İçinde ir olan 4 harfli 37 kelime var. İçerisinde İR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ir olan kelimeler listesine ya da sonu ir ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZİRA

Kelime Kökeni: Farsça zīrā

  1. [bağlaç] Bakınız çünkü
    • "Yeter ki şu ikramiyeli çikolatalardan vazgeçiniz. Zira görüyorum ki merakınız günden güne artıyor." (Nâzım Hikmet)
SAİR

Kelime Kökeni: Arapça sāʾir

  1. [sıfat] Başka, öteki, diğer
    • "Onun sair işlerini bir dereceye kadar engelledi ise de ne zararı var!" (Memduh Şevket Esendal)
İRCA

Kelime Kökeni: Arapça ircāʿ

  1. [isim, eskimiş] Eski biçimine çevirme
  2. Bakınız döndürme
    • "... her guguk bizi hakikate irca için bir ihtar ve esassız sözümüzle, fiile uymayan kavlimizle bir istihza idi." (Refik Halit Karay)
  3. [kimya, matematik] Bakınız indirgeme
İRİN

  1. [isim] Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı; cerahat, ufunet
İRİS

Kelime Kökeni: Fransızca iris

  1. [isim, anatomi] Saydam tabaka ile göz merceği arasında bulunan, ince, kasılabilen bir zardan oluşan, gözün renkli bölümü
AŞİR

Kelime Kökeni: Arapça ʿaşr

  1. [isim, din bilimi] Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri
TİRE

  1. [isim] Dikişte kullanılan pamuk ipliği
    • "Parmak uçlarında ince ince delik çorapları renkli tire ile iliştiriyordu." (Mahmut Yesari)
  2. [sıfat] Pamuk ipliğinden yapılmış
İRAT

Kelime Kökeni: Arapça īrād

  1. [isim] Bakınız gelir
    • "Şenlik pansiyonerleri de ekseriyetle iratları düzgün kimseler değildir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Gelir getiren mülk
    • "Zavallının iratlarında oturan kiracılarla uğraşarak kırmadığı koz, çevirmediği dolap kalmıyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. [eskimiş] Bakınız söyleme
AHİR

Kelime Kökeni: Arapça āḫir

  1. [sıfat] Sıralamada sonuncu olan
  2. [zarf] Bakınız sonunda
  3. [isim] Bakınız sonra
    • "Evveli Şam, ahiri Şam, bunu büyük ulema efendilerimiz söylemiş!" (Ömer Seyfettin)
İRAP

Kelime Kökeni: Arapça iʿrāb

  1. [isim, eskimiş] "Hiçbir değeri ve önemi yok" anlamındaki irapta mahalli yok ve iraptan mahalsiz deyimlerinde geçen bir söz
    • "Bulgurlu, buranın az öteciğine sığınmış, iraptan mahalsiz bir mahalle." (Sermet Muhtar Alus)
İRAN

  1. [isim] Güneybatı Asya'da bir ülke; başkenti Tahran
ŞAİR

Kelime Kökeni: Arapça şāʿir

  1. [isim] Şiir söyleyen veya yazan kimse; ozan
    • "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim." (Tevfik Fikret)
  2. [sıfat, mecaz] Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu (kimse)
    • "Şair ruhlu bir adam."
BİRİ

  1. [zamir] Bir tanesi
    • "Kurşun vınlayarak gidip bahçedeki ağaçlardan birine saplanmıştı." (Ayşe Kulin)
  2. Bilinmeyen, tanınmayan bir kimse
    • "İhtimal, hırsız Eşref'in hayranlarından biriydi." (Orhan Seyfi Orhon)
  3. Bilinen ancak adı söylenmeyen bir kimse
    • "Sen ben uyurken biri var uyumaz." (Cahit Sıtkı Tarancı)
KİRA

Kelime Kökeni: Arapça kirāʾ

  1. [isim] Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi; icar
    • "Eski kirayı yükseltiyorum, isterseniz gidin mahkemeye." (Çetin Altan)
  2. Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para
    • "Kira ile aldım, zaten bu yüzden de geciktim ya!" (Refik Halit Karay)
  3. Bu biçimde tutulan taşınmaz
    • "O zamana kadar kira köşelerinde sürünmekten bir tat, bin feryat, türlü sıkıntılara giriftar olmuşken..." (Halit Ziya Uşaklıgil)
DİRİ

  1. [sıfat] Bakınız canlı, ölü karşıtı
    • "Duydum, görmedimse de hortlayan ölüleri / Fakat hortlak diriden kimin vardır haberi?" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Güçlü olan; zinde
    • "Diri bir adam."
  3. Solmamış, pörsümemiş
    • "Diri çiçek. Diri yaprak."
  4. Gereği kadar pişmemiş
ECİR

Kelime Kökeni: Arapça ecr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sevap
    • "Bu sabrın ecri büyüktür." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Bakınız ücret
VİRE

  1. [isim, tarih] Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi; vere
    • "Şimdi vireyi reddedip teslim olmazsanız üç gün sonra susuzluktan öleceksiniz." (Ömer Seyfettin)
EMİR

Kelime Kökeni: Arapça emr

  1. [isim] Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz; buyruk, buyuru, ferman, irade
  2. [mecaz] Bakınız istek
    • "İkide birde dönüp benden bir emrim olup olmadığını soruyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [bitki bilimi] Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm
VİRA

Kelime Kökeni: İtalyanca vira

  1. [zarf] Bakınız aralıksız
    • "Vira söylüyor."
  2. [ünlem, denizcilik] Maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut
ŞİRE

Kelime Kökeni: Farsça şįre

  1. [isim] Bakınız şıra
  2. Bakınız şerbet
  3. [ağızlardan] Üzüm şırasından yapılan tatlı yiyecekler
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü