İçinde hs olan 9 harfli 15 kelime var. İçerisinde HS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hs olan kelimeler listesine ya da sonu hs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAHSULDAR
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl + Farsça -dār
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız verimli
- "İstediğiniz kadar cennet köyler, sevişen insanlar, mahsuldar topraklar tahayyül edebiliriz."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız verimli
- BAHSETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça baḥs̱ + Türkçe etmek
-
[-den]
Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak
- "Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim."
-
[-den]
Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak
- RUHSATSIZ
-
-
[sıfat]
Yapılması, kullanılması vb. için gerekli izni olmayan, ruhsatı olmayan
-
[zarf]
İzin almadan
- "Kim bu ruhsatsız lafa karışan çarliston marka kereste?"
-
[sıfat]
Yapılması, kullanılması vb. için gerekli izni olmayan, ruhsatı olmayan
- İHSANGAZİ
-
-
[isim]
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
- MÜSTAHSİL
-
Kelime Kökeni: Arapça mustaḥṣil
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız üretici
- "İyi bir maarif siyasetiyle her çocuk hem kendisini hem memleketi kalkındıracak bir müstahsil olarak yetiştirilebilir."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız üretici
- İHSASIREY
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥsās + re´y
-
[isim, eskimiş]
Görüş veya kararı önceden hissettirme, oyu önceden açıklama
- "Bu beyanat bir mahkeme üyesine yakışmayacak soydan siyasi bir ağız ve bu arada ‘ihsasırey’ yani kararı evvelden hissettirme tavrı belirtse de Âtıf hocanın suçsuz olduğuna dair açık bir vicdan fotoğrafından başka bir şey değildi."
-
[isim, eskimiş]
Görüş veya kararı önceden hissettirme, oyu önceden açıklama
- RUHSATİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣatiyye
-
[isim, eskimiş]
Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi dolayısıyla alınan para
- "Pazar ruhsatiyesi yüzünden belediye ile esnaf arasındaki ihtilaf malum."
-
[isim, eskimiş]
Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi dolayısıyla alınan para
- TEMBİHSİZ
-
-
[sıfat]
Hatırlatılmamış, tembih edilmemiş
-
[sıfat]
Hatırlatılmamış, tembih edilmemiş
- MAHSUSTAN
-
-
[zarf]
İsteyerek, özellikle
- "Eve gelmeden her zamanki yolumdan saptım ve ıhlamurların altından geçtim, mahsustan."
-
[zarf]
İsteyerek, özellikle
- SULHSEVER
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣulḥ + Türkçe sever
-
[sıfat]
Bakınız barışsever
- "Osmanlı Devleti’nin sulhsever duygularına hitap etmek isteriz!.."
-
[sıfat]
Bakınız barışsever
- RUHSALLIK
-
-
[isim]
Ruhsal olma durumu
-
[isim]
Ruhsal olma durumu
- PERDAHSIZ
-
-
[sıfat]
Parlatılmamış, perdahı olmayan
-
[sıfat]
Parlatılmamış, perdahı olmayan
- MAHSUSLUK
-
-
[isim]
Mahsus (I) olma durumu; özgülük
-
[isim]
Mahsus (I) olma durumu; özgülük
- TAHSİLDAR
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl + Farsça -dār.
-
[isim]
Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse; alımcı
-
Vergi toplayan görevli; alımcı, vergici
- "Tahsildar köye gelip muhtarın evine postu atar, mutlak bir hâkimiyet kurarak kara kaplı kocaman resmî defterini dizlerinin üstüne koyarak birinci haneden başlayarak işe koyulurdu."
-
[isim]
Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse; alımcı
- RUHSUZLUK
-
-
[isim]
Ruhsuz olma durumu
-
[isim]
Ruhsuz olma durumu