İçinde i olan 5 harfli 1742 kelime var. İçerisinde İ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında i harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu i harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARİFE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün
    • "Bazı ramazan ve bayram arifelerinde teyzelerim beni Eyüp'teki aile mezarlığına götürürlerdi." (Reşat Nuri Güntekin)

DİKİT

  1. [isim] Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit

EZGİN

  1. [sıfat] Paraca durumu bozuk olan (kimse)
  2. Çok cefa görmüş (kimse)
    • "Emir, hüküm altında yetişmiş bir sığıntı olduğunu çekingen, ezgin tavrıyla daima belli ederdi." (Refik Halit Karay)
  3. Çürük, ezik (meyve)
  4. Üzüntü veren
    • "Bir gece önce çadırın kenarında dinlediğimiz o ezgin, baygın nağmeyi tutturdu." (Osman Cemal Kaygılı)

GİZLİ

  1. [sıfat] Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı
    • "Gizli kapı. Gizli çekmece."
  2. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur
    • "İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı." (Haldun Taner)
  3. Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen
    • "Gizli kuvvetler."
  4. [zarf] Saklı olarak, saklayarak
    • "Mektubu senden gizli posta kutusuna attım." (Mahmut Yesari)

HİLAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay
  2. Çocukların okuma öğrenmeye başladıklarında satır ve sözleri şaşırmamak için söz üzerinde gezdirdikleri ucu sivri, uzunca bir gösterme aracı

İBDAİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Orijinal
    • "İbdai edebiyat."

KASTİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bilerek, isteyerek yapılan
  2. [zarf] Kasıtlı olarak, bilerek, isteyerek

KİZİR

  1. [isim] Köy muhtarı yardımcısı
  2. Köy kâhyası
  3. Köy bekçisi

LEHİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı
  2. Bu alaşımla yapılan işlem

RİMEL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara
    • "Nihayet kirpiklerine de birer fırça rimel dokundurdu, onları da dikleştirdi." (Peyami Safa)

SALİP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Haç

TERFİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Derece, makam bakımından yükselme
  2. Yükseltme
    • "Zafer üzerine orduda terfiler yapılmıştı." (Falih Rıfkı Atay)

EKSİK

  1. [sıfat] Bir bölümü olmayan, noksan, natamam
    • "Bu kitap eksik, baş tarafı yok."
    • "Sağ gözünden, güneş vurdukça sağa sola yansıyan tek gözlüğünü eksik etmezdi." (Atilla İlhan)
    • "Köyde Nevin'i sevenler de eksik değildi." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Bir ufak sac mangal, kış yaz önünden eksik olmaz." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat
    • "Bu sözü ağzından eksik etmez."
  3. Az
    • "Arada can sıkıntısından doğma kavgalar da hiç eksik değil..." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [isim] İhtiyaç duyulan şey
    • "Aklı sıra bu eksiğini biraz olsun doldurmaya çalışıyor." (Haldun Taner)

ERMİN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kakım

İHMAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme
    • "Ama ben yaşımın toyluğuna kapılmış, ufak tefek ihmaller bulmuştum bu tercümede." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "İstanbul'a inerken eldiven ve baston kullanmayı da ihmal etmez." (Haldun Taner)

İSLAV
...
JİKLE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet

KADİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Değer, kıymet, itibar
    • "Hakikaten, insan sevdiklerinin kadrini yokluklarında anlıyor." (Peyami Safa)
    • "Onun kadrini iyi bilenler de var." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak
    • "Birinci kadirde on dokuz, ikincide elli yedi, üçüncüde yüz yetmiş dört yıldız bulunur."

KOFTİ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Sahtekâr, dolandırıcı kimse
    • "Kofti ne kanundan kaçar ne nizamdan; kanunu da nizamı da kendisine uydurur." (Rıfat Ilgaz)
  2. Değersiz, işe yaramaz kimse
    • "Devlet iş sahaları açmazsa böyle koftiler türer, iş kıtlığında iş icat etmeye çalışırlar."

NEŞİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yayma, dağıtma, saçma
  2. Yayım

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü