İçinde hs olan 8 harfli 29 kelime var. İçerisinde HS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hs olan kelimeler listesine ya da sonu hs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İŞTAHSIZ
-
-
[sıfat]
Yemek yeme isteği olmayan; boğazsız
- "Hizmet erim sefer tasıyla akşam yemeğini getirdi. İştahsızım. Yemeğin tadı tuzu yok."
-
[mecaz]
İsteksiz, arzusuz olan
-
[sıfat]
Yemek yeme isteği olmayan; boğazsız
- MİZAHSIZ
-
-
[sıfat]
Mizah içermeyen
-
[zarf]
Mizah olmadan
- "Çeyrek yüzyılı aşkın bir süre mizahsız yaşamış bir başka ülke daha var mı acaba?"
-
[sıfat]
Mizah içermeyen
- TAHSİSAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣāt
-
[isim]
Bir iş için ayrılmış para
-
Bir kimseye, bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para; ödenek
- "Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye bir lakırtı çıkardılar."
-
[isim]
Bir iş için ayrılmış para
- İHSANİYE
-
-
[isim]
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri
- TAHSİSEN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫṣįṣen
-
[zarf]
Tahsis yoluyla
-
Bakınız özellikle
-
[zarf]
Tahsis yoluyla
- MAHSUSEN
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız özellikle
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız özellikle
- KÜLAHSIZ
-
-
[sıfat]
Külahı olmayan
-
[sıfat]
Külahı olmayan
- İSTİHSAL
-
Kelime Kökeni: Arapça istiḥṣāl
-
[isim, eskimiş]
Elde etme
-
Bakınız üretim
- "Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir."
-
[isim, eskimiş]
Elde etme
- TARİHSEL
-
-
[sıfat]
Tarihe dair, tarihle ilgili; tarihî
- "Bir ülkenin tarihsel varlığı, onun sahip olduğu ölçülemez bir değerler kalıtımıdır."
-
[sıfat]
Tarihe dair, tarihle ilgili; tarihî
- TALİHSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız bahtsız
- "Alın yazısı bu masum ve talihsizi idama mahkûm etmişti."
-
[sıfat]
Bakınız bahtsız
- TAHSİLAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīlāt
-
[isim, hukuk]
Alacakların ve vergilerin toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması
- "İstanbul’da ticaretin tahsilat günüydü cumalar."
-
[isim, hukuk]
Alacakların ve vergilerin toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması
- TARİHSİZ
-
-
[sıfat]
Tarihi yazılmamış, yazıldığı gün, ay veya yıl belirtilmemiş
- "Kudret Bey’in elinde kaç tane tarihsiz, rakam yeri açık senet var, Sevil’in imzası ile biliyor musun sen?"
-
Tarihi olmayan, uzun bir geçmişi olmayan
-
[sıfat]
Tarihi yazılmamış, yazıldığı gün, ay veya yıl belirtilmemiş
- SİLAHSIZ
-
-
[sıfat]
Silahı olmayan
-
[zarf]
Silahı olmadan
- "Silahsız kaldık, köylüler bize dipçik, üvendire, nacak yetiştirdi."
-
[sıfat]
Silahı olmayan
- VUZUHSUZ
-
-
[sıfat]
Bakınız belirsiz
-
[sıfat]
Bakınız belirsiz
- ŞAHSİLİK
-
-
[isim]
Bakınız kişisellik
-
[isim]
Bakınız kişisellik
- TAHSİSLİ
-
-
[sıfat]
Bir şeye özgü kılınmış, bir şeye ayrılmış
-
[sıfat]
Bir şeye özgü kılınmış, bir şeye ayrılmış
- BAHSETME
-
-
[isim]
Bahsetmek işi
- "Hatta ben, bazı şairlerimizin gülden, çiçekten, aşktan ve büyüleyen gözlerden bahsetmelerine şaşarım, çok şaşarım."
-
[isim]
Bahsetmek işi
- MAHSULAT
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūlāt
-
[isim, eskimiş]
Ürünler
-
[mecaz]
Ortaya çıkan, elde edilen şeyler
-
[isim, eskimiş]
Ürünler
- GÜNAHSIZ
-
-
[sıfat]
Günahı veya suçu olmayan; yazıksız, bigünah
- "Bombalar patlar ve günahsız insanlar göz göre göre öldürülür veya sakatlanırken gazetelerdeki iri başlıklar ve haber bültenlerine öylesine alıştık ki kılımız bile kıpırdamıyor artık."
-
[zarf]
Günahı veya suçu olmadan
- "Silahçı Tahsin günahsız gitti fakat sonra, onu gönderenlerin ebedî günahları, tarihin ebedî sayfalarına geçti."
-
[sıfat]
Günahı veya suçu olmayan; yazıksız, bigünah
- MAHSUBEN
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥsūben
-
[zarf]
Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere
- "Bazen sıkışınca da ileride getireceği reklamlara mahsuben avans olarak şarap istiyordu."
-
[zarf]
Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere