İçinde he olan 5 harfli 46 kelime var. İçerisinde HE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında he olan kelimeler listesine ya da sonu he ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

He Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E H

2 Harfli Kelimeler

EH, HE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HELAL

Kelime Kökeni: Arapça ḥalāl

  1. [sıfat, din bilimi] Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
  2. Kurallara, geleneklere uygun
  3. [zarf] Kurallara, geleneklere uygun olarak
    • "Helal kazanılmış para."
  4. [isim, mecaz] Nikâhlı eş
  5. [ünlem] Bir durumun beğenildiğini göstermek için “bravo, aferin” anlamında kullanılan bir söz
HELAK

Kelime Kökeni: Arapça helāk

  1. [isim] Yok olma
  2. [mecaz] Bitkin bir duruma gelme veya getirme
BOHEM

Kelime Kökeni: Fransızca bohème

  1. [sıfat] Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)
    • "Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum." (Peyami Safa)
HERZE

Kelime Kökeni: Farsça herze

  1. [isim, eskimiş] Saçma sapan olan söz
    • "Yatık Emine misin, Yanık Emine mi, her ne herze ise bana onun lüzumu yok." (Refik Halit Karay)
HERKE
...
HELKE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, ağızlardan] Bakırdan yapılan bakraç, kova
    • "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor." (Orhan Kemal)
AHENK

Kelime Kökeni: Farsça āheng

  1. [isim] Bakınız uyum
  2. Çalgılı eğlence
    • "Kocam bu gece ahenge gitti." (Ömer Seyfettin)
  3. [edebiyat] Edebî metinlerde sözcüklerin sıralanışından veya birbirleriyle ilişkisinden doğan ve kulağa hoş gelen ses düzeni
  4. [müzik] Bakınız ezgi
    • "Tamtamların yeni ahengiyle raks başladı." (Nâzım Hikmet)
HELVA

Kelime Kökeni: Arapça ḥalvā

  1. [isim] Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı
CEPHE

Kelime Kökeni: Arapça cebhe

  1. [isim] Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
    • "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı." (Peyami Safa)
  2. Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
  3. [mecaz] Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
    • "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. [askerlik] Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
  5. [denizcilik] Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
  6. [coğrafya] Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
HEYET

Kelime Kökeni: Arapça heyʾet

  1. [isim] Bakınız kurul
    • "Heyet ve miralay Galip Bey huzura girdiler." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [eskimiş] Bakınız gök bilimi
  3. [eskimiş] Biçim, kılık, dış görünüş
HELME

Kelime Kökeni: Arapça helīme

  1. [isim] Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı
  2. Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde
HECİN

Kelime Kökeni: Arapça hecīn

  1. [isim, hayvan bilimi] Devegillerden, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen, susuzluğa dayanıklı bir tür memeli (Camelus dromedarius)
    • "Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ŞÜPHE

Kelime Kökeni: Arapça şubhe

  1. [isim] Bakınız kuşku
    • "Saçma sapan zannedilen bu sözlerin pek bariz bir mistik tesirle söylendiğine şüphe yoktur." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [mecaz] Bakınız kuruntu
YAHEY

  1. [ünlem] Sevinç ve coşma anlatan bir söz
HELİK

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, ağızlardan] Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar
BEHER

Kelime Kökeni: Farsça beher

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız her bir
    • "Teşekkür ederim...’den ibaret bulunan iki çift cevabını dahi beher kelimeyi üçe, dörde bölerek söyleyebilmiştir." (Ahmet Midhat Efendi)
BEHEY

  1. [ünlem] Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz
    • "Behey Allah'tan korkmaz!" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
HELİS

Kelime Kökeni: Fransızca hélice

  1. [isim, matematik] Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri
HELEN

Kelime Kökeni: Fransızca hellène

  1. [isim] Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
HEDEF

Kelime Kökeni: Arapça hedef

  1. [isim] Nişan alınacak yer; nişangâh
  2. [mecaz] Gerçekleştirmek için tasarlanan şey
    • "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Varılacak yer, ulaşılacak son nokta; amaç, uğur (II)
    • "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" (Atatürk)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü