İçinde hu olan 5 harfli 36 kelime var. İçerisinde HU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hu olan kelimeler listesine ya da sonu hu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HUSUS

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣ

  1. [isim] Bakınız konu
    • "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar." (Ercüment Ekrem Talu)
HUMUS

Kelime Kökeni: Fransızca humus

  1. [isim, bitki bilimi] Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak
HUSYE

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣye

  1. [isim, anatomi] Bakınız taşak
HUTUT

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṭūṭ

  1. [isim, eskimiş] Çizgiler
    • "Köy evlerinin kızıl loşluğundan gece karanlığına geçerken keskin hututu eriyordu." (Halide Edip Adıvar)
HUZUR

Kelime Kökeni: Arapça ḥużūr

  1. [isim] Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı
    • "Fakat böyle bir zevk ve huzurun devam ve bekası olamaz." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız rahat
  3. Bakınız makam
    • "Ertesi sabah tutukluyu huzuruna çağırtıp ona düşüncesini söylediğinde hiç beklemediği bir karşılık aldı." (İhsan Oktay Anar)
  4. Önemli bir kişinin var olduğu, bulunduğu yer, o kişinin önü; kat (I)
    • "Huzura çıkmak."
  5. [eskimiş] Bir yerde bulunma; dergâh
    • "Bu sorunun konuşulması için sizin huzurunuz şarttır."
DUHUL

Kelime Kökeni: Arapça duḫūl

  1. [isim, eskimiş] İçeri girme
HUMOR

Kelime Kökeni: Fransızca humour

  1. [isim] Bakınız gülmece
    • "Bunca çatık kaşlılık arasında bilgelik, humor nasıl barınabilir?" (Tomris Uyar)
  2. Alay, dalga geçme, hafife alma, boş verme
    • "Güngörmüş, sakin, yavaş, düzenli bazen küçük bir humor nüansının bile sindiği bir tınısı var." (Haldun Taner)
SAHUR

Kelime Kökeni: Arapça saḥūr

  1. [isim] Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek
    • "Sonra sahur niyetine iki lokma bir şey yemek için otelin salonuna girdiğinde..." (Attilâ İlhan)
  2. Bu yemeğin yendiği vakit
HUDUT

Kelime Kökeni: Arapça ḥudūd

  1. [isim] Bakınız sınır
    • "Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [mecaz] Bir şeyin varabildiği en son nokta
HUKUK

Kelime Kökeni: Arapça ḥuḳūḳ

  1. [isim] Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü; tüze
    • "Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez." (Peyami Safa)
  2. Bu yasaları konu alan bilim
    • "Kaldı ki böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü
    • "Hukuk davası. Hukuk mahkemesi."
  4. Haklar
    • "Hukukumdan vazgeçmem."
  5. [mecaz] Ahbaplık, dostluk
    • "Hukukumuz doktor hasta ilişkisinden daha önemlisi kişiseldir, eski dostuz." (Aydın Boysan)
BİHUŞ

Kelime Kökeni: Farsça bīhūş

  1. [sıfat, eskimiş] Aklı başında olmayan, aklı başından gitmiş olan
  2. [zarf] Aklı başında olmayarak
    • "Tek tük gelip geçenlerin sesleriyle bihuş uyukladı." (Sait Faik Abasıyanık)
HUMAR

Kelime Kökeni: Arapça ḫumār

  1. [isim, eskimiş] İçki veya uyku sersemliği
TOHUM

Kelime Kökeni: Farsça tuḫm

  1. [isim, bitki bilimi] Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane; ekecek
    • "Bir bez parçasına sardığı boru çiçeği tohumlarını toprağa serpti." (İhsan Oktay Anar)
  2. [mecaz] Soy sop, döl, nesil, sülale
    • "Tohumu kurudu."
  3. [mecaz] Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey
    • "Ruhuna ve hafızasına serpilen bu tohumlar onda zamanla çiçeklerini açar ve meyvelerini verir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. [anatomi] Bakınız spermatozoit
BUHUR

Kelime Kökeni: Arapça baḫūr

  1. [isim] Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
  2. [eskimiş] Bakınız tütsü
    • "Standart düşünceye mumlar yakılan, buhurlar serpilen yurdumuzda, aydınla kitle arasında ummanlar var." (Cemil Meriç)
ZÜHUL

Kelime Kökeni: Arapça ẕuhūl

  1. [isim, eskimiş] İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme
    • "... burada bir zühul olduğu muhakkaktır." (Server Rifat İskit)
HUTBE

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṭbe

  1. [isim, din bilimi] Cuma namazından önce ve bayram namazından sonra hatibin minberde yaptığı öğüt niteliğindeki konuşma
HURRA

Kelime Kökeni: İngilizce hurray

  1. [ünlem] Kalabalık ve gürültülü hareketlenmeyi ifade eden söz
    • "Kostroma’da hurra tezgâhlara hücum ettik." (Tülin Tankut)
  2. Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan "yaşa" anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz
HURMA

Kelime Kökeni: Farsça ḫurmā

  1. [isim] Bakınız hurma ağacı
  2. Bu ağacın tatlı meyvesi
ŞUHUT

  1. [isim] Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
HURDA

Kelime Kökeni: Farsça ḫorde

  1. [isim] Eski maden parçası
    • "Sonra birdenbire duruluvermiş. Oturmuş demir hurdaların üstüne." (Nâzım Hikmet)
  2. [sıfat] Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş
  3. [sıfat] İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü