İçinde hane olan 7 harfli 24 kelime var. İçerisinde HANE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hane olan kelimeler listesine ya da sonu hane ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Hane Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E H N

4 Harfli Kelimeler

HANE

3 Harfli Kelimeler

HAN, NAH

2 Harfli Kelimeler

AH, AN, EH, EN, HA, HE, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TOPHANE

Kelime Kökeni: Türkçe top + Farsça ḫāne

  1. [isim, tarih] Top yapılan, top dökülen yer
  2. Topçu askerinin eğitildiği yer
TAVHANE

Kelime Kökeni: Farsça tāb + ḫāne

  1. [mecaz] Yoksul hastaların iyileştikten sonra nekahet dönemini geçirdikleri hayır kurumu
  2. Bakınız sera
HANELİK

  1. [sıfat] Herhangi bir sayıda evi olan; evlik
    • "Seksen hanelik köy."
ÇAYHANE

Kelime Kökeni: Türkçe çay + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çayevi
KERHANE

Kelime Kökeni: Farsça kār + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız genelev
    • "Hani ev bark, hani çoluk çocuk / Ne geçti elime bu hayatın / Meyhanesinde, kerhanesinde?" (Cahit Sıtkı Tarancı)
ŞİŞHANE

Kelime Kökeni: Farsça şeş + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Namlusu altı yivli tüfek veya top
GAZHANE

Kelime Kökeni: Fransızca gaz + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Hava gazı üretilen veya depolanan yer
CEPHANE

Kelime Kökeni: Farsça cebe + ḫāne

  1. [isim, askerlik] Ateşli silahlarla atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde; mühimmat
    • "Artık silahım var, cephanem var, ava çıkabilirim." (Arif Nihat Asya)
HANEDAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫānedān

  1. [isim, tarih] Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile
    • "Hanedan prenslere dair başka hatıram yoktu." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [sıfat, mecaz] Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu
    • "Bu benim dediklerim kalantor, zengin, elleri açık, hanedan kişilerdi." (Haldun Taner)
  3. [sıfat, eskimiş] Konuksever olan
MUMHANE

Kelime Kökeni: Farsça mūm + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Mum üretim yeri
BUZHANE

Kelime Kökeni: Türkçe buz + Farsça ḫāne

  1. [isim] Buz yapılan yer
  2. Soğuk hava deposu
    • "Obruk peyniri has peynirdi. Tulum peyniri derlerdi kentte. Şimdikiler buzhane peyniriydi." (Osman Şahin)
ŞAPHANE

Kelime Kökeni: Arapça şabb + Farsça ḫāne

  1. [isim] Şap çıkarılan yer, şap ocağı
SALHANE

Kelime Kökeni: Arapça salḫ + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kesimevi
    • "Şiir salhaneye merbut bir müessesedir ve içinde sakatattan yalnız kalp parçaları satılmaktadır." (Asaf Halet Çelebi)
KALHANE

Kelime Kökeni: Türkçe kal + Farsça ḫāne

  1. [isim] Kal (I) işi yapılan yer
YAĞHANE

Kelime Kökeni: Türkçe yağ + Farsça ḫāne

  1. [isim] Bitkisel ve hayvansal yağ elde edilen yer
    • "Yaşlı bir baba ile oğlunun işlettikleri yağhane bir çeşit değirmendi. Oğul, yağhanenin hemen hemen bütün işlerini döndürürdü." (Necati Cumalı)
BARHANE

Kelime Kökeni: Farsça ber + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız berhane
FERHANE

Kelime Kökeni: Farsça bār + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray
MEYHANE

Kelime Kökeni: Farsça mey + ḫāne

  1. [isim] İçki satılan ve içilen eğlence yeri; harabat
    • "Meyhaneden çıktığında sarhoş kafayla bir esir gemisine binmiş, güvertede sızıp kalmıştı." (İhsan Oktay Anar)
SÜTHANE

Kelime Kökeni: Türkçe süt + Farsça ḫāne

  1. [isim] Süt ve süt ürünleri üretilen ve satılan yer
    • "Diyojen'le beraber oturduğu kulübesinden iki günde bir inip de eski dostu hemşehrisi Pandeli ustanın süthanesinde sabahları süt içerken rastlıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
BALHANE

Kelime Kökeni: Türkçe bal + Farsça ḫāne

  1. [isim] Bal süzme ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yer
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü