İçinde hu olan 8 harfli 32 kelime var. İçerisinde HU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hu olan kelimeler listesine ya da sonu hu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEFAHHUS
-
Kelime Kökeni: Arapça tefaḥḥuṣ
-
[isim, eskimiş]
İnceden inceye araştırma
- "Vatanın inkişafında psikolojik tefahhus veya teninde hep onun açtığı perspektif vardır."
-
[isim, eskimiş]
İnceden inceye araştırma
- HUZUREVİ
-
-
[isim]
Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum; yaşlılar yurdu
-
[isim]
Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum; yaşlılar yurdu
- HURMALIK
-
-
[isim]
Hurma ağacı çok olan yer
- "Etraftaki hurmalıkta oturan taşralı halkın yekûnu da dört, beş bin kişiyi bulur."
-
[isim]
Hurma ağacı çok olan yer
- HUYLANIŞ
-
-
[isim]
Huylanmak işi
-
[isim]
Huylanmak işi
- HUYSUZCA
-
-
[sıfat]
Biraz huysuz
-
[zarf]
Huysuz bir biçimde
-
[sıfat]
Biraz huysuz
- DUHULİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça duḫūliyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız giriş ücreti
- "On kuruş duhuliyeyi toslayıp o da içeri girdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız giriş ücreti
- HUZURSUZ
-
-
[sıfat]
Huzuru olmayan, tedirgin; rahatsız
- "Parasız, arkadaşsız, huzursuz, düzensiz, yarı aç yarı tok bir yaşam sürdürüyorduk."
-
[zarf]
Tedirgin, rahatsız bir biçimde
- "Huzursuzluğum arttıkça uykuya sığınıyor, sonlarını hatırlayamadığım rüyalardan daha da huzursuz uyanıyorum."
-
[sıfat]
Huzuru olmayan, tedirgin; rahatsız
- HULUSKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫulūṣ + Farsça -kār
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz duygulu, gönlü temiz olan
-
[isim, mecaz]
Bakınız dalkavuk
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz duygulu, gönlü temiz olan
- HUMUSSUZ
-
-
[sıfat]
İçinde humus bulunmayan
-
[sıfat]
İçinde humus bulunmayan
- BUHURDAN
-
Kelime Kökeni: Arapça baḫūr + Farsça -dān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız buhurluk
- "Dağıtır gülleri boşlukta hava / Ve buhurdanda tüter amberler"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız buhurluk
- LAHURAKİ
-
-
[sıfat]
Lahor'da yapılan (bir tür şal kumaşı); lahuri
- "Hasan lahuraki kumaştan bir entariyi Fatma Hanım'a uzattı."
-
[sıfat]
Lahor'da yapılan (bir tür şal kumaşı); lahuri
- BERHUDAR
-
Kelime Kökeni: Farsça berḫūrdār
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız mutlu
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız mutlu
- MEÇHULAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mechūlāt
-
[isim, eskimiş]
Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler, meçhuller
-
[isim, eskimiş]
Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler, meçhuller
- CUMHURCA
-
-
[zarf]
Toplu olarak, hep birlikte
- "Bu çocuk kafilesi 'Allah Deyü Deyü' ilahisini cumhurca ırlayarak yola düzüldüler."
-
[zarf]
Toplu olarak, hep birlikte
- HUKUKSUZ
-
-
[sıfat]
Hukuka dayanmayan
-
[sıfat]
Hukuka dayanmayan
- HUKUKSAL
-
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız hukuki
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız hukuki
- HURDALIK
-
-
[isim]
Hurda yığını
-
Hurdanın atıldığı yer
-
[isim]
Hurda yığını
- HUYLULUK
-
-
[isim]
Huylu olma durumu
-
[isim]
Huylu olma durumu
- NEVZUHUR
-
Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça ẓuhūr
-
[sıfat]
Son zamanlarda ortaya çıkmış olan, yeni zuhur eden
- "Bu kadar eski bir medeniyet bölgesinin, dünyanın en kadim medeniyetinin, kendini böyle nevzuhur ve renksiz bir isimle yâd edecek hâle gelmesi dikkate şayan değil mi?"
-
[eskimiş]
Bakınız moda
- "Devlet adamları modaya nevzuhur der ve kadının giyimini bile sınırlamaya çalışırlardı."
-
[sıfat]
Son zamanlarda ortaya çıkmış olan, yeni zuhur eden
- SAHURLUK
-
-
[isim]
Sahurda yenecek şeyler
- "Naciye Hanım, her akşam iftarlığını, her gece sahurluğunu değirmi bir tepsinin içine kor, ayaklarının ucuna basarak musluğun yanına bırakırdı."
-
[sıfat]
Sahurda yemeye elverişli
-
[isim]
Sahurda yenecek şeyler