İçinde hs olan 9 harfli 15 kelime var. İçerisinde HS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hs olan kelimeler listesine ya da sonu hs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAHSULDAR

Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl + Farsça -dār

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız verimli
    • "İstediğiniz kadar cennet köyler, sevişen insanlar, mahsuldar topraklar tahayyül edebiliriz." (Sait Faik Abasıyanık)
BAHSETMEK

Kelime Kökeni: Arapça baḥs̱ + Türkçe etmek

  1. [-den] Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak
    • "Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim." (Ahmet Kabaklı)
RUHSATSIZ

  1. [sıfat] Yapılması, kullanılması vb. için gerekli izni olmayan, ruhsatı olmayan
  2. [zarf] İzin almadan
    • "Kim bu ruhsatsız lafa karışan çarliston marka kereste?" (Haldun Taner)
İHSANGAZİ

  1. [isim] Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
MÜSTAHSİL

Kelime Kökeni: Arapça mustaḥṣil

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız üretici
    • "İyi bir maarif siyasetiyle her çocuk hem kendisini hem memleketi kalkındıracak bir müstahsil olarak yetiştirilebilir." (Mehmet Kaplan)
İHSASIREY

Kelime Kökeni: Arapça iḥsās + re´y

  1. [isim, eskimiş] Görüş veya kararı önceden hissettirme, oyu önceden açıklama
    • "Bu beyanat bir mahkeme üyesine yakışmayacak soydan siyasi bir ağız ve bu arada ‘ihsasırey’ yani kararı evvelden hissettirme tavrı belirtse de Âtıf hocanın suçsuz olduğuna dair açık bir vicdan fotoğrafından başka bir şey değildi." (Necip Fazıl Kısakürek)
RUHSATİYE

Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣatiyye

  1. [isim, eskimiş] Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi dolayısıyla alınan para
    • "Pazar ruhsatiyesi yüzünden belediye ile esnaf arasındaki ihtilaf malum." (Nâzım Hikmet)
TEMBİHSİZ

  1. [sıfat] Hatırlatılmamış, tembih edilmemiş
MAHSUSTAN

  1. [zarf] İsteyerek, özellikle
    • "Eve gelmeden her zamanki yolumdan saptım ve ıhlamurların altından geçtim, mahsustan." (Tarık Dursun K)
SULHSEVER

Kelime Kökeni: Arapça ṣulḥ + Türkçe sever

  1. [sıfat] Bakınız barışsever
    • "Osmanlı Devleti’nin sulhsever duygularına hitap etmek isteriz!.." (Necip Fazıl Kısakürek)
RUHSALLIK

  1. [isim] Ruhsal olma durumu
PERDAHSIZ

  1. [sıfat] Parlatılmamış, perdahı olmayan
MAHSUSLUK

  1. [isim] Mahsus (I) olma durumu; özgülük
TAHSİLDAR

Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl + Farsça -dār.

  1. [isim] Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse; alımcı
  2. Vergi toplayan görevli; alımcı, vergici
    • "Tahsildar köye gelip muhtarın evine postu atar, mutlak bir hâkimiyet kurarak kara kaplı kocaman resmî defterini dizlerinin üstüne koyarak birinci haneden başlayarak işe koyulurdu." (Ali Kurdoğlu)
RUHSUZLUK

  1. [isim] Ruhsuz olma durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü