İçinde han olan 9 harfli 88 kelime var. İçerisinde HAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında han olan kelimeler listesine ya da sonu han ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Han Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAN, NAH
2 Harfli Kelimeler
AH, AN, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAPİSHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥabs + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız cezaevi
- "Ortada zaptiyesiyle, hapishanesiyle, hâkimleri, duruşmaları ile devlet kuvveti vardı, karşı durulamazdı."
-
[isim]
Bakınız cezaevi
- DOĞUMHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe doğum + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız doğumevi
-
[isim]
Bakınız doğumevi
- BALIKHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe balık + Farsça ḫāne
-
[isim]
Balıkların toptan satışa çıkarıldığı, soğuk hava deposu olan yer
- "Son yıllarda rant uğruna kurban edilen güzelim yerler arasına hem o çarşı hem balıkhane girdi."
-
[isim]
Balıkların toptan satışa çıkarıldığı, soğuk hava deposu olan yer
- SABUNHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣābūn + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Sabun yapılan yer
-
[isim, eskimiş]
Sabun yapılan yer
- MUSLİHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça muṣliḥ + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Barışçı bir yolla
- "Asıl fenası böyle zamanlarda büyükannem de muslihane bir rol almaz."
-
[zarf, eskimiş]
Barışçı bir yolla
- TİRHANDİL
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Yelken ve kürekle yürütülen ve genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif tekne türü
- "Şaban Reis'in tirhandil biçimi kayığının onarılmasına yardım ediyor."
-
[isim, denizcilik]
Yelken ve kürekle yürütülen ve genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif tekne türü
- HANIMANNE
-
-
[isim]
Bakınız kaynana
-
[ünlem]
İhtiyar kadınlara bir seslenme sözü
-
[isim]
Bakınız kaynana
- KAYIKHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe kayık + Farsça ḫāne
-
[isim]
Kayıkların çekildiği, korunduğu üstü örtülü yer
- "Yalı kayıkhanesinin demir parmaklıklı kapısı kapalı olduğundan Ali Nizami Bey suyun içinde bu kapının altından geçer."
-
[isim]
Kayıkların çekildiği, korunduğu üstü örtülü yer
- KEŞİŞHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça keşīş + ḫāne
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız manastır
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız manastır
- SİLAHHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça silāḥ + Farsça ḫāne
-
[isim]
Silahların saklandığı, korunduğu yer
-
[isim]
Silahların saklandığı, korunduğu yer
- DÖKÜMHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe döküm + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız dökümevi
-
[isim]
Bakınız dökümevi
- HAHAMHANE
-
Kelime Kökeni: İbranice + Farsça ḫāne
-
[isim, din bilimi]
Hahamların çalıştığı yer
- "Osmanlı otoritelerinin girişimleri sonucu hazırlanan 1865 tarihli “Hahamhane Nizamnamesi” ile halkın cemaat etkinliklerine katılması şart koşuldu."
-
[isim, din bilimi]
Hahamların çalıştığı yer
- KASİDEHAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣīde + Farsça -ḫvān
-
[isim, eskimiş]
Kaside okumayı meslek edinmiş kimse
- "Herhâlde gazelhan, kasidehan, mevlithan olabilmek için güzel ses yeterli değildi, iyi bir klasik müzik bilgisi de gerekiyordu."
-
[isim, eskimiş]
Kaside okumayı meslek edinmiş kimse
- CEPHANECİ
-
-
[isim]
Kara, deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse
- "İkinci harekâtta mevzide cephaneci olan arkadaşımın havan mermisinin isabetiyle göğsü parçalandı."
-
[isim]
Kara, deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse
- KESİMHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe kesim + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız kesimevi
-
[isim]
Bakınız kesimevi
- MAPUSHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥbūs + Farsça ḫāne
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız cezaevi
- "Mapushane çeşmesi yandan akıyor yandan"
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız cezaevi
- TALİMHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿlīm + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş, askerlik]
Bakınız eğitim alanı
-
[isim, eskimiş, askerlik]
Bakınız eğitim alanı
- HANDANLIK
-
-
[isim]
Handan olma durumu
-
[isim]
Handan olma durumu
- ÇİFTEHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça cufte + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Kuş üretmeye yarar kafesli yer
-
[isim, eskimiş]
Kuş üretmeye yarar kafesli yer
- KÜTÜPHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça kutub + Farsça ḫāne
-
[isim]
Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak vb. her türlü kayıtlı bilgi kaynağını toplayan, düzenleyen ve bilgi gereksinimi olan kullanıcının etkin biçimde hizmetine sunan kuruluş; kitaplık, bibliyotek
- "Kütüphane çalışması sırasında aldığım notlar, romanda kullandıklarımın bir katından çoktu."
-
[eskimiş]
Bakınız kitaplık
-
[eskimiş]
Kitap satılan dükkân; kitabevi
-
[isim]
Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak vb. her türlü kayıtlı bilgi kaynağını toplayan, düzenleyen ve bilgi gereksinimi olan kullanıcının etkin biçimde hizmetine sunan kuruluş; kitaplık, bibliyotek