İçinde ila olan 6 harfli 19 kelime var. İçerisinde İLA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ila olan kelimeler listesine ya da sonu ila ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İla Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ALİ, İLA
2 Harfli Kelimeler
AL, İL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VİLADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça vilādī
-
[sıfat, eskimiş]
Doğuştan (olan)
-
[sıfat, eskimiş]
Doğuştan (olan)
- CİLACI
-
-
[isim]
Cila yapan, eşyaya cila vuran kimse
- "Bir kimsenin rüyada cilacı yani gerek maden gerekse başka şeyleri cilalayan ve parlatan bir kimseyi görmesi, mülk veya bir devlet adamı olmakla tabir olunur."
-
[isim]
Cila yapan, eşyaya cila vuran kimse
- HİLALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça hilālī
-
[sıfat, eskimiş]
Hilal biçiminde olan
- "Başına hilalî bir sarık sarar, arkasına püfür püfür bir cüppe giyer"
-
[sıfat, eskimiş]
Hilal biçiminde olan
- AMİLAZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca amylase
-
[isim, kimya]
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim
-
[isim, kimya]
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim
- MANİLA
-
-
[isim]
Filipinler'in başkenti
-
[isim]
Filipinler'in başkenti
- İLAÇLI
-
-
[sıfat]
İçinde ilaç bulunan
-
İlaçlanmış
-
[sıfat]
İçinde ilaç bulunan
- İLANCI
-
-
[sıfat]
Ticari bir amaçla geniş topluluklara tanıtılmak istenen bir şeyi basın ve yayım yoluyla duyuran
-
[sıfat]
Ticari bir amaçla geniş topluluklara tanıtılmak istenen bir şeyi basın ve yayım yoluyla duyuran
- CİLALI
-
-
[sıfat]
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
- "Ev sahibi, cilalı basma resmi tablo yerine astı."
-
[sıfat]
Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış; mücella
- İTİLAF
-
Kelime Kökeni: Arapça iʾtilāf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız anlaşma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız anlaşma
- İLANEN
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿlānen
-
[zarf, eskimiş]
Duyuru yoluyla
-
[zarf, eskimiş]
Duyuru yoluyla
- BİİLAÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça bī + Arapça ʿilāc
-
[sıfat]
Bakınız ilaçsız
-
[zarf, mecaz]
Umutsuz olarak, çaresiz bir biçimde
- "Kim bilir, saat kaçlara kadar aç ve biilaç duracağız."
-
[sıfat]
Bakınız ilaçsız
- PİLAKİ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
İçine soğan, sarımsak, maydanoz, havuç vb. katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak yenen yemek
- "Balık pilakisi."
-
[sıfat, argo]
Aptal, ahmak
-
[isim]
İçine soğan, sarımsak, maydanoz, havuç vb. katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak yenen yemek
- TEKİLA
-
Kelime Kökeni: İngilizce tequila
-
[isim]
Sert bir Meksika içkisi
- "Yine öteki duvarı boydan boya kaplayan barda viski, şarap, rom, absent, likör, votka, rakı, konyak, bira, cin, tekila, şampanya şişeleri…"
-
[isim]
Sert bir Meksika içkisi
- FİLATO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca filato
-
[isim]
Çeşitli ağaç kaplamalarından elde edilen, tek veya çok renkli, dar ve uzun şeritler biçimdeki bir kaplama türü
- "Sedef şekilleri birbirinden ayıracak olan gümüş filatoyu tezgâhın üzerine bıraktı, gülümsedi."
-
[isim]
Çeşitli ağaç kaplamalarından elde edilen, tek veya çok renkli, dar ve uzun şeritler biçimdeki bir kaplama türü
- İPTİLA
-
Kelime Kökeni: Arapça ibtilāʾ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşkünlük
- "Süse ve mücevhere iptilasını anlatmak için yapılan mübalağalara inanmak lazım."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşkünlük
- MİLADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mīlādī
-
[sıfat]
Milada dayanan, milatla ilgili olan
-
[sıfat]
Milada dayanan, milatla ilgili olan
- İLARYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Gümüş balığının küçüğü
-
[isim, hayvan bilimi]
Gümüş balığının küçüğü
- İSTİLA
-
Kelime Kökeni: Arapça istīlāʾ
-
[isim]
Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme
- "İstanbul'a geldiğim zaman Habeşistan istilası başlamak üzereydi."
-
Bakınız kaplama
-
[isim]
Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme
- FANİLA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca flanella
-
[isim]
Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı; atlet
- "Nihat'ı birkaç fanila ile sımsıkı giydirerek bitişik odada, karyolaya oturttu."
-
[sıfat]
Yumuşak yünden örülmüş veya dokunmuş, hafif ve gevşek (kumaş)
- "Fanila örtü."
-
[isim]
Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı; atlet