İçinde hu olan 5 harfli 36 kelime var. İçerisinde HU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hu olan kelimeler listesine ya da sonu hu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HUSUS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣ
-
[isim]
Bakınız konu
- "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar."
-
[isim]
Bakınız konu
- HUMUS
-
Kelime Kökeni: Fransızca humus
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak
- HUSYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣye
-
[isim, anatomi]
Bakınız taşak
-
[isim, anatomi]
Bakınız taşak
- HUTUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṭūṭ
-
[isim, eskimiş]
Çizgiler
- "Köy evlerinin kızıl loşluğundan gece karanlığına geçerken keskin hututu eriyordu."
-
[isim, eskimiş]
Çizgiler
- HUZUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥużūr
-
[isim]
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı
- "Fakat böyle bir zevk ve huzurun devam ve bekası olamaz."
-
Bakınız rahat
-
Bakınız makam
- "Ertesi sabah tutukluyu huzuruna çağırtıp ona düşüncesini söylediğinde hiç beklemediği bir karşılık aldı."
-
Önemli bir kişinin var olduğu, bulunduğu yer, o kişinin önü; kat (I)
- "Huzura çıkmak."
-
[eskimiş]
Bir yerde bulunma; dergâh
- "Bu sorunun konuşulması için sizin huzurunuz şarttır."
-
[isim]
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı
- DUHUL
-
Kelime Kökeni: Arapça duḫūl
-
[isim, eskimiş]
İçeri girme
-
[isim, eskimiş]
İçeri girme
- HUMOR
-
Kelime Kökeni: Fransızca humour
-
[isim]
Bakınız gülmece
- "Bunca çatık kaşlılık arasında bilgelik, humor nasıl barınabilir?"
-
Alay, dalga geçme, hafife alma, boş verme
- "Güngörmüş, sakin, yavaş, düzenli bazen küçük bir humor nüansının bile sindiği bir tınısı var."
-
[isim]
Bakınız gülmece
- SAHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça saḥūr
-
[isim]
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek
- "Sonra sahur niyetine iki lokma bir şey yemek için otelin salonuna girdiğinde..."
-
Bu yemeğin yendiği vakit
-
[isim]
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek
- HUDUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥudūd
-
[isim]
Bakınız sınır
- "Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben"
-
[mecaz]
Bir şeyin varabildiği en son nokta
-
[isim]
Bakınız sınır
- HUKUK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuḳūḳ
-
[isim]
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü; tüze
- "Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez."
-
Bu yasaları konu alan bilim
- "Kaldı ki böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı."
-
Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü
- "Hukuk davası. Hukuk mahkemesi."
-
Haklar
- "Hukukumdan vazgeçmem."
-
[mecaz]
Ahbaplık, dostluk
- "Hukukumuz doktor hasta ilişkisinden daha önemlisi kişiseldir, eski dostuz."
-
[isim]
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü; tüze
- BİHUŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça bīhūş
-
[sıfat, eskimiş]
Aklı başında olmayan, aklı başından gitmiş olan
-
[zarf]
Aklı başında olmayarak
- "Tek tük gelip geçenlerin sesleriyle bihuş uyukladı."
-
[sıfat, eskimiş]
Aklı başında olmayan, aklı başından gitmiş olan
- HUMAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫumār
-
[isim, eskimiş]
İçki veya uyku sersemliği
-
[isim, eskimiş]
İçki veya uyku sersemliği
- TOHUM
-
Kelime Kökeni: Farsça tuḫm
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane; ekecek
- "Bir bez parçasına sardığı boru çiçeği tohumlarını toprağa serpti."
-
[mecaz]
Soy sop, döl, nesil, sülale
- "Tohumu kurudu."
-
[mecaz]
Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey
- "Ruhuna ve hafızasına serpilen bu tohumlar onda zamanla çiçeklerini açar ve meyvelerini verir."
-
[anatomi]
Bakınız spermatozoit
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane; ekecek
- BUHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça baḫūr
-
[isim]
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
-
[eskimiş]
Bakınız tütsü
- "Standart düşünceye mumlar yakılan, buhurlar serpilen yurdumuzda, aydınla kitle arasında ummanlar var."
-
[isim]
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
- ZÜHUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕuhūl
-
[isim, eskimiş]
İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme
- "... burada bir zühul olduğu muhakkaktır."
-
[isim, eskimiş]
İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme
- HUTBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫuṭbe
-
[isim, din bilimi]
Cuma namazından önce ve bayram namazından sonra hatibin minberde yaptığı öğüt niteliğindeki konuşma
-
[isim, din bilimi]
Cuma namazından önce ve bayram namazından sonra hatibin minberde yaptığı öğüt niteliğindeki konuşma
- HURRA
-
Kelime Kökeni: İngilizce hurray
-
[ünlem]
Kalabalık ve gürültülü hareketlenmeyi ifade eden söz
- "Kostroma’da hurra tezgâhlara hücum ettik."
-
Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan "yaşa" anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz
-
[ünlem]
Kalabalık ve gürültülü hareketlenmeyi ifade eden söz
- HURMA
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫurmā
-
[isim]
Bakınız hurma ağacı
-
Bu ağacın tatlı meyvesi
-
[isim]
Bakınız hurma ağacı
- ŞUHUT
-
-
[isim]
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
- HURDA
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫorde
-
[isim]
Eski maden parçası
- "Sonra birdenbire duruluvermiş. Oturmuş demir hurdaların üstüne."
-
[sıfat]
Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş
-
[sıfat]
İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş
-
[isim]
Eski maden parçası