İçinde ira olan 7 harfli 34 kelime var. İçerisinde İRA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ira olan kelimeler listesine ya da Sonu ira ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A R İ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARİ
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİRASÇI
-
-
[isim]
Kalıtçı
- "Aradım buldum tarlanın mirasçısını, adamı Ödemiş'ten aldım geldim." (Necati Cumalı)
-
Başkasının iyi veya kötü yönlerini aynı biçimde ortaya koyan
- "Anasının kıskançlığına mirasçı olan çelimsiz solgun çocuk da yaşamayacağa benziyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Kalıtçı
- İHTİRAZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çekinme, sakınma
-
Çekince
-
[isim]
Çekinme, sakınma
- PİRAMİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram
-
Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler
-
Mısır firavunlarının mezarı, ehram
-
[isim]
Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram
- İRADELİ
-
-
[sıfat]
İstençli
- "Gözleri siyah kirpikleri içinde canlı ve iradeli koyu kurşuni ışıklarla yanıyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
[sıfat]
İstençli
- KİRALIK
-
-
Kiraya verilecek olan
-
Kiraya verilecek olan
- AMİRANE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Amirce
- "Ağır yürürdü ve gülümsemeksizin amirane konuşurdu." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[zarf]
Amirce
- İĞBİRAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gücenme, güceniklik, kırgınlık
-
[isim]
Gücenme, güceniklik, kırgınlık
- İRANİST
- ...
- SİRAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hastalık başkalarına geçme, bulaşma
- "Yapılan muayene neticesinde, hastalığın kimseye sirayetine meydan verilmeyecektir." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Yazın korkunç sıtması, gökyüzüne ve gökyüzünün yıldızlarına kadar sirayet eden bu küçük kasabayı terke hazırlanıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yayılma, dağılma
- "Vehbi'nin bu şüphesi büyüklere sirayete başladı, çocuk bu fırtınada başka köye gitmiş olamaz." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Bu dedikodular bizim eve bile sirayet etti." (Aka Gündüz)
-
[isim]
Hastalık başkalarına geçme, bulaşma
- VİRAJLI
-
-
[sıfat]
Virajı olan
-
[sıfat]
Virajı olan
- BİRALIK
-
-
Bira yapmakta kullanılan
- "Biralık arpa."
-
Bira yapmakta kullanılan
- İRADİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İstenççilik
-
[isim]
İstenççilik
- İNHİRAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sapma, başka bir tarafa meyletme
-
[isim]
Sapma, başka bir tarafa meyletme
- BİRADER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Erkek kardeş
-
Masonların birbirlerine verdikleri ad
-
[ünlem]
"Ey dost, arkadaş" anlamında bir seslenme sözü
- "Aman birader! Üç sene önce bu bende idi." (Ahmet Rasim)
-
[isim]
Erkek kardeş
- İHTİRAS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Aşırı, güçlü istek
- "Aldım Rakofça kırlarının hür havasını / Duydum akıncı cetlerimin ihtirasını." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Tutku
- "Gerçi eliyle yarattığı güzel bahçeyi hâlâ kıskanç bir ihtirasla seviyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Aşırı, güçlü istek
- İNSİRAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bükün
-
[isim]
Bükün
- FİRAKLI
-
-
[sıfat]
Üzüntülü, dokunaklı, içe işleyen
- "... başka türlü yazamazdı, canı isterse hem onun yazacağı çok tesirli, firaklı olurdu." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Üzüntülü, dokunaklı, içe işleyen
- NADİRAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Seyrek, az görülen, az bulunan şey veya durum
-
[isim]
Seyrek, az görülen, az bulunan şey veya durum
- İRADECİ
-
-
[isim]
İrade yanlısı kimse
-
[isim]
İrade yanlısı kimse
- İŞTİRAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ortaklık, ortak olma, paydaşlık
- "Mediha kendinin iştirak etmediği herhangi bir davranışa düşmandır." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir işte yer alma, paydaşlık etme
-
Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım
-
Katılma
-
[isim]
Ortaklık, ortak olma, paydaşlık