İçinde hane olan 11 harfli 21 kelime var. İçerisinde HANE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hane olan kelimeler listesine ya da sonu hane ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Hane Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
HANE
3 Harfli Kelimeler
HAN, NAH
2 Harfli Kelimeler
AH, AN, EH, EN, HA, HE, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAHVEHANECİ
-
-
[isim]
Kahvehane işleten kimse
-
[isim]
Kahvehane işleten kimse
- ÇAMAŞIRHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça cāmeşūr + ḫāne
-
[isim]
Bakınız çamaşırlık
- "Çamaşırhanenin arkasındaki duvardan atladım, dedim."
-
[isim]
Bakınız çamaşırlık
- KUMBARAHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫumbere + ḫāne
-
[isim, tarih]
Bakınız humbarahane
-
[isim, tarih]
Bakınız humbarahane
- HUMBARAHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫumbere + ḫāne
-
[isim, tarih]
Humbara yapılan fabrika; kumbarahane
-
Humbaracı yetiştirmek amacıyla 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri
-
[isim, tarih]
Humbara yapılan fabrika; kumbarahane
- MUAYENEHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿāyene + Farsça ḫāne
-
[isim]
Hekimlerin hastalarını muayene ettikleri yer
- "Sahne, Nuruosmaniye’de bir doktor muayenehanesi üzerindeki özel oda, kişiler de doktorla kızıydı."
-
[isim]
Hekimlerin hastalarını muayene ettikleri yer
- BİTİRİMHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe bitirim + Farsça ḫāne
-
[isim, argo]
Bakınız kumarhane
- "Bitirimhanede doğal olarak barbut oynatılırdı. Bu yüzden de söz konusu sokakta zaman zaman büyük kavgalar çıkar, dövüşler olurdu."
-
[isim, argo]
Bakınız kumarhane
- BULAŞIKHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe bulaşık + Farsça ḫāne
-
[isim]
Kışla, okul, otel vb. yerlerde bulaşık yıkamaya ayrılan özel bölüm
- "Geniş bir mutfak vardı, bulaşıkhanesi de bayağı büyük idi."
-
[isim]
Kışla, okul, otel vb. yerlerde bulaşık yıkamaya ayrılan özel bölüm
- NEZARETHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça neẓāret + Farsça ḫāne
-
[isim]
Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer; nezaret
- "Emniyet müdürlüğünde nezarethane dedikleri yerdi burası."
-
[isim]
Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer; nezaret
- KULUÇKAHANE
-
Kelime Kökeni: Bulgarca + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuluçkalık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuluçkalık
- TİCARETHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ticāret + Farsça ḫāne
-
[isim]
Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer; tecimevi
- "Ben gazeteciyim. Bir ticarethanenin sahibiyim."
-
[isim]
Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer; tecimevi
- MEVLEVİHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça mevlevī + Farsça ḫāne
-
[isim]
Mevlevi tekkesi
-
[isim]
Mevlevi tekkesi
- GÜMÜŞHANELİ
-
-
[isim]
Gümüşhane ilinden olan kimse
-
[isim]
Gümüşhane ilinden olan kimse
- KİREMİTHANE
-
Kelime Kökeni: Rumca + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Kiremit yapılan yer
-
[isim, eskimiş]
Kiremit yapılan yer
- KALAVRAHANE
-
Kelime Kökeni: Rumca + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Deriden olan ayakkabı, koşum takımı, eyer vb.nin yapıldığı imalathane
-
[isim, eskimiş]
Deriden olan ayakkabı, koşum takımı, eyer vb.nin yapıldığı imalathane
- KÜTÜPHANECİ
-
-
[isim]
Kütüphanede görevli kimse; bibliyotekçi
-
Kütüphanelerde işlerin yürütülmesini sağlayan, kütüphanecilik öğrenimi görmüş kimse; kitaplık bilimci, bibliyotekçi
-
[isim]
Kütüphanede görevli kimse; bibliyotekçi
- TASFİYEHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣfiye + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız arıtımevi
- "Kâinat aranır, taranır, tarh ve tanzim edilir, ruh tasfiyehanelerinde arılaştırılır, sadeleştirilir lakin yeniden icat edilemez."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız arıtımevi
- SEFARETHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça sefāret + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız elçilik
- "Sefarethanenin bizzat kendi memurları bile on ikiye kadar binayı terk etme emrini almışlardır."
-
[isim]
Bakınız elçilik
- NEKAHETHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça neḳāhet + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Şifa yurdu, dinlenme yurdu
- "O kadar ki sonunda şık ve iyi nekahethanede yatırmak mecburiyeti hasıl olmuş."
-
[isim, eskimiş]
Şifa yurdu, dinlenme yurdu
- MİSAFİRHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça musāfir + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız konukevi
-
[eskimiş]
Yolcuların konakladıkları han, kervansaray vb
-
[isim]
Bakınız konukevi
- TELGRAFHANE
-
Kelime Kökeni: Fransızca télégraphe + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Telgraf aracılığıyla haberleşmeyi sağlayan resmî kuruluş
-
[isim, eskimiş]
Telgraf aracılığıyla haberleşmeyi sağlayan resmî kuruluş