İçinde il olan 5 harfli 176 kelime var. İçerisinde İL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında il olan kelimeler listesine ya da sonu il ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CAHİL

Kelime Kökeni: Arapça cāhil

  1. [sıfat] Öğrenim görmemiş, okumamış
    • "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bakınız bilgisiz
    • "Sansürcülerin çoğu cahil, tiyatrodan anlamaz kişilerdi." (Metin And)
  3. [ağızlardan] Deneyimsiz, toy olan (delikanlı veya kız)
BERİL

Kelime Kökeni: Fransızca béryl

  1. [isim, mineraloji] Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat
SAKİL

Kelime Kökeni: Arapça s̱aḳīl

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ağır
  2. Sıkıntı veren; sıkıntılı
  3. Çirkin, kaba, uyumsuz olan
  4. [isim, müzik] Türk müziğinde bir usul
MAİLE

Kelime Kökeni: Arapça māʾile

  1. [isim, eskimiş, coğrafya] Bakınız aklan
HAMİL

Kelime Kökeni: Arapça ḥāmil

  1. [sıfat, eskimiş] Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan
  2. [isim] Bakınız destek
İLMİK

  1. [isim] Bakınız ilmek (I)
HİLTİ

Kelime Kökeni: (Martin Hilti özel adından)

  1. [isim] Hava basıncıyla çalışan, beton kırıcı, delici alet
DEĞİL

  1. [edat] İsim cümlelerini olumsuz yapmak için kullanılan bir söz
    • "Ben kımıldayacak hâlde değilim." (Peyami Safa)
  2. Olumlu ve olumsuz çekimli fiiller üzerine gelerek olumlu fiilleri olumsuz, olumsuz fiilleri olumlu yapan bir söz
    • "Bu anı yaşamıyor değilim." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  3. [bağlaç] Özne veya tümleçleri ayrı ve biri olumlu, diğeri olumsuz iki cümleden birinin yüklemi yerine geçerek bulunduğu cümledeki bir hususu ret, diğerini kabul etmek için kullanılan bir söz
    • "Kahramanlıklarının kendilerine değil millete, orduya ait olduğunu söylerler." (Ömer Seyfettin)
  4. [bağlaç] Birincisi beklenen, ikincisi beklenmeyen bir durumu gösteren ve özne veya tümleçleri ayrı, yüklemleri aynı olan iki cümleden birincisinin yükleminin tekrar edilmemesini sağlayan bir söz
    • "Yalnız Şili’nin değil bütün geri kalmış ülkelerin dramına parmak basıyor." (Attilâ İlhan)
MİLAT

Kelime Kökeni: Arapça mīlād

  1. [isim] Hz. İsa'nın doğduğu gün
  2. [mecaz] Herhangi bir olayın başlangıcı
    • "Bütün uzay araştırmacıları için yepyeni bir milattı bugün." (Murathan Mungan)
MEYİL

Kelime Kökeni: Arapça meyl

  1. [isim] Eğiklik, eğim, akıntı
    • "Fazılpaşa Yokuşu'nda akşam olurken, tatlı bir meyille denize uzanan kırmızı damların üzeri kararır." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bakınız eğilim
  3. [mecaz] İlgi, gönül verme
    • "Beni görüp yönün öte döndürme / Yine gitmez meylim sendedir sende" (Pir Sultan Abdal)
NAKİL

Kelime Kökeni: Arapça naḳl

  1. [isim] Bir yerden alıp başka bir yere iletme
  2. Bakınız göç
    • "İşte, nakil masrafı da avucumda, diyerek otuz lirayı saydı." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Bir şeyi anlatma, söyleme, hikâye etme
  4. Devlet kurumlarında bir görev yerinden başka bir görev yerine gönderilme
  5. Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme
  6. Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme
SAHİL

Kelime Kökeni: Arapça sāḥil

  1. [isim] Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
    • "Üzerinde resmî elbise olduğu hâlde onu, sahile yanaşmış duran küçük ve meçhul bir sandala doğru ilerlerken görüyoruz." (Esat Mahmut Karakurt)
MİLAS

  1. [isim] Muğla iline bağlı ilçelerden biri
AFİLİ

  1. [sıfat] Karşıdakini etkilemek amacıyla abartılı davranış sergileyen
    • "Arabacı kırbacını afili bir tarzda şaklattı." (Orhan Seyfi Orhon)
MUHİL

Kelime Kökeni: Arapça muḫill

  1. [sıfat, eskimiş] Dokunan, bozan, ihlal eden
CİLVE

Kelime Kökeni: Farsça cilve

  1. [isim] Hoşa gitmek, ilgi çekmek için takınılan çekici, edalı davranış; işve
    • "Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Hoş ve latif bir şekilde görünme ortaya çıkma
  3. [mecaz] Göz alıcı hareketlilik
    • "Ressamın bu renk ve ışık cilvesi altındaki ana nesneyi bütün gerçeği ile kavraması her zaman kolay bir iş değildir." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  4. Bir olayın veya durumun bir kişiyi şaşırtan ve beklenmedik yanı
    • "Feleğin cilvesi çoktur, alın yazısını bozmaya çare yoktur." (Reşat Ekrem Koçu)
  5. Bakınız tecelli
    • "Yalnız ve yalnız Allah’ın cilvesi bu!.." (Necip Fazıl Kısakürek)
ETÇİL

  1. [sıfat, hayvan bilimi] Bakınız etobur
DİRİL

  1. [sıfat, biyoloji] Bakınız diriksel
İLAHE

Kelime Kökeni: Arapça ilāhe

  1. [isim] Bakınız tanrıça
TACİL

Kelime Kökeni: Arapça taʿcīl

  1. [isim, eskimiş] Acele ettirme
  2. Bakınız çabuklaştırma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü