İçinde har olan 5 harfli 20 kelime var. İçerisinde HAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında har olan kelimeler listesine ya da sonu har ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Har Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAR
2 Harfli Kelimeler
AH, AR, HA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HARİÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāric
-
[isim]
Bakınız dış
- "Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur."
-
Yabancı ülke
- "On yıl hariçte kalmış."
-
[zarf]
Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere, müstesna
- "Dişçi koltuğu hariç, kim bir koltuğa oturursa kendini bir şey zanneder."
-
[isim]
Bakınız dış
- HARBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarbī
-
[isim]
Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk; harbe
-
[sıfat, argo]
Doğru sözlü, mert
- "Camiada onu pek ciddiye almazlar ama ben severim, harbi kızdır."
-
[sıfat, argo]
Temiz, hilesiz
-
[isim]
Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk; harbe
- HARIN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarūn
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
-
[mecaz]
Hain, huysuz
-
[mecaz]
Bakınız obur
-
[sıfat, ağızlardan]
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan)
- HARIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarįm
-
[isim, ağızlardan]
Sebze ve meyve bahçesi
-
Tarla ve bahçe çevresindeki çit
- "Tarlasına harım çevirmek için dün Matarlı tepelerinde kestiği pırnal fidanı dalları harman yerinde koca bir yığın hâlinde durmakta idi."
-
[isim, ağızlardan]
Sebze ve meyve bahçesi
- HARIL
-
-
"Harıl harıl" ikilemesinde kullanılır: aralıksız olarak
-
"Harıl harıl" ikilemesinde kullanılır: aralıksız olarak
- CİHAR
-
Kelime Kökeni: Farsça çehār
-
[isim]
Bakınız dört
-
[isim]
Bakınız dört
- BUHAR
-
Kelime Kökeni: Arapça buḫār
-
[isim]
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu
- "Yağmur buhardan olur ama hiç bulutu andırır mı?"
-
[isim]
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu
- HARAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarār
-
[isim, eskimiş]
Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval
- "Yedi harar malı bir seferde kamyona yükledi."
-
[isim, eskimiş]
Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval
- HARAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarāb
-
[sıfat]
Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş; yıkkın, viran
- "Mezarlığın ortasında altı adet mermer sütunlu harap bir kümbet göze çarpar."
-
[eskimiş]
Çok sarhoş
-
[mecaz]
Çok yorgun
-
[sıfat]
Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş; yıkkın, viran
- HARAM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarām
-
[sıfat, din bilimi]
Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı
-
Bakınız yasak
- "Biraz sevinmek için bekledim dinsin yaram / Anladım, bana gülmek değil yaşamak haram"
-
[sıfat, din bilimi]
Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı
- HARTA
-
-
[isim]
"Sırasız, saygısız davranışlarda bulunmak" anlamındaki hartası hurtası olmamak deyiminde geçen bir söz
-
[isim]
"Sırasız, saygısız davranışlarda bulunmak" anlamındaki hartası hurtası olmamak deyiminde geçen bir söz
- HAREM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarem
-
[isim]
Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı
- "Harem, ihtiyar hatunların bembeyaz patiska sedirli küçük köşe odalarında kalmıştı."
-
Bu bölümde oturan kadınların hepsi
-
Sarayda padişahın özel hayatının geçtiği bölüm
-
[eskimiş]
Bakınız hanım
- "Gelen doktormuş, bizim doktor Hüsnü Bey. Haremim hastalanmış da."
-
[isim]
Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı
- HARBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarbe
-
[isim, eskimiş]
Kısa mızrak
-
Bakınız harbi
-
[isim, eskimiş]
Kısa mızrak
- HARİR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīr
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ipek
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ipek
- HARİS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīṣ
-
[sıfat]
Bakınız açgözlü
-
[sıfat]
Bakınız açgözlü
- HARİM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
- HARLI
-
-
[zarf]
Kuvvetli bir biçimde
- "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk."
-
[zarf]
Kuvvetli bir biçimde
- İZHAR
-
Kelime Kökeni: Arapça iẓhār
-
[isim, eskimiş]
Belirtme, gösterme, açığa vurma
-
[isim, eskimiş]
Belirtme, gösterme, açığa vurma
- HARAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarāc
-
[isim]
Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para; baç
- "Yüzde on haraç alıyorlar."
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi
-
[tarih]
Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi
-
[isim]
Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para; baç
- BAHAR
-
Kelime Kökeni: Farsça bahār
-
[isim]
Bakınız ilkbahar
- "Biz çiçeği bahardan bahara görürüz."
-
Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler
-
[mecaz]
Gençlik dönemi
-
[isim]
Bakınız ilkbahar