İçinde hane olan 10 harfli 35 kelime var. İçerisinde HANE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hane olan kelimeler listesine ya da sonu hane ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Hane Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E H N

4 Harfli Kelimeler

HANE

3 Harfli Kelimeler

HAN, NAH

2 Harfli Kelimeler

AH, AN, EH, EN, HA, HE, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAADETHANE

Kelime Kökeni: Arapça saʿādet + Farsça ḫāne

  1. [isim] Yüksek rütbeli kimselerin evi
  2. Mutluluk ve huzur içinde yaşanılan yer
DERSHANECİ

  1. [isim] Dershane işleten kimse
MAHPUSHANE

Kelime Kökeni: Arapça maḥbūs + Farsça ḫāne

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız cezaevi
    • "Mahpushane idare etmek, mıntıka karakolunda komiserlik yapmaya benzemiyordu." (Kerim Korcan)
KIRAATHANE

Kelime Kökeni: Arapça ḳirāʾat + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kahvehane
    • "Burasını otel mi zannettin, kıraathane mi?" (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Müşterilerinin okumaları için gazete, dergi ve kitap bulunduran geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane
ABDESTHANE

Kelime Kökeni: Farsça āb + dest + ḫāne

  1. [isim] Bakınız tuvalet
    • "Koridorda kimselerin bulunmamasına sevindim ve süratle abdesthaneye yürüdüm." (Kemal Bilbaşar)
HAŞHAŞHANE

Kelime Kökeni: Arapça ḫaşḫāş + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Haşhaşın işlendiği yer
DEFTERHANE

Kelime Kökeni: Arapça defter + Farsça ḫāne

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti sınırlarındaki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire
CEPHANELİK

  1. [isim] Cephanenin saklanmasına yarar kapalı ve korunmuş yer
    • "İnsan düşünmeden edemiyor, acaba Türkiye'de de bu tür bir tomografik tarama cihazının tespit ettiği bir cephanelik vurulmuş olabilir mi?" (Kürşat Berkkan)
DOKUMAHANE

Kelime Kökeni: Türkçe dokuma + Farsça ḫāne

  1. [isim] Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer
    • "Üç yüz otomatik dokuma tezgâhının, kulakları sağır eden bir şakırtıyla çalıştığı dokumahane toz içindeydi." (Orhan Kemal)
DEVLETHANE

Kelime Kökeni: Arapça devlet + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Nezaket gereği olarak "ev" anlamında kullanılan bir söz
    • "Ne bendeniz bendehaneye girebildim ne de Nuri Beyefendi devlethanelerini teşrif edebildiler." (Nâzım Hikmet)
YOĞURTHANE

Kelime Kökeni: Türkçe yoğurt + Farsça ḫāne

  1. [isim] Yoğurt yapılan yer
MİSKİNHANE

Kelime Kökeni: Arapça miskīn + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız miskinler tekkesi
GÜDERİHANE

Kelime Kökeni: Farsça gevderī + ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Güderinin yapıldığı yer
VAFTİZHANE

Kelime Kökeni: Rumca + Farsça ḫāne

  1. [isim, din bilimi] Vaftiz yapılan yer
İBADETHANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız mabet
PATRİKHANE

Kelime Kökeni: Rumca + Farsça ḫāne

  1. [isim] Patriğin makamı
  2. Patriğin görev yaptığı bina
    • "Dimitro'nun babası patrikhanede memurdu." (Sait Faik Abasıyanık)
HANENDELİK

  1. [isim] Hanende olma durumu; şarkıcılık, okuyuculuk
NAKKARHANE

Kelime Kökeni: Arapça naḳḳār + Farsça ḫāne

  1. [isim, tarih] Bakınız mehter takımı
  2. Bu takımın bulunduğu yer
TEŞRİHHANE

Kelime Kökeni: Arapça teşrīḥ + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Otopsi yapılan yer
  2. Tıp fakültelerinde anatomi dersi yapılan yer
HALVETHANE

Kelime Kökeni: Arapça ḫalvet + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Başkasının giremediği, baş başa kalınan yer
    • "… her seferinde muvaffak olarak karısını nazikçe, incitmeden halvethaneye sürüklerdi." (Metin Savaş)
  2. Tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü