İçinde har olan 5 harfli 20 kelime var. İçerisinde HAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında har olan kelimeler listesine ya da sonu har ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Har Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H R

3 Harfli Kelimeler

HAR

2 Harfli Kelimeler

AH, AR, HA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HARİÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫāric

  1. [isim] Bakınız dış
    • "Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Yabancı ülke
    • "On yıl hariçte kalmış."
  3. [zarf] Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere, müstesna
    • "Dişçi koltuğu hariç, kim bir koltuğa oturursa kendini bir şey zanneder." (Burhan Felek)
HARBİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥarbī

  1. [isim] Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk; harbe
  2. [sıfat, argo] Doğru sözlü, mert
    • "Camiada onu pek ciddiye almazlar ama ben severim, harbi kızdır." (Ahmet Ümit)
  3. [sıfat, argo] Temiz, hilesiz
HARIN

Kelime Kökeni: Arapça ḥarūn

  1. [sıfat, ağızlardan] Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
  2. [mecaz] Hain, huysuz
  3. [mecaz] Bakınız obur
HARIM

Kelime Kökeni: Arapça ḥarįm

  1. [isim, ağızlardan] Sebze ve meyve bahçesi
  2. Tarla ve bahçe çevresindeki çit
    • "Tarlasına harım çevirmek için dün Matarlı tepelerinde kestiği pırnal fidanı dalları harman yerinde koca bir yığın hâlinde durmakta idi." (Nabizade Nâzım)
HARIL

  1. "Harıl harıl" ikilemesinde kullanılır: aralıksız olarak
CİHAR

Kelime Kökeni: Farsça çehār

  1. [isim] Bakınız dört
BUHAR

Kelime Kökeni: Arapça buḫār

  1. [isim] Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu
    • "Yağmur buhardan olur ama hiç bulutu andırır mı?" (Ahmet Kabaklı)
HARAR

Kelime Kökeni: Arapça ḫarār

  1. [isim, eskimiş] Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval
    • "Yedi harar malı bir seferde kamyona yükledi." (Sait Faik Abasıyanık)
HARAP

Kelime Kökeni: Arapça ḫarāb

  1. [sıfat] Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş; yıkkın, viran
    • "Mezarlığın ortasında altı adet mermer sütunlu harap bir kümbet göze çarpar." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [eskimiş] Çok sarhoş
  3. [mecaz] Çok yorgun
HARAM

Kelime Kökeni: Arapça ḥarām

  1. [sıfat, din bilimi] Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı
  2. Bakınız yasak
    • "Biraz sevinmek için bekledim dinsin yaram / Anladım, bana gülmek değil yaşamak haram" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
HARTA

  1. [isim] "Sırasız, saygısız davranışlarda bulunmak" anlamındaki hartası hurtası olmamak deyiminde geçen bir söz
HAREM

Kelime Kökeni: Arapça ḥarem

  1. [isim] Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı
    • "Harem, ihtiyar hatunların bembeyaz patiska sedirli küçük köşe odalarında kalmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bu bölümde oturan kadınların hepsi
  3. Sarayda padişahın özel hayatının geçtiği bölüm
  4. [eskimiş] Bakınız hanım
    • "Gelen doktormuş, bizim doktor Hüsnü Bey. Haremim hastalanmış da." (Refik Halit Karay)
HARBE

Kelime Kökeni: Arapça ḥarbe

  1. [isim, eskimiş] Kısa mızrak
  2. Bakınız harbi
HARİR

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ipek
HARİS

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīṣ

  1. [sıfat] Bakınız açgözlü
HARİM

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm

  1. [isim, eskimiş] Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
HARLI

  1. [zarf] Kuvvetli bir biçimde
    • "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk." (Ayşe Kulin)
İZHAR

Kelime Kökeni: Arapça iẓhār

  1. [isim, eskimiş] Belirtme, gösterme, açığa vurma
HARAÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫarāc

  1. [isim] Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para; baç
    • "Yüzde on haraç alıyorlar." (Kemal Tahir)
  2. [tarih] Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi
  3. [tarih] Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi
BAHAR

Kelime Kökeni: Farsça bahār

  1. [isim] Bakınız ilkbahar
    • "Biz çiçeği bahardan bahara görürüz." (Tarık Buğra)
  2. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler
  3. [mecaz] Gençlik dönemi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü