İçinde in olan 6 harfli 297 kelime var. İçerisinde İN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında in olan kelimeler listesine ya da Sonu in ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İKİNCİ
-
-
[sıfat]
İki sayısının sıra sıfatı
- "Yanlış tutumu yüzünden ikinci plana düştü."
-
Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen
- "Tevfik'in alçak gönüllü, hep ikinci planda kalma olgunluğundaki pişekârlığı Dümbüllü'ye sanatını en iyi değerlendirme olanağını sağlardı." (Haldun Taner)
-
Değer ve kalitece birinciden sonra gelen
- "Evde pişirip yedikleri çikolatanın kalitesi ikinci idi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yeni, bir başka
-
[isim]
Birinciden sonra gelen kimse veya nesne
- "İhtiyarın iki çocuğundan birini öldürdüler... İkincisini de öldürmeye kalktılar." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
İki sayısının sıra sıfatı
- İNİLTİ
-
-
[isim]
İnleme sesi
- "Yavaş yavaş kendine gelen anne, ıstıraplı iniltileri arasında itiraz ediyordu." (Peyami Safa)
-
[isim]
İnleme sesi
- İNANMA
-
-
[isim]
İnanmak işi
-
[isim]
İnanmak işi
- LİNEER
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Çizgilerle ilgili olan
-
Değişmesi bir doğru ile gösterilebilen
- "Lineer bir fonksiyon, birinci dereceden bir fonksiyondur."
-
[sıfat]
Çizgilerle ilgili olan
- SERGİN
-
-
[sıfat]
Serilmiş olan
-
Yatan (hasta)
-
[sıfat]
Serilmiş olan
- TEKVİN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Oluşturma, var etme, yaratış, yaratma
-
[isim]
Oluşturma, var etme, yaratış, yaratma
- BİKİNİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi
-
[isim]
Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi
- ORİJİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Soy sop
-
Köken, başlangıç, kaynak
-
[isim]
Soy sop
- GERGİN
-
-
[sıfat]
Gerilmiş durumda olan
- "Gergin tel. Gergin kiriş."
-
Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt)
- "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı." (Peyami Safa)
-
Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki)
- "Arkadaşımın kocasıyla arası gergin."
-
Huzursuz, sinirli
-
[sıfat]
Gerilmiş durumda olan
- ATEŞİN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Ateşli, coşkun
-
Ateş renginde olan
-
[sıfat]
Ateşli, coşkun
- BORİNA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat
-
[isim]
Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat
- BİNİCİ
-
-
[isim]
Ata binen kimse
-
[isim]
Ata binen kimse
- BİNLİK
-
-
[isim]
Bin birimden oluşan para
-
Yaklaşık olarak üç litrelik büyük şişe
-
[sıfat]
Bin tanesi bir arada olan
-
[isim]
Bin birimden oluşan para
- HİNTÇE
- ...
- İLİNEK
-
-
[isim]
Bir şeye zorunluluk sonucu bağlı olmayan, onun özünde bulunmayan, rastlantı ile olan nitelik, araz
-
[isim]
Bir şeye zorunluluk sonucu bağlı olmayan, onun özünde bulunmayan, rastlantı ile olan nitelik, araz
- VİTRİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir dükkân veya mağazanın sokaktan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri, sergen
- "Sarışın bir kız, pastacının vitrinine dikkatle bakıyordu." (Peyami Safa)
-
İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap
- "Vitrinin yan aynasında eşyayı seyreder gibi görünerek kendime de bakıyorum." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Bir dükkân veya mağazanın sokaktan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri, sergen
- İNEGÖL
- ...
- LAPİNA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık (Crenilabrus pavo)
-
[isim]
Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık (Crenilabrus pavo)
- ÇİRKİN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı
- "Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz)
- "Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim." (Ömer Seyfettin)
-
Karanlık, dalavereli, şüpheli
- "Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı
- NİKBİN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
İyimser
- "Zaten yaradılışı icabı çok nikbin bir gençti." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[sıfat]
İyimser