İçinde ir olan 7 harfli 299 kelime var. İçerisinde İR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ir olan kelimeler listesine ya da sonu ir ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BASİRET

Kelime Kökeni: Arapça baṣīret

  1. [isim] Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş; sağgörü, vizyon
    • "Kanal'ı müdafaa edenler, yüz millik cephe üzerinde çok basiretle vazife görmeye mecbur idiler." (Falih Rıfkı Atay)
İRKİLTİ

  1. [isim] Ürkerek geri çekilme; irkinti (II)
    • "Radyoda ağdalı yorumuyla sunduğu, gençliğimin sevdiğim şarkılarını aynı irkiltiyle dinliyorum. Bu gidişle geçmişsiz mi kalacağım?" (Tomris Uyar)
  2. Şaşırıp duraklama; irkinti (II)
  3. Korku, çekinme; irkinti (II)
GEĞİRİŞ

  1. [isim] Geğirmek işi
MÜCAVİR

Kelime Kökeni: Arapça mucāvir

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız komşu
    • "Mücavir alan."
ASPİRİN

Kelime Kökeni: Fransızca aspirine

  1. [isim, tıp] Ağrı kesici, ateş düşürücü, kan sulandırıcı ve yangı giderici olarak kullanılan hap
    • "Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum." (Tarık Dursun K)
FİRFİRİ

Kelime Kökeni: Arapça firfīrī

  1. [isim] Parlak kızıl renk
  2. [sıfat] Bu renkte olan
EMİRBER

Kelime Kökeni: Arapça emr + Farsça -ber

  1. [isim, eskimiş, askerlik] Bakınız emir eri
    • "Paşa o gün konuşmasına başlamazdan önce emirberlerine gene iki kahve emretti." (Ruşen Eşref Ünaydın)
BİRBİRİ

  1. [zamir] Karşılıklı olarak bir diğeri
    • "O zaman on dört paşa büyük, hudutsuz bir hayret içinde İzzet Paşa'nın sonra da birbirlerinin yüzüne baktılar." (Hüseyin Nihal Atsız)
LİRALIK

  1. [sıfat] Herhangi bir lira değerinde olan
    • "Kadın, dört köşe ellerine azami bir zarafet edası vermeye çalışarak çantasından sekize katlanmış bir beş liralık çıkardı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [isim] Bakınız sarı lira
İNFİRAT

Kelime Kökeni: Arapça infirād

  1. [isim, eskimiş] Topluluktan ayrı durma
ŞİŞİRİŞ

  1. [isim] Şişirmek işi
İŞTİRAK

Kelime Kökeni: Arapça iştirāk

  1. [isim] Bakınız paydaşlık
  2. Bir işte yer alma; paydaşlık etme
  3. Bakınız katılım
  4. [toplum bilimi] Bakınız katılma
  5. Bakınız ortaklık
BİTİRİŞ

  1. [isim] Bitirmek işi
    • "Haldun’un liseyi parlak şekilde bitirişi şerefine cici teyzenin hazırladığı nefis masa Avukat Nihat’ı bile iştahlandırdı." (Orhan Kemal)
DEMİRLİ

  1. [sıfat] İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan
    • "Demirli sular. Demirli ilaçlar."
  2. Demir parmaklık veya demir bir parça takılmış olan
    • "Önüne bakmadığı için ucu demirli kunduraları köprü dubalarının çivilerine takılıp tökezliyor." (Burhan Felek)
  3. [mecaz] Bağlanıp kalmış
    • "Ali Bey İstanbul'da demirli bir hayat temposuna bağlı kalan tek insan gibi görünüyordu." (Halide Edip Adıvar)
  4. [denizcilik] Demir atmış (gemi)
  5. [zarf] Demir atmış bir biçimde
    • "Her sabah, şimdi limanda demirli duran bu gemide uyanacaklardı." (Halikarnas Balıkçısı)
ALENGİR

  1. [isim, argo] Bakınız gösteriş
  2. İleride sakıncalı tarafları çıkabilecek olan şey
DİRAYET

Kelime Kökeni: Arapça dirāyet

  1. [isim, ruh bilimi] İnce şeyleri kavrayış
    • "Dikkat ve dirayetiyle her işin yolunda yürümesini temin etmişti." (Osman Aysu)
  2. Bakınız zekâ
  3. Bakınız beceriklilik
DEMİRCİ

  1. [isim] Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse
    • "Sonraki gün harçlıklarını birleştirip demirciden büyük boy kırk beş ve küçük boy iki yüz çivi aldılar." (İhsan Oktay Anar)
ÇİRİŞLİ

  1. [sıfat] Çiriş sürülmüş
    • "Tosya’nın yine ünlü hamam keseleri, çirişli tiftik ipliğinden dokunuyor." (Burhan Oğuz)
  2. İnceliği kola ile örtülmüş (bez, kumaş)
ŞEHİRLİ

  1. [sıfat] Şehir halkından olan; kentli
    • "Şuraya buraya konmuş sıralara bilhassa yaşlı şehirliler oturur." (Burhan Felek)
MEZAMİR

Kelime Kökeni: Arapça mezāmīr

  1. [isim, eskimiş] Düdükler
  2. Makamla okunan Zebur sureleri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü