İçinde ici olan 6 harfli 35 kelime var. İçerisinde İCİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ici olan kelimeler listesine ya da Sonu ici ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SEPİCİ
-
-
[isim]
Sepi işini yapan kimse, tabak (II), debbağ
-
[isim]
Sepi işini yapan kimse, tabak (II), debbağ
- SEÇİCİ
-
-
[sıfat]
Seçme işini yapan (kimse, kurul vb.)
-
[sıfat]
Seçme işini yapan (kimse, kurul vb.)
- MİRİCİ
- ...
- SİLİCİ
-
-
[isim]
Silip temizleme, düzeltme, parlatma vb. işleri yapan kimse
-
[isim]
Silip temizleme, düzeltme, parlatma vb. işleri yapan kimse
- ÇİZİCİ
-
-
[isim]
Tarlada haşhaş kozalaklarını afyon almak için çizen kimse
-
[isim]
Tarlada haşhaş kozalaklarını afyon almak için çizen kimse
- BİÇİCİ
-
-
[isim]
Biçme işini yapan kimse
-
[isim]
Biçme işini yapan kimse
- SAHİCİ
-
-
[sıfat]
Sahte olmayan, gerçek, yapma karşıtı
- "Sana tatlı ve sahici bir masal söyleyeyim de onu dinle!" (Sermet Muhtar Alus)
-
[sıfat]
Sahte olmayan, gerçek, yapma karşıtı
- ÇEKİCİ
-
-
[sıfat]
Çekme işini yapan
-
Alımlı
- "Necdet için bu öbüründen daha çekici değildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Kaza veya arıza yapan aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt
-
[sıfat]
Çekme işini yapan
- ÇİNİCİ
-
-
[isim]
Çini yapan veya satan kimse
-
[isim]
Çini yapan veya satan kimse
- GEÇİCİ
-
-
[sıfat]
Çok sürmeyen
- "Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim." (Peyami Safa)
-
Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı
- "Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım?" (Halide Edip Adıvar)
-
Bulaşan, bulaşıcı
-
[isim]
Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu
- "Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor." (Cenap Şehabettin)
-
[sıfat]
Çok sürmeyen
- YENİCİ
-
-
[sıfat]
Yenen, üstün gelen, mağlup eden
-
[sıfat]
Yenen, üstün gelen, mağlup eden
- İÇKİCİ
-
-
[isim]
İçki yapan veya satan kimse
-
[sıfat]
Ayyaş
- "Sayacı Abdullah içkici bir adamdı ama evine de düşkündü." (Reşat Enis)
-
[isim]
İçki yapan veya satan kimse
- DİKİCİ
-
-
[isim]
Tarımla uğraşan kimse, çiftçi
-
Sökük ayakkabıları onaran kimse
-
Yeni yapılan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse
-
Dikişçi
-
[isim]
Tarımla uğraşan kimse, çiftçi
- ESKİCİ
-
-
[isim]
Her türlü eski eşya alım satımıyla uğraşan kimse
-
Eskimiş ayakkabıları onaran kimse
-
[isim]
Her türlü eski eşya alım satımıyla uğraşan kimse
- BİNİCİ
-
-
[isim]
Ata binen kimse
-
[isim]
Ata binen kimse
- KESİCİ
-
-
[isim]
Kesme işini yapan kimse
- "Yol kesici."
-
Kasaplık hayvanları kesen kimse
-
Kesme işinde kullanılan araç
-
[isim]
Kesme işini yapan kimse
- BESİCİ
-
-
[isim]
Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse
-
[isim]
Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse
- SEVİCİ
-
-
[isim]
Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan kadın, lezbiyen
-
[isim]
Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan kadın, lezbiyen
- DELİCİ
-
-
[isim]
Delen, delme işini yapan kimse
-
[sıfat]
Çok etkili, etkileyici
- "Delici bakış."
-
[isim]
Delen, delme işini yapan kimse
- VERİCİ
-
-
[isim]
Veren, verme yanlısı kimse
- "Cahilden kral olur ama tarihe vesika verici olmaz." (Aka Gündüz)
-
Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse
-
Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı
- "Anten olursa verici istasyonları da kurulabilir." (Falih Rıfkı Atay)
-
Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse, donör
-
[isim]
Veren, verme yanlısı kimse