İçinde hs olan 6 harfli 13 kelime var. İçerisinde HS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hs olan kelimeler listesine ya da sonu hs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAHSİN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥsįn
-
[isim]
Güzel bulup takdir etme
-
[ünlem]
Aferin, bravo
-
[isim]
Güzel bulup takdir etme
- TAHSİS
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣ
-
[isim]
Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
-
[isim]
Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
- MAHSUL
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl
- MAHSUP
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥsūb
-
[sıfat]
Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş
-
[sıfat]
Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş
- MAHSUR
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūr
-
[sıfat]
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
-
[sıfat]
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
- MAHSUS
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣ
-
[sıfat]
Bakınız özgü
- "Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir."
-
Biri veya bir şey için ayrılmış; münhasır
- "Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz."
-
Bakınız özel
- "Kayseri'nin sayın valisine, mahsus selam ederim."
-
[zarf]
Bakınız özellikle
- "Fakat Cemile mahsus evime geldi, ellerimi öperek yalvardı."
-
[zarf]
Bilerek, isteyerek, kasten
- "Kapıyı mahsus açık bırakmıştı."
-
[zarf]
Bakınız şakadan
- "Ciddi mi yapıyordu, mahsus mu söylüyordu, aptallık veya hilekârlık mıydı, bunları da anlayamadım."
-
[sıfat]
Bakınız özgü
- MIHSIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız çivisiz
-
[sıfat]
Bakınız çivisiz
- RUHSAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣat
-
[isim]
Bakınız izin
- "Resmî ruhsat tezkeresi dosyamda mevcuttur."
-
Bakınız ruhsatname
- "Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır."
-
[isim]
Bakınız izin
- ŞAHSEN
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣen
-
[zarf]
Aracısız, kendi (kendim, kendin ...) olarak; bizzat
- "İngiltere sefiri, kendi devletinin prensibini burada şahsen de takip ediyor."
-
Tanışmadan, dış görünüşü ile
-
[zarf]
Aracısız, kendi (kendim, kendin ...) olarak; bizzat
- RUHSUZ
-
-
[sıfat]
Cansız, güçsüz, etkisiz, miskin
-
[sıfat]
Cansız, güçsüz, etkisiz, miskin
- RUHSAL
-
-
[sıfat]
Maddeyle ilgisi olmayan, ruhla ilgili olan; ruhi, tinsel, spiritüel
-
Ruh bilimi ile ilgili; psikolojik
-
Bir grubun veya bir bireyin davranış, düşünce ve duygulanma biçimleriyle ilgili; psikolojik
-
[sıfat]
Maddeyle ilgisi olmayan, ruhla ilgili olan; ruhi, tinsel, spiritüel
- ZIHSIZ
-
-
[sıfat]
Zıhı olmayan
-
[sıfat]
Zıhı olmayan
- TAHSİL
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl
-
[isim]
Parayı alma, toplama
- "İcra yoluyla tahsile gideriz, o sonra parasını geri alır."
-
Bakınız öğrenim
- "Bir taraftan tahsile koşarken bir taraftan da bu memuriyetine devam ediyordu."
-
Ele geçirme, kazanma
-
[isim]
Parayı alma, toplama