İçinde hu olan 7 harfli 32 kelime var. İçerisinde HU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hu olan kelimeler listesine ya da sonu hu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

THİMPHU

  1. [isim] Bhutan'ın başkenti
ZUHURAT

Kelime Kökeni: Arapça ẓuhūrāt

  1. [isim, eskimiş] Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular
    • "Meğer böyle zuhurat zamanlarında trafik arabaları ancak vilayet yolları dâhilinde gezermiş." (İhsan Sabri Çağlayangil)
  2. [mecaz] Karşılık beklemeden yapılan yardım
    • "Cahit Sıtkı, Şükran Lokantası’nın sahibi ile aydan aya hesap görmek üzere anlaşmıştı; bu yüzden, zuhurat bekleyen parasız arkadaşları buyur etmezdi masasına." (Melih Cevdet Anday)
HULAHOP

Kelime Kökeni: İngilizce hula hoop

  1. [isim] Genellikle sert plastikten büyük çember şeklinde yapılan, vücudun bel ve basen bölgesinde çevrilerek kullanılan çocuk oyuncağı ve spor aleti
NUHUSET

Kelime Kökeni: Arapça nuḥūset

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uğursuzluk
VEYAHUT

Kelime Kökeni: Arapça ve + Farsça yāḫõd

  1. [bağlaç] Bakınız veya
    • "Erkek aşkı öyle uçsuz bucaksızdır ki / Olmaz bunun sonuncusu veyahut ilki" (Enis Behiç Koryürek)
HUMBARA

Kelime Kökeni: Farsça ḫumbere

  1. [isim, tarih] Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan, yuvarlak bir bomba türü; kumbara
    • "Fakat tam eline almıştı ki, humbara patlayıverdi." (İhsan Oktay Anar)
HUSUMET

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūmet

  1. [isim] Hasım olma durumu
  2. Bakınız düşmanlık
HUŞUNET

Kelime Kökeni: Arapça ḫuşūnet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sertlik
  2. Bakınız kırıcılık
  3. Bakınız kabalık
    • "Ondan sonra tekrar ziyaretlerine gittiğim zaman da sertlik ve huşunet gösterdiler." (Necip Fazıl Kısakürek)
SUHULET

Kelime Kökeni: Arapça suhūlet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kolaylık
  2. Yumuşaklık, naziklik
  3. Uygun ortam
HUMMALI

  1. [sıfat] Humması olan
    • "Hummalı hasta."
  2. [mecaz] Sıkı, yoğun, hararetli
    • "Evde hummalı bir temizlik sürüyordu." (Adalet Ağaoğlu)
TESAHUP

Kelime Kökeni: Arapça teṣāḥub

  1. [isim, eskimiş] Bakınız benimseme
  2. Arkadaşlık etme
BEYHUDE

Kelime Kökeni: Farsça bīhūde

  1. [sıfat] Bakınız yararsız
    • "Onun için ben para istedikçe zinhar, beyhude muhaberelerle beni ve kendini yormayasın." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [zarf] Bakınız boşuna
    • "O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz." (Yahya Kemal Beyatlı)
HURUŞAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫurūşān

  1. [sıfat, eskimiş] Coşan, çağlayan
MERHUME

Kelime Kökeni: Arapça merḥūme

  1. [isim] Ölmüş Müslüman kadın; rahmetli, rahmetlik
    • "Merhumenin vasiyeti varmış, Karacaahmet'e defnolunacak." (Memduh Şevket Esendal)
HUDUTLU

  1. [sıfat] Bakınız sınırlı
HURDACI

  1. [isim] Hurda alıp satan kimse
SUHUNET

Kelime Kökeni: Arapça suḫūnet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sıcaklık
HUSUSEN

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣen

  1. [zarf] Bakınız özellikle
HUKUKÇU

  1. [isim, sıfat] Hukuku meslek edinen, hukukla uğraşan kimse; tüzeci
    • "Görsün bir hukukçuyu başından savmak kolay mı imiş!" (Memduh Şevket Esendal)
UHUVVET

Kelime Kökeni: Arapça uḫuvvet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kardeşlik
    • "Bu hırsızlık yüzünden konakta sanki bir nevi hürriyet, müsavat, uhuvvet ilan edilmişti." (Mithat Cemal Kuntay)
  2. [mecaz] Dostluk, bağlılık
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü