İçinde he olan 7 harfli 51 kelime var. İçerisinde HE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında he olan kelimeler listesine ya da sonu he ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
He Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EH, HE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KERAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça kerāhet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tiksinme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tiksinme
- AHENKLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız uyumlu
- "Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum."
-
[müzik]
Ahengi olan, kulağa hoş gelen; ahenktar
- "Sokaktan gelen ahenkli ses aynı şiddet, aynı letafet, aynı azamet, aynı belagatle devam eder."
-
[sıfat]
Bakınız uyumlu
- HELİSEL
-
-
[sıfat, fizik]
Bakınız sarmal
-
[sıfat, fizik]
Bakınız sarmal
- HELEZON
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalezūn
-
[isim]
Kıvrımlı, yılankavi biçim
- "Bir toz kasırgası yerden yelpaze biçimi havalandı, iç içe bir sürü helezonlar çizerek yükseldi."
-
[isim]
Kıvrımlı, yılankavi biçim
- NEZAHET
-
Kelime Kökeni: Arapça nezāhet
-
[isim, eskimiş]
Temizlik, ahlak temizliği
-
[isim, eskimiş]
Temizlik, ahlak temizliği
- HELİKON
-
Kelime Kökeni: Fransızca hélicon
-
[isim, müzik]
Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı
-
[isim, müzik]
Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı
- MÜHEYYA
-
Kelime Kökeni: Arapça muheyyā
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hazır
- "Her şey emre müheyya, hazır bir vaziyette bekliyor."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız hazır
- HENTBOL
-
Kelime Kökeni: İngilizce handball
-
[isim, spor]
Yedişer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan, topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun; el topu
-
[isim, spor]
Yedişer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan, topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun; el topu
- HEZEYAN
-
Kelime Kökeni: Arapça heẕeyān
-
[isim]
Bakınız saçmalama
- "Hiddetlenince hezeyana başladı."
-
Bakınız sayıklama
- "Ne ise zavallı kız canını kurtarmış fakat aylarca hezeyan içinde yaşamıştı."
-
[ruh bilimi]
Bakınız sabuklanma
-
[isim]
Bakınız saçmalama
- KOHENİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca cohénite
-
[isim, mineraloji]
Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür
-
[isim, mineraloji]
Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür
- VİCAHEN
-
Kelime Kökeni: Arapça vicāhen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız karşı karşıya
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız karşı karşıya
- HESAPÇI
-
-
[sıfat]
Hesabını iyi bilen; hesabi
- "İşi tıkırında insanlar her zaman uyumlu, aynı zamanda da hesapçı kişilerdir."
-
[mecaz]
Çıkarını kollayan, davranışlarını buna göre düzenleyen (kimse); hesabi
- "Hesapçı biri olduğumu mu düşünüyorsunuz? Ama bu çok kötü bir şey değil."
-
[sıfat]
Hesabını iyi bilen; hesabi
- CEPHELİ
-
-
[sıfat]
Cephesi olan
- "Tek cepheli edebiyatlara aldanmak istemiyorum."
-
[sıfat]
Cephesi olan
- HESAPLI
-
-
[sıfat]
Satın alınabilen, bütçeye uygun; hesaplıca, ekonomik
- "Hesaplı bir alışveriş."
-
Bakınız tutumlu
- "Hesaplı adam."
-
[mecaz]
Ayrıntılarıyla düşünülüp tasarlanmış, planlı olan
- "Servetini, bu çalışması, bu hesaplı yaşayışıyla yaptığı kanısındaydı."
-
[mecaz]
Ölçülü davranan
- "Sana şu aşağıda yazacaklarıma ciddi, hesaplı, zeki olmayı kararlaştırdığım sabahların birinde başlamıştım."
-
[sıfat]
Satın alınabilen, bütçeye uygun; hesaplıca, ekonomik
- HESAPÇA
-
-
[zarf]
Hesaba göre, hesaba uygun olarak
- "Yazları, haftada üç gün işe gitmiyorum, hesapça bu bizim tatilimiz oluyor."
-
[zarf]
Hesaba göre, hesaba uygun olarak
- ŞAHESER
-
Kelime Kökeni: Farsça şāh + Arapça es̱er
-
[isim]
Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser; başyapıt, başeser
- "Herkes, mektep müdürü dâhil, bu resmin bir şaheser olduğuna kaniydi."
-
[sıfat]
Değeri üstün olan, üstün nitelikli
-
[isim]
Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser; başyapıt, başeser
- HELALLİ
-
-
[sıfat]
Nikâhlı olan (eş)
- "Merasim böyle bitince nikâhlım, başındaki örtüyü utanarak usulca kaldırdı zira artık helallimdi."
-
[sıfat]
Nikâhlı olan (eş)
- HERAGİL
-
Kelime Kökeni: Farsça hergele'den
-
[sıfat, teklifsiz konuşmada]
Terbiyesiz, görgüsüz (kimseler)
- "İster misin giderayak Paşa’yı tevkif etsinler? Bu heragil yapar mı yapar, yemin istersen, işte yemin."
-
[sıfat, teklifsiz konuşmada]
Terbiyesiz, görgüsüz (kimseler)
- HEZİMET
-
Kelime Kökeni: Arapça hezīmet
-
[isim]
Bakınız bozgun
-
[isim]
Bakınız bozgun
- HEDGİNG
-
Kelime Kökeni: İngilizce hedging
-
[isim, ekonomi]
Bakınız koruma
-
[isim, ekonomi]
Bakınız koruma