İçinde han olan 12 harfli 25 kelime var. İçerisinde HAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında han olan kelimeler listesine ya da sonu han ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Han Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAN, NAH
2 Harfli Kelimeler
AH, AN, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAHAFFUZHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥaffuẓ + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu
-
[isim, eskimiş]
Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu
- KÜLHANBEYLİK
-
-
[isim]
Külhanbeyi olma durumu; apaşlık
-
Külhanbeyine yakışır davranış; apaşlık
-
[isim]
Külhanbeyi olma durumu; apaşlık
- HANIMPARMAĞI
-
-
[isim]
Parmak biçiminde bir tür hamur tatlısı
-
[bitki bilimi]
Uzun taneli bir tür üzüm
-
[isim]
Parmak biçiminde bir tür hamur tatlısı
- MÜRETTİPHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça murettib + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dizgi yeri
- "Mürettiphanede operatörler İhsan Baba'nın etrafını çevirmişler."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dizgi yeri
- MUVAKKİTHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça muvaḳḳit + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Zamanı belirlemek için gerekli araç ve gereçlerin bulunduğu, genellikle büyük camilerin yanında yer alan, muvakkitlerin görev yaptığı yer veya bina
- "Burası yarı mektep, yarı medrese bir yer. Ön tarafı muvakkithane."
-
[isim, eskimiş]
Zamanı belirlemek için gerekli araç ve gereçlerin bulunduğu, genellikle büyük camilerin yanında yer alan, muvakkitlerin görev yaptığı yer veya bina
- MÜCELLİTHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça mucellid + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ciltevi
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ciltevi
- PİSKOPOSHANE
-
Kelime Kökeni: Rumca + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız piskoposluk
-
[isim]
Bakınız piskoposluk
- TIMARHANELİK
-
-
[sıfat]
Tımarhaneye kapatılmasını gerektirecek kadar akıl hastası olan
- "Vaziyet o kadar gergin bir hâle gelmişti ki böyle bir teselliye düşebilmek için tımarhanelik hasta olmak lazımdı."
-
[sıfat]
Tımarhaneye kapatılmasını gerektirecek kadar akıl hastası olan
- CEPHANECİLİK
-
-
[isim]
Cephanecinin yaptığı iş
-
[isim]
Cephanecinin yaptığı iş
- MEYHANECİLİK
-
-
[isim]
Meyhane işletme işi
-
[isim]
Meyhane işletme işi
- HANÇERLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Hançerle yaralanmak veya öldürülmek
-
[nesnesiz]
Hançerle yaralanmak veya öldürülmek
- TENEFFÜSHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça teneffus + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe
- "Gezintilerini ve jimnastiğini üstü örtülü teneffüshanede yapıyordu."
-
[isim, eskimiş]
Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe
- SIRMAKEŞHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe sırma + Farsça -keş + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Sırma yapılan yer
-
[isim, eskimiş]
Sırma yapılan yer
- ÇAYHANECİLİK
-
-
[isim]
Çayhanecinin yaptığı iş
-
[isim]
Çayhanecinin yaptığı iş
- ALLAMEİCİHAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme + cihān
-
[sıfat]
Çok bilgili
-
[sıfat]
Çok bilgili
- BAHANESİZLİK
-
-
[isim]
Bahanesiz olma durumu
- "Bahanesizlik insanı yabanileştiriyordu. Onursuz, gurursuz, dilsiz, vahşi bir hayvan gibi hissediyordum kendimi."
-
[isim]
Bahanesiz olma durumu
- HANTALLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Hantal bir duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Hantal bir duruma gelmek
- FOTOĞRAFHANE
-
Kelime Kökeni: Fransızca photographe + Farsça ḫāne
-
[isim]
Fotoğrafçının çalıştığı, fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer; fotoğrafçı
- "Fotoğrafhanenin yapay ev dekoru içinde, dal inceliğinde bir genç kadın, iki parmağını şakağına dayamış düşünüyordu."
-
[isim]
Fotoğrafçının çalıştığı, fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer; fotoğrafçı
- KIRAATHANECİ
-
-
[isim]
Kıraathane işleten kimse
-
[isim]
Kıraathane işleten kimse
- AMELİYATHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyyāt + Farsça hāne
-
[isim]
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm
- "Ameliyathanenin yanında koğuşta yatıyor; girip çıkarken gidip bakıyorum, daima su istiyor."
-
[isim]
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm