İçinde ila olan 8 harfli 27 kelime var. İçerisinde İLA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ila olan kelimeler listesine ya da sonu ila ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İla Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ALİ, İLA
2 Harfli Kelimeler
AL, İL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PİLAVLIK
-
-
[sıfat]
Pilav yapmaya elverişli
- "Pilavlık pirinç."
-
[sıfat]
Pilav yapmaya elverişli
- SİLAHTAR
-
Kelime Kökeni: Arapça silāḥ + Farsça -dār
-
[isim, tarih]
Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerini korumakla, onların silahlarının bakımını muhafaza etmekle görevli kimse
-
[isim, tarih]
Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerini korumakla, onların silahlarının bakımını muhafaza etmekle görevli kimse
- İSTİLACI
-
-
[sıfat]
İstila eden (kimse, devlet)
-
[sıfat]
İstila eden (kimse, devlet)
- TEKİLACI
-
-
[isim]
Tekila yapıp satan kimse
-
Tekila içmeyi seven
-
[isim]
Tekila yapıp satan kimse
- TAHSİLAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīlāt
-
[isim, hukuk]
Alacakların ve vergilerin toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması
- "İstanbul’da ticaretin tahsilat günüydü cumalar."
-
[isim, hukuk]
Alacakların ve vergilerin toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması
- SİLAHŞOR
-
Kelime Kökeni: Arapça silāḥ + Farsça -şor
-
[isim]
Silah kullanmada usta olan kimse
-
[mecaz]
Bir ideolojiyi bağnaz bir biçimde savunan kimse
-
[isim]
Silah kullanmada usta olan kimse
- TEŞKİLAT
-
Kelime Kökeni: Arapça teşkīlāt
-
[isim]
Bakınız örgüt
- "Bu yüzden teşkilatı kendi çıkarları için kullanmaya tenezzül etmedi."
-
[isim]
Bakınız örgüt
- İLANIAŞK
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿlān + ʿaşḳ
-
[isim]
Karşı cinse aşkını bildirme işi
-
[isim]
Karşı cinse aşkını bildirme işi
- SEFİLANE
-
Kelime Kökeni: Arapça sefīl + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sefilce
- "Yalnız sefilane gebermemek için bir lokma ekmek, bir gayret..."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sefilce
- FİLARSIZ
-
-
[sıfat]
Fiları olmayan
-
[sıfat]
Fiları olmayan
- İLAVETEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿilāveten
-
[zarf]
Ek olarak, ek yoluyla, ekleyerek
- "Bunlara ilaveten çocukların getirilmesi için doktor, hemşire, seyyar karyola ve battaniye gönderilmesi konusunda çalışmalar da aralıksız devam eder."
-
[zarf]
Ek olarak, ek yoluyla, ekleyerek
- CAHİLANE
-
Kelime Kökeni: Arapça cāhil + Farsça -āne
-
[zarf]
Bakınız bilgisizce
- "İnkılaptan, hürriyetten gayet cahilane bahseder."
-
[zarf]
Bakınız bilgisizce
- HİLAFSIZ
-
-
[zarf]
Abartmaksızın
- "Köprünün üstünde hilafsız beş bin kişi vardı."
-
[zarf]
Abartmaksızın
- İTİLAFÇI
-
-
[isim]
Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse
-
Meşrutiyet Dönemi'nde Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse
- "Eski hocaların itilafçılarla birleşmek üzere olduğunu söyleyerek adamcağızı telaşa düşürmüşler."
-
[isim]
Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse
- GİLABURU
-
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yüksekliğinde bir ağaççık (Viburnum opulus)
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yüksekliğinde bir ağaççık (Viburnum opulus)
- BİLAHARE
-
Kelime Kökeni: Arapça bi'l-āḫire
-
[zarf]
Bakınız sonra
- "Bu işin bilahare daha etraflı bir şekilde düşünülerek arz edilmesi icap ettiğini söyleyince başını eğerek sustu."
-
[zarf]
Bakınız sonra
- TAHVİLAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥvīlāt
-
[isim, eskimiş]
Tahviller
- "... paraya karşı öyle kayıtsızmış ki bir gün kendisine ‘Crédit foncier Egyptien’ tahvilatı piyangosunun yüz bin franklık büyük ikramiyesi isabet etmiş de..."
-
[isim, eskimiş]
Tahviller
- TAFSİLAT
-
Kelime Kökeni: Arapça tafṣīlāt
-
[isim]
Bakınız ayrıntı
-
Ayrıntılı açıklama
- "Gaybubeti sırasında geçen hadiselere dair tafsilatı bir kere de kulaklarıyla dinlemek istiyor."
-
[isim]
Bakınız ayrıntı
- CİLALAMA
-
-
[isim]
Cilalamak işi
- "Gene de böylece düpedüz ozanın kendi esinlenmesi dışında kalan bazı konuları süslemeye ya da daha iyisi cilalamaya varılmasından korkmuyor musunuz?"
-
[isim]
Cilalamak işi
- İLAÇLAMA
-
-
[isim]
İlaçlamak işi
-
[isim]
İlaçlamak işi