İçinde hs olan 6 harfli 13 kelime var. İçerisinde HS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hs olan kelimeler listesine ya da sonu hs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAHSİN

Kelime Kökeni: Arapça taḥsįn

  1. [isim] Güzel bulup takdir etme
  2. [ünlem] Aferin, bravo
TAHSİS

Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣ

  1. [isim] Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
MAHSUL

Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl

  1. [isim] Bakınız ürün
    • "Ankara'ya geldiği zaman Hacı Bayram'ı müritleriyle ovada mahsul toplarken görür." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Bakınız verim
  3. [mecaz] Ortaya çıkan, elde edilen şey
    • "Her yeni âlem bir eski kıyametin mahsulü değil midir?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
MAHSUP

Kelime Kökeni: Arapça maḥsūb

  1. [sıfat] Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş
MAHSUR

Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūr

  1. [sıfat] Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
MAHSUS

Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣ

  1. [sıfat] Bakınız özgü
    • "Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Biri veya bir şey için ayrılmış; münhasır
    • "Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz." (Namık Kemal)
  3. Bakınız özel
    • "Kayseri'nin sayın valisine, mahsus selam ederim." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  4. [zarf] Bakınız özellikle
    • "Fakat Cemile mahsus evime geldi, ellerimi öperek yalvardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [zarf] Bilerek, isteyerek, kasten
    • "Kapıyı mahsus açık bırakmıştı." (Attilâ İlhan)
  6. [zarf] Bakınız şakadan
    • "Ciddi mi yapıyordu, mahsus mu söylüyordu, aptallık veya hilekârlık mıydı, bunları da anlayamadım."
MIHSIZ

  1. [sıfat] Bakınız çivisiz
RUHSAT

Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣat

  1. [isim] Bakınız izin
    • "Resmî ruhsat tezkeresi dosyamda mevcuttur." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız ruhsatname
    • "Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır." (Nâzım Hikmet)
ŞAHSEN

Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣen

  1. [zarf] Aracısız, kendi (kendim, kendin ...) olarak; bizzat
    • "İngiltere sefiri, kendi devletinin prensibini burada şahsen de takip ediyor." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Tanışmadan, dış görünüşü ile
RUHSUZ

  1. [sıfat] Cansız, güçsüz, etkisiz, miskin
RUHSAL

  1. [sıfat] Maddeyle ilgisi olmayan, ruhla ilgili olan; ruhi, tinsel, spiritüel
  2. Ruh bilimi ile ilgili; psikolojik
  3. Bir grubun veya bir bireyin davranış, düşünce ve duygulanma biçimleriyle ilgili; psikolojik
ZIHSIZ

  1. [sıfat] Zıhı olmayan
TAHSİL

Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl

  1. [isim] Parayı alma, toplama
    • "İcra yoluyla tahsile gideriz, o sonra parasını geri alır." (Burhan Felek)
  2. Bakınız öğrenim
    • "Bir taraftan tahsile koşarken bir taraftan da bu memuriyetine devam ediyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Ele geçirme, kazanma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü