İçinde he olan 5 harfli 46 kelime var. İçerisinde HE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında he olan kelimeler listesine ya da sonu he ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
He Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EH, HE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HELAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalāl
-
[sıfat, din bilimi]
Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
-
Kurallara, geleneklere uygun
-
[zarf]
Kurallara, geleneklere uygun olarak
- "Helal kazanılmış para."
-
[isim, mecaz]
Nikâhlı eş
-
[ünlem]
Bir durumun beğenildiğini göstermek için “bravo, aferin” anlamında kullanılan bir söz
-
[sıfat, din bilimi]
Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
- HELAK
-
Kelime Kökeni: Arapça helāk
-
[isim]
Yok olma
-
[mecaz]
Bitkin bir duruma gelme veya getirme
-
[isim]
Yok olma
- BOHEM
-
Kelime Kökeni: Fransızca bohème
-
[sıfat]
Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)
- "Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum."
-
[sıfat]
Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)
- HERZE
-
Kelime Kökeni: Farsça herze
-
[isim, eskimiş]
Saçma sapan olan söz
- "Yatık Emine misin, Yanık Emine mi, her ne herze ise bana onun lüzumu yok."
-
[isim, eskimiş]
Saçma sapan olan söz
- HERKE
- ...
- HELKE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Bakırdan yapılan bakraç, kova
- "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor."
-
[isim, ağızlardan]
Bakırdan yapılan bakraç, kova
- AHENK
-
Kelime Kökeni: Farsça āheng
- HELVA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalvā
-
[isim]
Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı
-
[isim]
Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı
- CEPHE
-
Kelime Kökeni: Arapça cebhe
-
[isim]
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
- "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı."
-
Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
-
[mecaz]
Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
- "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?"
-
[askerlik]
Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
-
[denizcilik]
Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
-
[coğrafya]
Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
-
[isim]
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
- HEYET
-
Kelime Kökeni: Arapça heyʾet
-
[isim]
Bakınız kurul
- "Heyet ve miralay Galip Bey huzura girdiler."
-
[eskimiş]
Bakınız gök bilimi
-
[eskimiş]
Biçim, kılık, dış görünüş
-
[isim]
Bakınız kurul
- HELME
-
Kelime Kökeni: Arapça helīme
-
[isim]
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
-
Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde
-
[isim]
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
- HECİN
-
Kelime Kökeni: Arapça hecīn
-
[isim, hayvan bilimi]
Devegillerden, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen, susuzluğa dayanıklı bir tür memeli (Camelus dromedarius)
- "Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu."
-
[isim, hayvan bilimi]
Devegillerden, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen, susuzluğa dayanıklı bir tür memeli (Camelus dromedarius)
- ŞÜPHE
-
Kelime Kökeni: Arapça şubhe
- YAHEY
-
-
[ünlem]
Sevinç ve coşma anlatan bir söz
-
[ünlem]
Sevinç ve coşma anlatan bir söz
- HELİK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, ağızlardan]
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
-
[isim, ağızlardan]
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
- BEHER
-
Kelime Kökeni: Farsça beher
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız her bir
- "Teşekkür ederim...’den ibaret bulunan iki çift cevabını dahi beher kelimeyi üçe, dörde bölerek söyleyebilmiştir."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız her bir
- BEHEY
-
-
[ünlem]
Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz
- "Behey Allah'tan korkmaz!"
-
[ünlem]
Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz
- HELİS
-
Kelime Kökeni: Fransızca hélice
-
[isim, matematik]
Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri
-
[isim, matematik]
Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri
- HELEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca hellène
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
- HEDEF
-
Kelime Kökeni: Arapça hedef
-
[isim]
Nişan alınacak yer; nişangâh
-
[mecaz]
Gerçekleştirmek için tasarlanan şey
- "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar."
-
[mecaz]
Varılacak yer, ulaşılacak son nokta; amaç, uğur (II)
- "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"
-
[isim]
Nişan alınacak yer; nişangâh