içine yuvarlandık."
-
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
- "Gündelik yaşamımızda, banka memurlarının sokaklarda bile bizi çevirip kredi kartı vermek için nasıl yırtındıklarını görüyoruz."
-
Geri göndermek
- "Olayı aydınlatacak her uğraşıyı geri çevirmiş, içine gömülüp tek gözyaşı dökmemişti."
-
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
-
Çevrilemek, tevil etmek
- "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
-
[-den]
Çeviri yapmak
- "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş."
-
[-i, -le]
Bakınız kuşatmak
- "Bağı duvarla çevirmek."
-
[-e, -i]
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
- "Babasıyla birlikte evimi otele çevirdiler."
-
[-e, -den]
Bir durumdan başka duruma geçmek
-
[nesnesiz]
Kâğıt oyunu oynamak
-
[nesnesiz]
İşlemek, yapmak
- "Yine ne işler çeviriyorsun bakayım."
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- KEMİRMEK
-
-
[-i]
Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak; yemek (II)
- "Sarmaşığın dibini biri beyaz, diğeri kara iki fare kemirip durmaktadır."
-
Aşınmasına sebep olmak; yemek (II)
- "Demiri pas kemiriyor."
-
[-i]
Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak; yemek (II)
- DİKTİRME
-
-
[isim]
Diktirmek işi
-
[isim]
Diktirmek işi
- SEVDİRME
-
-
[isim]
Sevdirmek işi
-
[isim]
Sevdirmek işi
- DENŞİRME
-
-
[isim]
Denşirmek işi
-
[isim]
Denşirmek işi
- EMDİRMEK
-
-
[-e, -i]
Emmesini sağlamak
-
[-e, -i]
Emmesini sağlamak
- BİTİRMEK
-
-
[-i]
Bitmesini sağlamak; tamamlamak
-
Bakınız sonuçlandırmak
- "Bu işi sonuna kadar bitirmek lazım."
-
Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak
- "Onu en çok bitiren Filistin, Irak cepheleri oldu."
-
Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek
- "Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar"
-
[-i]
Bitmesini sağlamak; tamamlamak
- SEĞİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak; seğrimek
- "Üç dört gün oluyor, sol gözümün alt kapağı seğiriyordu."
-
[nesnesiz]
Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak; seğrimek
- DELİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak; dellenmek, kaçırmak
- "İkramiye kazananların delirdiklerini işitirdi."
-
[nesnesiz]
Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak; dellenmek, kaçırmak
- YENDİRME
-
-
[isim]
Yendirmek işi
-
[isim]
Yendirmek işi
- VERDİRME
-
-
[isim]
Verdirmek işi
-
[isim]
Verdirmek işi