İçinde in olan 5 harfli 173 kelime var. İçerisinde İN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında in olan kelimeler listesine ya da sonu in ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ERKİN
-
-
[sıfat]
Bakınız liberal
-
[sıfat]
Bakınız liberal
- İÇKİN
-
-
[sıfat, felsefe]
Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan; mündemiç
-
Yalnızca bilinçten olan, yalnızca bilinç içeriği olarak var olan; mündemiç
-
Deney içinde kalan, deneyi aşmayan
-
Dünya içinde, dünyada olan
-
[sıfat, felsefe]
Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan; mündemiç
- BİNLİ
-
-
[sıfat]
Bin parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bin tane bulunan
-
[sıfat]
Bin parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bin tane bulunan
- YEMİN
-
Kelime Kökeni: Arapça yemīn
-
[isim]
Bakınız ant
-
[isim]
Bakınız ant
- LAKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça lākin
- ŞAHİN
-
Kelime Kökeni: Farsça şāhīn
-
[isim, hayvan bilimi]
Kartalgillerden, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarında yaşayan, 50-55 santimetre uzunluğunda yırtıcı bir kuş (Buteo buteo)
- "Bingöl bugün de şahinlerin yaylağı, çobanın uğrağı ve Türk'ün sevgisidir."
-
[isim, hayvan bilimi]
Kartalgillerden, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarında yaşayan, 50-55 santimetre uzunluğunda yırtıcı bir kuş (Buteo buteo)
- ÇETİN
-
-
[sıfat]
Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan; ağır, zorlu
- "Mühendislerin ayakları doğayı yokluyordu, onunla daha çetin bir savaşa hazırlanıyorlardı."
-
Aşılması zor olan
-
Karakteri yumuşak olmayan, geçimsiz, dik başlı olan
-
[sıfat]
Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan; ağır, zorlu
- KOŞİN
-
Kelime Kökeni: İngilizce cochin
-
[isim, hayvan bilimi]
Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı
-
[isim, hayvan bilimi]
Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı
- DİNGİ
-
Kelime Kökeni: İngilizce dingy
-
[isim, denizcilik]
Bir çifte kürekli küçük savaş gemisi sandalı
-
[isim, denizcilik]
Bir çifte kürekli küçük savaş gemisi sandalı
- BİNDİ
-
-
[isim]
Bakınız destek
-
[isim]
Bakınız destek
- DİZİN
-
-
[isim]
Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste; endeks, indeks, fihrist
-
Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser
-
Kütüphane, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste
-
[isim]
Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste; endeks, indeks, fihrist
- TAYİN
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿyīn
-
[isim]
Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme, kararlaştırma belirleme
- "Yola devam edilmesini tayin için sordu."
-
Bakınız atama
- "İstanbul'a tayinimi yaptırdım, hiç mi hiç karışmadılar."
-
[isim]
Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme, kararlaştırma belirleme
- EVSİN
-
-
[isim]
Bakınız öneze
- "Avcılar evsinler yapmışlardı ağaçlıkların arasında."
-
[isim]
Bakınız öneze
- OLEİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca oléine
-
[isim, kimya]
Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri
-
[isim, kimya]
Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri
- İNANÇ
-
-
[isim]
Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma; itikat
- "Bilhassa kadınlar arasında hurafeye inanç fazla buralarda."
-
Birine duyulan güven, inanma duygusu
-
İnanılan şey, görüş, öğreti
- "Kendi getirdikleri inançtan başka her şeye kapalıdır zevkleri."
-
[din bilimi]
Allah'a, bir dine inanma; akide (I), iman, itikat
- "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir."
-
[isim]
Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma; itikat
- EZGİN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Paraca durumu bozuk olan (kimse)
-
Çok cefa görmüş (kimse)
- "Emir, hüküm altında yetişmiş bir sığıntı olduğunu çekingen, ezgin tavrıyla daima belli ederdi."
-
Çürük, ezik (meyve)
-
[mecaz]
Sıkıntı veren
- "Bir gece önce çadırın kenarında dinlediğimiz o ezgin, baygın nağmeyi tutturdu."
-
[sıfat, ağızlardan]
Paraca durumu bozuk olan (kimse)
- FİNİŞ
-
Kelime Kökeni: İngilizce finish
- METİN
-
Kelime Kökeni: Arapça metn
-
[isim]
Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü; tekst
-
Basılı veya el yazması parça; tekst
- "Eserin Farsça metninin yazma nüshaları arasında da bazen oldukça büyük farklara tesadüf edilmektedir."
-
[isim]
Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü; tekst
- KÜTİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cutine
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde
- PİSİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca piscine
-
[isim]
Bakınız yüzme havuzu
- "Sadece kıyıdaki lüks kulüpte bir pisin vardı."
-
[isim]
Bakınız yüzme havuzu