İçinde id olan 5 harfli 38 kelime var. İçerisinde İD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında id olan kelimeler listesine ya da Sonu id ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CİDAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Duvar
-
Zar
-
[isim]
Duvar
- İDEAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ülkü
- "Büyük ideal sahiplerinin ilk kudretleri ketum oluşlarıdır." (Aka Gündüz)
-
[sıfat]
Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan
- "Benim de kendime mahsus ideal hayallerim olur." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Ülkü
- BİDON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap
-
[isim]
İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap
- DİDAR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Yüz, çehre
-
[isim]
Yüz, çehre
- SİDİK
-
-
[isim]
İdrar
- "Bodrum, şimdi keskin bir eski çamaşır, sidik kokusu içinde idi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
İdrar
- FİDYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Tutsak edilen veya rehin alınan bir kimsenin serbest bırakılması için istenen para, kurtulmalık, fidyeinecat
- "Baskı altında tutulduğunu bilip fidye vaat ederek seni kaçıracak birini aramışım." (Kemal Bilbaşar)
-
[isim]
Tutsak edilen veya rehin alınan bir kimsenin serbest bırakılması için istenen para, kurtulmalık, fidyeinecat
- İDDİA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sav
- "Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu." (Tarık Buğra)
- "Selim gözleriyle görmüş gibi iddia ediyor." (Peyami Safa)
- "Balkonda yan yana oturmuş, bir yandan tutulan ayı izlerken, bir yandan da iddiaya girmiştik." (Nazlı Eray)
-
Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme
- "Yazarlık iddiasında ama..."
-
[isim]
Sav
- KAİDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kural
- "Onları sıkmamak için bahçeyi terk etmek zarafetin en sade kaidelerindendi." (Halit Ziya Uşaklıgil)
-
Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne, ayaklık, duraç, taban, ayaklık
- "Güneşten yanmamış tarafı fil dişi bir sütunun kaidesine benziyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Kalça
-
[isim]
Kural
- ASİDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği
-
[isim]
Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği
- CİDAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Savaşma, cenk
-
Ağız kavgası, çekişme
-
[isim]
Savaşma, cenk
- AKİDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İnanç
- "Akidesini esvap gibi değiştirebilen, vicdanını adi bir eşya gibi satan insanlar bu dünyada az değildir." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
İnanç
- DİDİM
- ...
- İDAME
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sürdürme, devam ettirme
-
[isim]
Sürdürme, devam ettirme
- LİDYA
- ...
- GİDER
-
-
[isim]
Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf
- "Böylece temizleyici giderlerinden tasarruf ettiklerini sanırım." (Haldun Taner)
-
Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı
-
Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar
-
[isim]
Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf
- HİDİV
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan sonra Mısır valilerine verilen unvan
-
[isim]
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan sonra Mısır valilerine verilen unvan
- ABİDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Anıt
-
[isim]
Anıt
- CİDDİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Şaka olmayan, gerçek
- "Kısa zamanda yarı şaka, yarı ciddi tenkit edecek kadar yakınlaşmışlardı." (Tarık Buğra)
- "Halkımız sanatçıyı baştan beri pek ciddiye almaz, ona bir delişmen gözüyle bakar." (Tomris Uyar)
-
Ağırbaşlı
- "Ben onu pek ciddi bir genç olarak tanırım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Titizlik gösterilen, önem verilen
- "Bu dönemde yazara konu üzerinde vukuf, ciddi incelemeler şart koşulur." (Haldun Taner)
-
Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik
- "Hastalığımızın oldukça ciddi olduğuna işaret etmekten kendimizi alamadık." (Burhan Felek)
-
Eğlendirme amacı gütmeyen
-
Gülmeyen
- "O ciddi bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Güvenilir, sağlam, önemli
- "Ciddi bir gazetede genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[zarf]
Önem vererek, gerçek olarak
- "Size bunu ciddi söylüyorum, yalan değil!"
-
[zarf]
Güvenilir biçimde
- "Ciddi görünerek göze girmeye çalışıyormuş." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Şaka olmayan, gerçek
- HİDRA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Hidralar takımından, 1 cm uzunluğundaki, vücudu torba biçiminde, ağız çevresinde 6-10 dokunacı olan tatlı su hayvanı (Hydra)
-
[isim]
Hidralar takımından, 1 cm uzunluğundaki, vücudu torba biçiminde, ağız çevresinde 6-10 dokunacı olan tatlı su hayvanı (Hydra)
- MİDYE
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan (Mytilus)
-
[isim]
Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan (Mytilus)