İçinde il olan 5 harfli 176 kelime var. İçerisinde İL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında il olan kelimeler listesine ya da sonu il ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CAHİL
-
Kelime Kökeni: Arapça cāhil
-
[sıfat]
Öğrenim görmemiş, okumamış
- "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar."
-
Bakınız bilgisiz
- "Sansürcülerin çoğu cahil, tiyatrodan anlamaz kişilerdi."
-
[ağızlardan]
Deneyimsiz, toy olan (delikanlı veya kız)
-
[sıfat]
Öğrenim görmemiş, okumamış
- BERİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca béryl
-
[isim, mineraloji]
Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat
-
[isim, mineraloji]
Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat
- SAKİL
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱aḳīl
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ağır
-
Sıkıntı veren; sıkıntılı
-
Çirkin, kaba, uyumsuz olan
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde bir usul
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ağır
- MAİLE
-
Kelime Kökeni: Arapça māʾile
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız aklan
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız aklan
- HAMİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāmil
-
[sıfat, eskimiş]
Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan
-
[isim]
Bakınız destek
-
[sıfat, eskimiş]
Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan
- İLMİK
-
-
[isim]
Bakınız ilmek (I)
-
[isim]
Bakınız ilmek (I)
- HİLTİ
-
Kelime Kökeni: (Martin Hilti özel adından)
-
[isim]
Hava basıncıyla çalışan, beton kırıcı, delici alet
-
[isim]
Hava basıncıyla çalışan, beton kırıcı, delici alet
- DEĞİL
-
-
[edat]
İsim cümlelerini olumsuz yapmak için kullanılan bir söz
- "Ben kımıldayacak hâlde değilim."
-
Olumlu ve olumsuz çekimli fiiller üzerine gelerek olumlu fiilleri olumsuz, olumsuz fiilleri olumlu yapan bir söz
- "Bu anı yaşamıyor değilim."
-
[bağlaç]
Özne veya tümleçleri ayrı ve biri olumlu, diğeri olumsuz iki cümleden birinin yüklemi yerine geçerek bulunduğu cümledeki bir hususu ret, diğerini kabul etmek için kullanılan bir söz
- "Kahramanlıklarının kendilerine değil millete, orduya ait olduğunu söylerler."
-
[bağlaç]
Birincisi beklenen, ikincisi beklenmeyen bir durumu gösteren ve özne veya tümleçleri ayrı, yüklemleri aynı olan iki cümleden birincisinin yükleminin tekrar edilmemesini sağlayan bir söz
- "Yalnız Şili’nin değil bütün geri kalmış ülkelerin dramına parmak basıyor."
-
[edat]
İsim cümlelerini olumsuz yapmak için kullanılan bir söz
- MİLAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mīlād
-
[isim]
Hz. İsa'nın doğduğu gün
-
[mecaz]
Herhangi bir olayın başlangıcı
- "Bütün uzay araştırmacıları için yepyeni bir milattı bugün."
-
[isim]
Hz. İsa'nın doğduğu gün
- MEYİL
-
Kelime Kökeni: Arapça meyl
-
[isim]
Eğiklik, eğim, akıntı
- "Fazılpaşa Yokuşu'nda akşam olurken, tatlı bir meyille denize uzanan kırmızı damların üzeri kararır."
-
Bakınız eğilim
-
[mecaz]
İlgi, gönül verme
- "Beni görüp yönün öte döndürme / Yine gitmez meylim sendedir sende"
-
[isim]
Eğiklik, eğim, akıntı
- NAKİL
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳl
-
[isim]
Bir yerden alıp başka bir yere iletme
-
Bakınız göç
- "İşte, nakil masrafı da avucumda, diyerek otuz lirayı saydı."
-
Bir şeyi anlatma, söyleme, hikâye etme
-
Devlet kurumlarında bir görev yerinden başka bir görev yerine gönderilme
-
Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme
-
Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme
-
[isim]
Bir yerden alıp başka bir yere iletme
- SAHİL
-
Kelime Kökeni: Arapça sāḥil
-
[isim]
Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
- "Üzerinde resmî elbise olduğu hâlde onu, sahile yanaşmış duran küçük ve meçhul bir sandala doğru ilerlerken görüyoruz."
-
[isim]
Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
- MİLAS
-
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Muğla iline bağlı ilçelerden biri
- AFİLİ
-
-
[sıfat]
Karşıdakini etkilemek amacıyla abartılı davranış sergileyen
- "Arabacı kırbacını afili bir tarzda şaklattı."
-
[sıfat]
Karşıdakini etkilemek amacıyla abartılı davranış sergileyen
- MUHİL
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫill
-
[sıfat, eskimiş]
Dokunan, bozan, ihlal eden
-
[sıfat, eskimiş]
Dokunan, bozan, ihlal eden
- CİLVE
-
Kelime Kökeni: Farsça cilve
-
[isim]
Hoşa gitmek, ilgi çekmek için takınılan çekici, edalı davranış; işve
- "Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür."
-
[mecaz]
Hoş ve latif bir şekilde görünme ortaya çıkma
-
[mecaz]
Göz alıcı hareketlilik
- "Ressamın bu renk ve ışık cilvesi altındaki ana nesneyi bütün gerçeği ile kavraması her zaman kolay bir iş değildir."
-
Bir olayın veya durumun bir kişiyi şaşırtan ve beklenmedik yanı
- "Feleğin cilvesi çoktur, alın yazısını bozmaya çare yoktur."
-
Bakınız tecelli
- "Yalnız ve yalnız Allah’ın cilvesi bu!.."
-
[isim]
Hoşa gitmek, ilgi çekmek için takınılan çekici, edalı davranış; işve
- ETÇİL
-
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Bakınız etobur
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Bakınız etobur
- DİRİL
-
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız diriksel
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız diriksel
- İLAHE
-
Kelime Kökeni: Arapça ilāhe
-
[isim]
Bakınız tanrıça
-
[isim]
Bakınız tanrıça
- TACİL
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿcīl
-
[isim, eskimiş]
Acele ettirme
-
Bakınız çabuklaştırma
-
[isim, eskimiş]
Acele ettirme