İçinde ir olan 5 harfli 168 kelime var. İçerisinde İR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ir olan kelimeler listesine ya da sonu ir ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AMPİR
-
Kelime Kökeni: Fransızca empire
-
[isim]
XIX. yüzyıl başlarında Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup
- "Ampir koltuklu, keten masa örtülü bir lokantaydı."
-
[isim]
XIX. yüzyıl başlarında Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup
- HARİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ipek
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ipek
- ZİFİR
-
Kelime Kökeni: Arapça zefīr
-
[isim]
Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir
- "Bıyıklarının ortası belli ki tütün zifirinden kınalı bir renk almıştı."
-
Dumanın oluşturduğu is
- "Soba, yanlış kurulduğu için tütmeye başlamıştı ve borulardan eşyanın üstüne zifir akıyordu."
-
[isim]
Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir
- DEMİR
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular."
-
Bu elementten yapılmış parça
- "Koca Kastamonu şehrindeki kapı pencere demirleri söküldü, biliyorsun."
-
Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça
-
[sıfat, mecaz]
Güçlü, kuvvetli, sert
- "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu."
-
[denizcilik]
Bakınız çıpa
- "Geçen gün dibi görünen denizlerin birinde kocaman bir çıpa bulduk. Güngörmüş bir sandal demiri."
-
[isim, kimya]
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe)
- TİRİZ
-
-
[isim]
Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası
-
Ensiz tahta
-
[denizcilik]
Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış kenarlarına takılan, tahtadan veya halat örgüsüyle yapılmış çıkıntı
-
[isim]
Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası
- TİRAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca tirade
-
[isim, tiyatro]
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça
-
Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi
- "Nina romantik bir tiradı andıran anlatışı kesti."
-
Uzun ve tumturaklı konuşma
- "Hayatın insafsızlığı ile başlayan bir yakınma tiradı, sizin beceriksizliğinize dayanır."
-
[isim, tiyatro]
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça
- KAHİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳāhir
-
[sıfat, eskimiş]
Kahreden, zorlayan
-
Baskın gelen, ezen, ezici
-
[sıfat, eskimiş]
Kahreden, zorlayan
- İRFAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿirfān
-
[isim]
Bilme, anlama, sezme
- "Zira onun irfan seviyesi hakkında malumatım pek azdır."
-
Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş
-
[mecaz]
Bakınız kültür
- "En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir."
-
[isim]
Bilme, anlama, sezme
- KİRVE
-
-
[isim, ağızlardan]
Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse
- TİRAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca tirage
-
[isim]
Bakınız baskı sayısı
-
[isim]
Bakınız baskı sayısı
- İRİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca irrité
-
[isim]
"Sinirlendirmek, rahatsız etmek" ve tıp alanında "tahriş etmek, kaşındırmak" anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz
-
[isim]
"Sinirlendirmek, rahatsız etmek" ve tıp alanında "tahriş etmek, kaşındırmak" anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz
- TİRAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca tyran
-
[isim, tarih]
Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız despot (I)
-
[isim, tarih]
Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse
- TİRİL
-
-
"Tiril tiril" ikilemesinde kullanılır: titrer gibi dalgalanan, ince (kumaş, elbise)
-
"Tiril tiril" ikilemesinde kullanılır: titrer gibi dalgalanan, ince (kumaş, elbise)
- KİRPİ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 santimetre olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan (Erinaceus europaeus)
-
[askerlik]
Mayına karşı dayanıklı, personel taşıyan zırhlı araç
-
[isim, hayvan bilimi]
Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 santimetre olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan (Erinaceus europaeus)
- VİRÜS
-
Kelime Kökeni: Fransızca virus
-
[isim, tıp]
Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit
- "Benliğinin bir tarafına sokulup ölü yaşayan bir virüs Seher’in aşkı gibi müsait bir zemin bulunca canlanmış."
-
[bilişim]
Değişik şekillerde bilgisayarlara yüklenen, programların bozulmasına, veri kaybına veya bilgisayarın olağan dışı çalışmasına neden olan program
-
[isim, tıp]
Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit
- TİRSİ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Hamsigillerden, yumurtalarını tatlı sulara bırakan bir tür balık (Alosa alosa)
-
[isim, hayvan bilimi]
Hamsigillerden, yumurtalarını tatlı sulara bırakan bir tür balık (Alosa alosa)
- KİREÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça gireç
-
[isim]
Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit (CaO)
- "Duvarlar kireç badanalı idi."
-
Kalsiyum hidroksit Ca(OH)
-
[isim]
Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit (CaO)
- SEYİR
-
Kelime Kökeni: Arapça seyr
-
[isim]
Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş
- "Yaşayacak fazla zamanları olmayan bazı dâhiler, olgunluklarını hayatın normal seyrinden çok evvel tamamlamış oluyorlar."
-
Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi
-
[denizcilik]
Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi
-
Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma
-
Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma; temaşa
- "Tevfik, orta oyununa çıkınca seyrine en sık gidenlerden birisi Selim Paşa'nın karısı oldu."
-
Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum
- "Bundan âlâ seyri nerede bulacak garipler?"
-
[isim]
Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş
- KİRLİ
-
-
[sıfat]
Leke, toz vb. ile kaplı; bulaşık, pis, murdar, mülevves
-
[mecaz]
Toplumun değer yargılarına aykırı olan
- "Bu isim bana bir zamanlar İstanbul'un en kirli âlemlerinde yuvalanmış bir simayı hatırlattı."
-
[sıfat]
Leke, toz vb. ile kaplı; bulaşık, pis, murdar, mülevves
- BİRCİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız tekçi
- "Özellikle ruhu özdeğe ya da özdeği ruha indirgeyerek ruhla özdeği bir sayan öğretiler bircidirler."
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız tekçi