İçinde hav olan 5 harfli 14 kelime var. İçerisinde HAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hav olan kelimeler listesine ya da sonu hav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Hav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H V

3 Harfli Kelimeler

HAV, VAH

2 Harfli Kelimeler

AH, AV, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HAVUÇ

Kelime Kökeni: Farsça hevīc

  1. [isim, bitki bilimi] Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi; pürçekli, yeregeçen (Daucus carota)
HAVVA

  1. [isim] Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk kadın; Havva Ana
HAVLI

  1. [sıfat] Havı olan
    • "Havlı kumaş."
HAVSA

  1. [isim] Edirne iline bağlı ilçelerden biri
HAVLU

  1. [isim] Vücudun çeşitli yerlerinin kurulanmasına yarayan dokuma bez; silgi
    • "Ayaklarını yıkadı, otelin havlusuyla kuruladı." (Yusuf Atılgan)
HAVZA

Kelime Kökeni: Arapça ḥavża

  1. [isim] Bakınız bölge
    • "Zonguldak kömür havzası."
  2. [coğrafya] Suları aynı deniz, göl veya nehre akan, dağ veya tepelerle sınırlanmış kara parçası
    • "Kızılırmak havzası."
  3. [coğrafya] Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri; tekne
    • "Amma da kademsizmişsiniz, ayağınızı havzaya atar atmaz göçük oldu." (Reşat Enis Aygen)
  4. [jeoloji] Bakınız tekne
HAVAS

Kelime Kökeni: Arapça ḫavāṣṣ

  1. [isim, eskimiş] Nitelikler, özellikler
  2. Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir tür ayrıcalık gören kimseler, avam karşıtı
    • "Bu zihniyette olan avam değildi, bilhassa havas denilen insanlar böyle düşünüyordu." (Atatürk)
  3. İleri gelenler, seçkinler
    • "Padişah, vükela ve havassını toplayarak bu kanun hükümlerine riayet edeceğini ve ettireceğini bildirmiştir." (Cemil Meriç)
HAVİT

Kelime Kökeni: İngilizce havid

  1. [isim] İçine pul konulması için hazırlanmış, pulu kaplayarak rutubet, nem vb. dış etkilerden koruyan, ön yüzü saydam, arka yüzü zamklı kılıf
HAVUZ

Kelime Kökeni: Arapça ḥavż

  1. [isim] Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer
    • "Ben havuzu seyrederken o giysileriyle içine dalardı." (Reha Mağden)
  2. Kum, asit vb. konulan çukur yer
  3. [denizcilik] Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer
  4. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer
HAVUT

Kelime Kökeni: Farsça hāvut

  1. [isim, eskimiş] Deve semeri
HAVRA

Kelime Kökeni: İbranice

  1. [isim, din bilimi] Bakınız sinagog
  2. [mecaz] Çok gürültülü yer
    • "Madrid'de kahvehaneyi gördüm ki havradır / Bir yerdeyiz ki söz denilen şey palavradır" (Yahya Kemal Beyatlı)
HAVAN

Kelime Kökeni: Farsça hāven

  1. [isim] İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap
  2. [askerlik] Bakınız havan topu
  3. [eskimiş] Tütün kıyma makinesi
HAVYA

  1. [isim, teknik] Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet
HAVAİ

Kelime Kökeni: Arapça hevāʾī

  1. [sıfat] Hava ile ilgili, havada bulunan
  2. [isim] Açık mavi renk
  3. Bu renkte olan
    • "Havai gözlük camlarının arkasından insana tatlı tatlı bakan iri kara gözleri vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] Ciddi olmayan, ciddi işlerle uğraşmayan, ciddi işler yapmayan, dilediği gibi davranan; uçarı, yeleme
  5. [mecaz] Değersiz, boş olan
    • "Ne yapıp yapmış bu havai konuşmayı bir röportaj şekline sokmak yolunu bulmuştu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü