İçinde har olan 6 harfli 29 kelime var. İçerisinde HAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında har olan kelimeler listesine ya da sonu har ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Har Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAR
2 Harfli Kelimeler
AH, AR, HA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HARLAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Harıltı ile akan su, çağlayan
-
[isim, ağızlardan]
Harıltı ile akan su, çağlayan
- NEHARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça nehārī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gündüzlü
- "En arka sırada, derslerde nadiren gözüken bir nehari talebe yalnız başına oturuyordu."
-
[zarf]
Gündüzlü olarak
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gündüzlü
- HARTUM
-
-
[isim]
Sudan'ın başkenti
-
[isim]
Sudan'ın başkenti
- HARRAN
-
-
[isim]
Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri
- ZİNHAR
-
Kelime Kökeni: Farsça zinhār
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız asla
- "Fakat adını zinhar benden öğrenemeyeceksin."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız asla
- HARİTA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarīṭa
-
[isim, coğrafya]
Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularda yeryüzünün bütününün veya bir bölümünün belirli bir oranda küçültülerek bir düzlem üzerine çizilmiş hâli
- "Gelecek asırları tarihe bırakalım /Biz şimdi haritadan geçmişlere bakalım"
-
[isim, coğrafya]
Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularda yeryüzünün bütününün veya bir bölümünün belirli bir oranda küçültülerek bir düzlem üzerine çizilmiş hâli
- HAREKE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥareke
-
[isim]
Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret
-
[isim]
Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret
- HUNHAR
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫūnḫvār
-
[sıfat]
Kan döken
-
[mecaz]
Bakınız kasap
-
[sıfat]
Kan döken
- HARİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāriḳa
-
[sıfat]
Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran
- "Türk tarihi harikalarla doludur."
-
[mecaz]
Çok büyük bir hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz, tam, mükemmel olan
- "Harika fikir doğrusu, kim akıl ettiyse iyi akıl etmiş."
-
[ünlem]
"Güzel" anlamında kullanılan bir söz
-
[sıfat]
Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran
- HARPUT
-
-
[isim]
Elazığ'a bağlı, tarihî kalesiyle tanınan eski yerleşim yeri
-
[isim]
Elazığ'a bağlı, tarihî kalesiyle tanınan eski yerleşim yeri
- HARİCİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāricī
-
[sıfat]
Dışla ilgili, dıştan olan
- "İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır."
-
[sıfat]
Dışla ilgili, dıştan olan
- HARARE
-
-
[isim]
Zimbabve'nin başkenti
-
[isim]
Zimbabve'nin başkenti
- HARMAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫirmen
-
[isim]
Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi
-
Bu işin yapıldığı yer veya mevsim
- "Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor."
-
Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi
- "Çay harmanı. Tütün harmanı."
-
Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon
-
Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer
-
[mecaz]
Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer
- "Yiğidin harman olduğu yer."
-
[argo]
Esrar içip çakırkeyif olma
- "Hey polis, diye seslendi sırtını ağaca dayamış, tek bacaklı bir kadın. Hey sana diyorum aynasız, atsana bir ikilik, acayip harmanım bu sabah."
-
[isim]
Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi
- HARANI
-
Kelime Kökeni: Farsça hārānį
-
[isim, ağızlardan]
Büyük tencere
-
[isim, ağızlardan]
Büyük tencere
- HARDAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫardal
-
[isim, bitki bilimi]
Turpgillerden, Kuzey Afrika’nın, Avrupa’nın ve Asya’nın bazı bölgelerinde yetişen, çiçekleri sarı renkte, meyveleri kısa, sivri, dört köşeli, siyah veya koyu kahverengi renkli tohumları hekimlikte kullanılan, bir yıllık bir bitki; siyah hardal (Brassica nigra)
-
Bu tohumun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu
- "Sofra hardalı."
-
[isim, bitki bilimi]
Turpgillerden, Kuzey Afrika’nın, Avrupa’nın ve Asya’nın bazı bölgelerinde yetişen, çiçekleri sarı renkte, meyveleri kısa, sivri, dört köşeli, siyah veya koyu kahverengi renkli tohumları hekimlikte kullanılan, bir yıllık bir bitki; siyah hardal (Brassica nigra)
- KAHHAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳahhār
-
[sıfat]
Kahreden, yok eden
- "İsviçre Alplerinde geceleri kahhar bir karanlık bastırıyor."
-
[din bilimi]
Her şeyi yok eden (Tanrı)
-
[sıfat]
Kahreden, yok eden
- HARAZA
-
-
[isim, ağızlardan]
Kavga, gürültü, karışıklık
- "Yine mi kavga erenler? Yine mi haraza?"
-
[mecaz]
Öfke, sinir
-
[isim, ağızlardan]
Kavga, gürültü, karışıklık
- HARTUÇ
-
Kelime Kökeni: Fransızca cartouche
-
[isim]
Bakınız kartuş
-
[isim]
Bakınız kartuş
- HARÇLI
-
-
[sıfat]
Yapılması için harç ödenen
-
Harç ile örülmüş
- "Harçlı duvar."
-
Süslerle bezenmiş (giysi)
-
[sıfat]
Yapılması için harç ödenen
- HARAŞO
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
Bir tür yün örgüsü
-
[isim]
Bir tür yün örgüsü