İçinde i olan 5 harfli 1742 kelime var. İçerisinde İ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında i harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu i harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ARİFE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün
- "Bazı ramazan ve bayram arifelerinde teyzelerim beni Eyüp'teki aile mezarlığına götürürlerdi." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün
- DİKİT
-
-
[isim]
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit
-
[isim]
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit
- EZGİN
-
-
[sıfat]
Paraca durumu bozuk olan (kimse)
-
Çok cefa görmüş (kimse)
- "Emir, hüküm altında yetişmiş bir sığıntı olduğunu çekingen, ezgin tavrıyla daima belli ederdi." (Refik Halit Karay)
-
Çürük, ezik (meyve)
-
Üzüntü veren
- "Bir gece önce çadırın kenarında dinlediğimiz o ezgin, baygın nağmeyi tutturdu." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[sıfat]
Paraca durumu bozuk olan (kimse)
- GİZLİ
-
-
[sıfat]
Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı
- "Gizli kapı. Gizli çekmece."
-
Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur
- "İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı." (Haldun Taner)
-
Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen
- "Gizli kuvvetler."
-
[zarf]
Saklı olarak, saklayarak
- "Mektubu senden gizli posta kutusuna attım." (Mahmut Yesari)
-
[sıfat]
Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı
- HİLAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay
-
Çocukların okuma öğrenmeye başladıklarında satır ve sözleri şaşırmamak için söz üzerinde gezdirdikleri ucu sivri, uzunca bir gösterme aracı
-
[isim]
Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay
- İBDAİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Orijinal
- "İbdai edebiyat."
-
[sıfat]
Orijinal
- KASTİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Bilerek, isteyerek yapılan
-
[zarf]
Kasıtlı olarak, bilerek, isteyerek
-
[sıfat]
Bilerek, isteyerek yapılan
- KİZİR
-
-
[isim]
Köy muhtarı yardımcısı
-
Köy kâhyası
-
Köy bekçisi
-
[isim]
Köy muhtarı yardımcısı
- LEHİM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı
-
Bu alaşımla yapılan işlem
-
[isim]
Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı
- RİMEL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara
- "Nihayet kirpiklerine de birer fırça rimel dokundurdu, onları da dikleştirdi." (Peyami Safa)
-
[isim]
Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara
- SALİP
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Haç
-
[isim]
Haç
- TERFİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Derece, makam bakımından yükselme
-
Yükseltme
- "Zafer üzerine orduda terfiler yapılmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Derece, makam bakımından yükselme
- EKSİK
-
-
[sıfat]
Bir bölümü olmayan, noksan, natamam
- "Bu kitap eksik, baş tarafı yok."
- "Sağ gözünden, güneş vurdukça sağa sola yansıyan tek gözlüğünü eksik etmezdi." (Atilla İlhan)
- "Köyde Nevin'i sevenler de eksik değildi." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Bir ufak sac mangal, kış yaz önünden eksik olmaz." (Memduh Şevket Esendal)
-
Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat
- "Bu sözü ağzından eksik etmez."
-
Az
- "Arada can sıkıntısından doğma kavgalar da hiç eksik değil..." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
İhtiyaç duyulan şey
- "Aklı sıra bu eksiğini biraz olsun doldurmaya çalışıyor." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Bir bölümü olmayan, noksan, natamam
- ERMİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kakım
-
[isim]
Kakım
- İHMAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme
- "Ama ben yaşımın toyluğuna kapılmış, ufak tefek ihmaller bulmuştum bu tercümede." (Yusuf Ziya Ortaç)
- "İstanbul'a inerken eldiven ve baston kullanmayı da ihmal etmez." (Haldun Taner)
-
[isim]
Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme
- İSLAV
- ...
- JİKLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet
-
[isim]
Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet
- KADİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Değer, kıymet, itibar
- "Hakikaten, insan sevdiklerinin kadrini yokluklarında anlıyor." (Peyami Safa)
- "Onun kadrini iyi bilenler de var." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak
- "Birinci kadirde on dokuz, ikincide elli yedi, üçüncüde yüz yetmiş dört yıldız bulunur."
-
[isim]
Değer, kıymet, itibar
- KOFTİ
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Sahtekâr, dolandırıcı kimse
- "Kofti ne kanundan kaçar ne nizamdan; kanunu da nizamı da kendisine uydurur." (Rıfat Ilgaz)
-
Değersiz, işe yaramaz kimse
- "Devlet iş sahaları açmazsa böyle koftiler türer, iş kıtlığında iş icat etmeye çalışırlar."
-
[isim]
Sahtekâr, dolandırıcı kimse
- NEŞİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yayma, dağıtma, saçma
-
Yayım
-
[isim]
Yayma, dağıtma, saçma