İçinde irm olan 8 harfli 71 kelime var. İçerisinde İRM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında irm olan kelimeler listesine ya da Sonu irm ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
M R İ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
MİR
2 Harfli Kelimeler
İM, Mİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇEKTİRME
-
-
[isim]
Çektirmek işi
- "Mebus adayları gibi bunları da fotoğraf çektirmeye gider gibi kılık kıyafetlerinden tanımak güç değildi." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Çektiri
-
Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık
-
Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası
-
Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç
-
Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet
-
[isim]
Çektirmek işi
- EŞTİRMEK
-
-
[-i]
Eşmesini sağlamak
-
[-i]
Eşmesini sağlamak
- BELİRMEK
-
-
[nsz]
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek
- "Karanlıkların ardından birçok adamlar belirerek acayip birtakım eşyalar taşıyor." (Refik Halit Karay)
-
Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek
- "Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu." (Orhan Hançerlioğlu)
-
İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek
- "O kibar cemiyete nasıl bir elbise ile gireceğini düşündü, manzara gözünün önünde belirdi." (Refik Halit Karay)
-
[nsz]
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek
- DELDİRME
-
-
[isim]
Deldirmek işi
-
[isim]
Deldirmek işi
- SEÇTİRME
-
-
[isim]
Seçtirmek işi
-
[isim]
Seçtirmek işi
- YİRMİŞER
-
-
[sıfat]
Yirmi sayısının üleştirme sıfatı, her birine yirmi, her kezinde yirmisi bir arada olan
-
[sıfat]
Yirmi sayısının üleştirme sıfatı, her birine yirmi, her kezinde yirmisi bir arada olan
- ŞİŞİRMEK
-
-
[-i]
Şişkin bir duruma getirmek
- "Nefesinin olanca gücü ve hızıyla şişirdiği tulumu dudaklarına yanaştırdı." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Abartmak
-
Bir sözü veya yazıyı gereksiz yere uzatmak
-
[nsz]
Baştan savma iş görmek
- "Şimdi çabuk tarafından bir senaryo şişirmeli." (Atilla İlhan)
-
[-i]
Şişkin bir duruma getirmek
- DEĞİRMEN
-
-
[isim]
İçinde öğütme işi yapılan yer
- "Su değirmeni. Yel değirmeni."
- "Hasılı, hastaneye benzemeyen hastanemden pek memnundum. Yalnız, bu değirmenin suyu nereden geliyordu?" (Reşat Nuri Güntekin)
-
Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet
- "Değirmende biraz kahve çekti." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
İçinde öğütme işi yapılan yer
- DİZDİRME
-
-
[isim]
Dizdirmek işi
-
[isim]
Dizdirmek işi
- GİRMELİK
-
-
[isim]
Giriş ücreti
-
[isim]
Giriş ücreti
- BEZDİRME
-
-
[isim]
Bezdirmek işi
- "Naim'in bir an önce edebiyata dönmesi için onu, kazıklar atarak bezdirmeye çalışırlar." (Salâh Birsel)
-
[isim]
Bezdirmek işi
- SİNDİRME
-
-
[isim]
Sindirmek işi
-
[isim]
Sindirmek işi
- SERDİRME
-
-
[isim]
Serdirmek işi
-
[isim]
Serdirmek işi
- BİTİRMEK
-
-
[-i]
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak
- "Bu işi sonuna kadar bitirmek lazım." (Peyami Safa)
-
Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak
- "Onu en çok bitiren Filistin, Irak cepheleri oldu." (Aka Gündüz)
-
Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek
- "Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar." (Cahit Sıtkı Tarancı)
-
[-i]
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak
- SEZDİRME
-
-
[isim]
Sezdirmek işi
-
[isim]
Sezdirmek işi
- GEZDİRME
-
-
[isim]
Gezdirmek işi
-
[isim]
Gezdirmek işi
- GETİRMEK
-
-
Gelmesini sağlamak
- "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-de]
Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak
-
[-i]
Erişmek veya eriştiğini sanmak
- "Baharı getirdik."
-
[nsz]
İleri sürmek
- "Örnek getirmek."
-
[nsz]
Sebep olmak, ortaya çıkarmak
- "Bu rüzgâr kar getirir."
-
[-i]
İletmek, bildirmek
- "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[nsz]
Sağlamak
- "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse." (Ömer Seyfettin)
-
Bir makama atamak veya seçmek
-
[yardımcı fiil]
Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
- "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."
-
Gelmesini sağlamak
- PİŞİRMEK
-
-
[-i]
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek
- "Kahvesini de pekâlâ kendi pişirebilecekken eşinin önüne getirmesini bekler." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek
- "Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek."
-
Çalışarak öğrenmek
-
Olgunlaştırmak
- "Feleğin nice cevir ve mihneti, nice aldanışlar, nice hayal ve ümit kırılışları beni pişirmeye kâfi gelmedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak
- "Bu ceket beni pişirdi."
-
[-i]
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek
- KEMİRMEK
-
-
[-i]
Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak
- "Küçük bir fare bir şeyler kemiriyor." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Aşındırmak, yemek
- "Demiri pas kemiriyor."
-
Bir şeyin içine işleyerek onu harap etmek
- "İşte birkaç zamandır beynimi kemiren şüphe: Ben deli miyim?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[-i]
Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak
- VERDİRME
-
-
[isim]
Verdirmek işi
-
[isim]
Verdirmek işi