İçinde he olan 8 harfli 69 kelime var. İçerisinde HE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında he olan kelimeler listesine ya da sonu he ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

He Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E H

2 Harfli Kelimeler

EH, HE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HEMŞEHRİ

Kelime Kökeni: Farsça hemşehrī

  1. [isim] Bakınız memleketli
    • "Hemşehrileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi." (Refik Halit Karay)
HEKİMHAN

  1. [isim] Malatya iline bağlı ilçelerden biri
HEKİMLİK

  1. [isim] Hekim olma durumu; doktorluk, tabiplik
HEMOROİT

Kelime Kökeni: Fransızca hémorroïde

  1. [isim, tıp] Bakınız basur
MEZHEPÇİ

  1. [isim] Mezhep yanlısı olan kimse
CEHENNEM

Kelime Kökeni: Arapça cehennem

  1. [isim, din bilimi] Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer; tamu
    • "Cennet, cehennem, ahiret, ebedî hayat hayallerine bir daha dönmesine imkân yoktu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [mecaz] Çok sıkıntılı yer
TEHEYYÜÇ

Kelime Kökeni: Arapça teheyyuc

  1. [isim, eskimiş] Bakınız heyecan
    • "Genç kızın kızarmış yüzünde teheyyüç görünüyordu." (Peyami Safa)
METHETME

  1. [isim] Methetmek işi
    • "Boksör Vehip, onun mektupta kendini methetmesine hak vermişti." (Reşat Nuri Güntekin)
HELALLİK

  1. [isim, eskimiş] Nikâhlı eş
  2. Helal olan şey
FETHETME

  1. [isim] Fethetmek işi
    • "İçindeki her şeyle birlikte dünyayı fethetmeye artık kendilerini hazır hissediyorlardı." (İhsan Oktay Anar)
HEYHEYLİ

  1. [sıfat] Heyheyleri üstünde olan, sinirleri bozuk
    • "Zaten kadınlar ona biraz siniri bozuk, heyheyli insan gözüyle bakıyorlardı; odasına kapanıp kimseyle görüşmemesi, bu inançlarını pekiştirdi." (Mehmet Seyda)
  2. Gürültülü hâlde olan
    • "Gerçi en heyheyli caddelerde, alanlarda bile hâlâ görünmeye çalışır doğa veda edercesine." (Turan Oflazoğlu)
HEZLİYAT

Kelime Kökeni: Arapça hezliyyāt

  1. [isim, edebiyat] Hezel türünde yazılmış şiirler
FESHETME

  1. [isim] Feshetmek işi
TELMİHEN

Kelime Kökeni: Arapça telmīḥen

  1. [zarf, eskimiş] Telmih yoluyla, ima ederek
HELENİZM

Kelime Kökeni: Fransızca hellénisme

  1. [isim] Helen uygarlığı
    • "Kilise kendi üzerinde kafa yormaya başlayınca, Helenizm'e neler borçlu olduğunu , daha doğrusu Helenizm'in Hristiyanlığa ne kadar yakın olduğunu anlayacaktı." (Cemil Meriç)
  2. Helen olmayan ulusların Helen düşüncesinin etkisiyle gerçekleştirdiği uygarlık
  3. Helen kültürünün Doğu kültürleriyle etkileşime girmesi sonucu ortaya çıkan kültür, fikir, sanat ve felsefe akımı
  4. [din bilimi] Helenlere ait dinî uygulamaları çeşitli şekillerde canlandırmaya yönelik dinî hareketler
MÜHEYYİÇ

Kelime Kökeni: Arapça muheyyic

  1. [sıfat, eskimiş] Coşturucu, heyecan verici
BAŞHEKİM

Kelime Kökeni: Türkçe baş + Arapça ḥekīm

  1. [isim] Bir hastanede sağlık hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden ve denetlenmesinden sorumlu yönetici hekim; başdoktor, baştabip, sertabip
    • "Babam hastaneye gidip başhekimle görüştü." (Ayla Kutlu)
HELVALIK

  1. [isim] Helva yapımı için kullanılan malzeme
KÜHEYLAN

Kelime Kökeni: Arapça kuḥeylān

  1. [isim] Soylu Arap atı
    • "Dağın ardında bir nazlı sultanım / Tavlamda doru bir küheylanım" (Ahmet Muhip Dıranas)
HEMOFİLİ

Kelime Kökeni: Fransızca hémophilie

  1. [isim, tıp] Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü