İçinde han olan 8 harfli 40 kelime var. İçerisinde HAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında han olan kelimeler listesine ya da sonu han ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Han Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H N

3 Harfli Kelimeler

HAN, NAH

2 Harfli Kelimeler

AH, AN, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İLHANLIK

  1. [isim] İlhan olma durumu
  2. Kendi topraklarında oturan çeşitli ulusları egemenliği altında toplayan devlet biçimi; imparatorluk
  3. Böyle bir devletin yönetimi altındaki ülkelerin bütünü
HANIMAĞA

  1. [isim] Aile işlerinde söz, itibar sahibi olan, sevgi ve saygı duyulan, genellikle çift çubuk, geniş arazi sahibi, varlıklı kadın
    • "Amacı birkaç tane kamyon almak olan hanımağanın yanında takım elbiseli bir sağ kolu da var, ancak sağ kol bir önceki stantta satıcıyla konuşurken hanımağa başka bir stanttaki kamyonlara bakmak üzere ilerlemiş." (Alp Beyce)
  2. Kadınlar koğuşunda kalanlara baskıyla hükmeden, onların eşya ve mallarını yöneten kadın
    • "Hanımağa Kara Fatma da elleri arkasına bağlı volta atıyordu koğuş boyunca." (Yılmaz Yavuz)
  3. [mecaz] Hâl ve tavırlarıyla ağır başlı ve güçlü, işinde gücünde, becerikli kadın
    • "Kayınvalide de kızın annesi gibi emreden, hanımağa özelliğinde bir kadındı." (Arife Kalender Önel)
HALIHANE

Kelime Kökeni: Türkçe halı + Farsça ḫāne

  1. [isim] Halı dokunan yer
DARPHANE

Kelime Kökeni: Arapça ḍarb + Farsça ḫāne

  1. [isim] Madenî para basılan yer
    • "Darphane binası, Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda, Aya İrini’nin az aşağısında yer almaktadır." (Adnan Özyalçıner)
İPEKHANE

Kelime Kökeni: Türkçe ipek + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Kozaların, ipek çilesi durumuna getirilmesi için işlendiği yer
HANDİKAP

Kelime Kökeni: İngilizce handicap

  1. [isim] Bakınız engel
    • "Esaslı dokümantasyona ve teknik hünerlere karşın, en büyük handikapları, bu yaşanmışlık sıcaklığından yoksun oluşları idi." (Haldun Taner)
  2. At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması
FATİHANE

Kelime Kökeni: Arapça fātiḥ + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Fatih gibi, fatihe benzercesine
    • "Padişahlık ricalinin en ziyade fatihane düşüneni idi." (Yahya Kemal Beyatlı)
HANCILIK

  1. [isim] Hancının yaptığı iş
MİHANİKİ

Kelime Kökeni: Arapça miḫānikī

  1. [sıfat, eskimiş] Düşünmeden, ölçülerek değil de yalnızca alışkanlığın verdiği kolaylıkla veya yalnız kasların hareketiyle yapılan (iş, hareket vb.)
    • "Mihaniki bir sükûn ile keserini eline aldı." (Ömer Seyfettin)
İNEKHANE

Kelime Kökeni: Türkçe inek + Farsça ḫāne

  1. [isim] İneklerin barındığı yer
HANIMCIK

  1. [isim] Hanımlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
    • "Yalvarırım hanımcığım, beni beyin yanına çıkarmayınız, utancımdan yerlere geçerim." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
REYHANLI

  1. [isim] Hatay iline bağlı ilçelerden biri
HEKİMHAN

  1. [isim] Malatya iline bağlı ilçelerden biri
SARIHANİ

  1. [isim, hayvan bilimi] Hanigillerden, oval gövdeli, vücudu ve burnu küçük pullarla kaplı, kızıl sarı renkli, tatlı su levreğine benzer kemikli bir Akdeniz balığı (Epinepheles gigas)
UMUMHANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿumūm + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız genelev
BOYAHANE

Kelime Kökeni: Türkçe boya + Farsça ḫāne

  1. [isim] Boya işleri yapılan yer
DERSHANE

Kelime Kökeni: Arapça ders + Farsça ḫāne

  1. [isim] Bakınız derslik
    • "Genç kızlığın bütün şakraklığı dershaneyi kapladı, her kafadan bir ses çıkıyordu." (Aka Gündüz)
  2. Öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş
GAZELHAN

Kelime Kökeni: Arapça ġazel + Farsça -ḫvān

  1. [isim, müzik] Gazel okuyan, gazel söyleyen kimse
BAHANELİ

  1. [sıfat] Bahanesi olan
    • "İşte burada diyebiliriz ki tüketim çılgınlığının başlıca sebebi yaşanılan bu bahaneli doyumsuzluk." (Ayşegül Akakuş Akgün)
MUHANNET

Kelime Kökeni: Arapça muḫannes̱

  1. [sıfat, ağızlardan] Alçak, namert olan (kimse)
    • "En güzeli vakitlice ölümdür, muhannete muhtaç olmadan." (Ahmet Ümit)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü