İçinde hu olan 8 harfli 32 kelime var. İçerisinde HU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hu olan kelimeler listesine ya da sonu hu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEFAHHUS

Kelime Kökeni: Arapça tefaḥḥuṣ

  1. [isim, eskimiş] İnceden inceye araştırma
    • "Vatanın inkişafında psikolojik tefahhus veya teninde hep onun açtığı perspektif vardır." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
HUZUREVİ

  1. [isim] Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum; yaşlılar yurdu
HURMALIK

  1. [isim] Hurma ağacı çok olan yer
    • "Etraftaki hurmalıkta oturan taşralı halkın yekûnu da dört, beş bin kişiyi bulur." (Falih Rıfkı Atay)
HUYLANIŞ

  1. [isim] Huylanmak işi
HUYSUZCA

  1. [sıfat] Biraz huysuz
  2. [zarf] Huysuz bir biçimde
DUHULİYE

Kelime Kökeni: Arapça duḫūliyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız giriş ücreti
    • "On kuruş duhuliyeyi toslayıp o da içeri girdi." (Haldun Taner)
HUZURSUZ

  1. [sıfat] Huzuru olmayan, tedirgin; rahatsız
    • "Parasız, arkadaşsız, huzursuz, düzensiz, yarı aç yarı tok bir yaşam sürdürüyorduk." (Ayla Kutlu)
  2. [zarf] Tedirgin, rahatsız bir biçimde
    • "Huzursuzluğum arttıkça uykuya sığınıyor, sonlarını hatırlayamadığım rüyalardan daha da huzursuz uyanıyorum." (Elif Şafak)
HULUSKAR

Kelime Kökeni: Arapça ḫulūṣ + Farsça -kār

  1. [sıfat, eskimiş] Temiz duygulu, gönlü temiz olan
  2. [isim, mecaz] Bakınız dalkavuk
HUMUSSUZ

  1. [sıfat] İçinde humus bulunmayan
BUHURDAN

Kelime Kökeni: Arapça baḫūr + Farsça -dān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız buhurluk
    • "Dağıtır gülleri boşlukta hava / Ve buhurdanda tüter amberler" (Arif Nihat Asya)
LAHURAKİ

  1. [sıfat] Lahor'da yapılan (bir tür şal kumaşı); lahuri
    • "Hasan lahuraki kumaştan bir entariyi Fatma Hanım'a uzattı." (Osman Cemal Kaygılı)
BERHUDAR

Kelime Kökeni: Farsça berḫūrdār

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız mutlu
MEÇHULAT

Kelime Kökeni: Arapça mechūlāt

  1. [isim, eskimiş] Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler, meçhuller
CUMHURCA

  1. [zarf] Toplu olarak, hep birlikte
    • "Bu çocuk kafilesi 'Allah Deyü Deyü' ilahisini cumhurca ırlayarak yola düzüldüler." (Yahya Kemal Beyatlı)
HUKUKSUZ

  1. [sıfat] Hukuka dayanmayan
HUKUKSAL

  1. [sıfat, hukuk] Bakınız hukuki
HURDALIK

  1. [isim] Hurda yığını
  2. Hurdanın atıldığı yer
HUYLULUK

  1. [isim] Huylu olma durumu
NEVZUHUR

Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça ẓuhūr

  1. [sıfat] Son zamanlarda ortaya çıkmış olan, yeni zuhur eden
    • "Bu kadar eski bir medeniyet bölgesinin, dünyanın en kadim medeniyetinin, kendini böyle nevzuhur ve renksiz bir isimle yâd edecek hâle gelmesi dikkate şayan değil mi?" (Cemil Meriç)
  2. [eskimiş] Bakınız moda
    • "Devlet adamları modaya nevzuhur der ve kadının giyimini bile sınırlamaya çalışırlardı." (Kemal Sülker)
SAHURLUK

  1. [isim] Sahurda yenecek şeyler
    • "Naciye Hanım, her akşam iftarlığını, her gece sahurluğunu değirmi bir tepsinin içine kor, ayaklarının ucuna basarak musluğun yanına bırakırdı." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Sahurda yemeye elverişli
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü