İçinde i olan 4 harfli 636 kelime var. İçerisinde İ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında i harfi olan kelimeler listesine ya da sonu i harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AŞİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaşr
-
[isim, din bilimi]
Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri
-
[isim, din bilimi]
Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri
- UZVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿużvī
-
[sıfat, eskimiş]
Organla ilgili
- "Bu uzvi acı, onu galeyanın son raddesine getirerek ağlattı."
-
Bakınız organik
-
[sıfat, eskimiş]
Organla ilgili
- RİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça riḳʿa
-
[isim]
Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi
-
[isim]
Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi
- ASİL
-
Kelime Kökeni: Arapça aṣīl
-
[sıfat]
Bakınız soylu
- "Kaybettiğimiz bu asil adamın bizimle beraber çalışmasına hakikaten imkân yokmuş."
-
Yüce duygularla yapılan
- "... belki İttihatçı basından daha çok keder ve üzüntü gösterişi, Ahmet Kerim'e çok asil bir davranış gibi geldi."
-
[sıfat]
Bakınız soylu
- EŞİK
-
-
[isim]
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane
- "Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti."
-
Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer
- "Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de bilmiyorlardı."
-
[mecaz]
Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını
- "Dünya yeni bir ekonomik bunalımın eşiğinde."
-
[coğrafya]
Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar
-
[müzik]
Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü
-
[ruh bilimi]
Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta
-
[isim]
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane
- EZGİ
-
-
[isim, müzik]
Belli kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi; ahenk, haz, nağme, melodi, şanson
- "Pir Sultan ağzından bir ezgi okuyup tüm yürekleri kendine bağladı."
-
[müzik]
Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi
-
[mecaz]
Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi
-
[mecaz]
Bakınız tempo
- "Bundan böyle aynı ezgide sürüp gidemez."
-
[ağızlardan]
Bakınız sıkıntı
-
[isim, müzik]
Belli kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi; ahenk, haz, nağme, melodi, şanson
- İLLA
-
Kelime Kökeni: Arapça illā
-
[zarf]
Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun; ille, illaki
- "İlla seni evine kadar geçireceğim diye ayak diriyor."
-
Hele, özellikle
-
Bakınız kesinlikle
-
[zarf]
Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun; ille, illaki
- SAİK
-
Kelime Kökeni: Arapça sāʾiḳ
- ŞİKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca chiqué
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
-
[mecaz]
Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma; aldatma
- "Bu işte şike var."
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
- KOLİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca colis
-
[isim]
Posta paketi
-
İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket
- "Üst üste yığılmış kutular, açılmamış koliler arasında üstünkörü bir yaşam, geçici ve idareten."
-
[isim]
Posta paketi
- MUTİ
-
Kelime Kökeni: Arapça muṭīʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız itaatli
- "Genç Çerkez'in daima kendisine muti ve ikinci safta kalacağını ümit ederek dışarıdan gelin almamayı tercih etmişti."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız itaatli
- İLLE
-
-
[zarf, ağızlardan]
Bakınız illa
-
[zarf, ağızlardan]
Bakınız illa
- CİCİ
-
-
[sıfat]
Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
- "Ümit! Ah benim cici kardeşim."
-
[sıfat]
Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
- SİLİ
-
-
[isim]
Kilim, yünden dokunmuş yaygı
-
[isim]
Kilim, yünden dokunmuş yaygı
- DİZİ
-
-
[isim]
Bakınız sıra
- "İki dizi inci."
-
Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü; seri (I)
- "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."
-
Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra; sekans
- "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."
-
[dil bilgisi]
Bir söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilen ve karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün; paradigma
-
[askerlik]
Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler
-
[matematik]
Kurallı veya kuralsız olarak sıralanmış terimler takımı
-
[müzik]
Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü
-
[sinema, televizyon]
Bakınız dizi film
-
[isim]
Bakınız sıra
- İLEK
-
-
[isim]
İncirin döllenmesini sağlayan sinek
-
[isim]
İncirin döllenmesini sağlayan sinek
- EKTİ
-
-
[sıfat]
Her yiyeceği canı çeken
-
Bakınız asalak
-
Bakınız cimri
-
[isim]
Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk
-
[ağızlardan]
Arsız, yüzsüz, görgüsüz (kimse)
-
[ağızlardan]
Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu)
- "Ayol ihtiyarsan ne diye kızın arkasından ekti kuzu gibi dolaşıyorsun?"
-
[sıfat]
Her yiyeceği canı çeken
- İRSİ
-
Kelime Kökeni: Arapça irs̱ī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kalıtımsal
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız kalıtımsal
- GAHİ
-
Kelime Kökeni: Farsça gāhī
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız ara sıra
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız ara sıra
- TALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tālī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ikincil
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ikincil