İçinde i olan 4 harfli 636 kelime var. İçerisinde İ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında i harfi olan kelimeler listesine ya da sonu i harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AŞİR

Kelime Kökeni: Arapça ʿaşr

  1. [isim, din bilimi] Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri
UZVİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿużvī

  1. [sıfat, eskimiş] Organla ilgili
    • "Bu uzvi acı, onu galeyanın son raddesine getirerek ağlattı." (Peyami Safa)
  2. Bakınız organik
RİKA

Kelime Kökeni: Arapça riḳʿa

  1. [isim] Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi
ASİL

Kelime Kökeni: Arapça aṣīl

  1. [sıfat] Bakınız soylu
    • "Kaybettiğimiz bu asil adamın bizimle beraber çalışmasına hakikaten imkân yokmuş." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. Yüce duygularla yapılan
    • "... belki İttihatçı basından daha çok keder ve üzüntü gösterişi, Ahmet Kerim'e çok asil bir davranış gibi geldi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
EŞİK

  1. [isim] Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane
    • "Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti." (Tarık Buğra)
  2. Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer
    • "Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de bilmiyorlardı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. [mecaz] Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını
    • "Dünya yeni bir ekonomik bunalımın eşiğinde."
  4. [coğrafya] Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar
  5. [müzik] Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü
  6. [ruh bilimi] Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta
EZGİ

  1. [isim, müzik] Belli kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi; ahenk, haz, nağme, melodi, şanson
    • "Pir Sultan ağzından bir ezgi okuyup tüm yürekleri kendine bağladı." (Kemal Bilbaşar)
  2. [müzik] Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi
  3. [mecaz] Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi
  4. [mecaz] Bakınız tempo
    • "Bundan böyle aynı ezgide sürüp gidemez."
  5. [ağızlardan] Bakınız sıkıntı
İLLA

Kelime Kökeni: Arapça illā

  1. [zarf] Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun; ille, illaki
    • "İlla seni evine kadar geçireceğim diye ayak diriyor." (Haldun Taner)
  2. Hele, özellikle
  3. Bakınız kesinlikle
SAİK

Kelime Kökeni: Arapça sāʾiḳ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sebep
    • "Biz de bilirdik ki bu hilesinin saiki boş yere bir gösteriş merakı değildi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [felsefe, toplum bilimi] Bakınız güdü
ŞİKE

Kelime Kökeni: Fransızca chiqué

  1. [isim, spor] Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
  2. [mecaz] Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma; aldatma
    • "Bu işte şike var."
KOLİ

Kelime Kökeni: Fransızca colis

  1. [isim] Posta paketi
  2. İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket
    • "Üst üste yığılmış kutular, açılmamış koliler arasında üstünkörü bir yaşam, geçici ve idareten." (Elif Şafak)
MUTİ

Kelime Kökeni: Arapça muṭīʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız itaatli
    • "Genç Çerkez'in daima kendisine muti ve ikinci safta kalacağını ümit ederek dışarıdan gelin almamayı tercih etmişti." (Halide Edip Adıvar)
İLLE

  1. [zarf, ağızlardan] Bakınız illa
CİCİ

  1. [sıfat] Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden
    • "Ümit! Ah benim cici kardeşim." (Attilâ İlhan)
SİLİ

  1. [isim] Kilim, yünden dokunmuş yaygı
DİZİ

  1. [isim] Bakınız sıra
    • "İki dizi inci."
  2. Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü; seri (I)
    • "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra; sekans
    • "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."
  4. [dil bilgisi] Bir söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilen ve karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün; paradigma
  5. [askerlik] Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler
  6. [matematik] Kurallı veya kuralsız olarak sıralanmış terimler takımı
  7. [müzik] Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü
  8. [sinema, televizyon] Bakınız dizi film
İLEK

  1. [isim] İncirin döllenmesini sağlayan sinek
EKTİ

  1. [sıfat] Her yiyeceği canı çeken
  2. Bakınız asalak
  3. Bakınız cimri
  4. [isim] Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk
  5. [ağızlardan] Arsız, yüzsüz, görgüsüz (kimse)
  6. [ağızlardan] Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu)
    • "Ayol ihtiyarsan ne diye kızın arkasından ekti kuzu gibi dolaşıyorsun?" (Memduh Şevket Esendal)
İRSİ

Kelime Kökeni: Arapça irs̱ī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız kalıtımsal
GAHİ

Kelime Kökeni: Farsça gāhī

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız ara sıra
TALİ

Kelime Kökeni: Arapça tālī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ikincil
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü