İçinde h olan 6 harfli 548 kelime var. İçerisinde H harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında h harfi olan kelimeler listesine ya da sonu h harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HABEŞİ
-
-
[isim]
Bakınız Etiyopyalı
-
[isim]
Bakınız Etiyopyalı
- TERCİH
-
Kelime Kökeni: Arapça tercīḥ
-
[isim]
Bakınız yeğleme
- "Böyle bir tercihinin kefaretini ödemek ister gibi de bir porsiyon köfte söylemişti."
-
[isim]
Bakınız yeğleme
- HARLAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Harıltı ile akan su, çağlayan
-
[isim, ağızlardan]
Harıltı ile akan su, çağlayan
- HAYRET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayret
-
[isim]
Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
- "Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu."
-
[ünlem]
Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz
- "Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım."
-
[isim]
Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
- HARPUT
-
-
[isim]
Elazığ'a bağlı, tarihî kalesiyle tanınan eski yerleşim yeri
-
[isim]
Elazığ'a bağlı, tarihî kalesiyle tanınan eski yerleşim yeri
- HİCRAN
-
Kelime Kökeni: Arapça hicrān
-
[isim]
Bir yerden veya bir kimseden ayrılma, ayrılık
- "Bu hicran, dudaklarına ezelî bir nakarat yapıştırmıştı."
-
Ayrılığın neden olduğu onulmaz acı
- "Başıma da konuyor konuyor aman martı kuşları / Gözlerimden boşalır hicran yaşları"
-
[isim]
Bir yerden veya bir kimseden ayrılma, ayrılık
- ŞÖHRET
-
Kelime Kökeni: Arapça şuhret
-
[isim]
Bakınız ün
- "Kıran Bey, çetesinin şöhretini her tarafa yaydı."
-
Tanınmış, ünlü kimse
- "Bu salonda hepsini ilk defa gördüğüm altı şöhret var."
-
Bir kimsenin herkesçe bilinen, onunla meşhur olduğu adı veya lakabı
-
[isim]
Bakınız ün
- DEHŞET
-
Kelime Kökeni: Arapça dehşet
-
[isim]
Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü
- "Şu dehşet ortamının altında koskoca bir yalnızlar dünyası yatıyor."
-
[sıfat, mecaz]
Şaşılacak derecede olağanüstü
- "Sen büyüdükçe dehşet bir şey oluyorsun."
-
[ünlem]
Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz
- "Dehşet, bu ne güzellik!"
-
[isim]
Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü
- HİLECİ
-
-
[sıfat]
Hile yapan, hile karıştıran; aynacı, dolmacı, filmci, oyuncu, hilebaz, hilekâr, kaltaban
- "Artık her emperyalist devlet tarafından, memleketin cin fikirli, hileci adamlarını İstanbul’a büyükelçi olarak göndermek bir âdet hâline gelmişti."
-
[sıfat]
Hile yapan, hile karıştıran; aynacı, dolmacı, filmci, oyuncu, hilebaz, hilekâr, kaltaban
- HINZIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫinzīr
-
[sıfat]
Yaramaz, haylaz
-
[mecaz]
Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar
- "Hortlasın mezarında öyleyse, hınzır herif, dedi."
-
[mecaz]
Kurnaz, içten pazarlıklı olan
-
[mecaz]
Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz
- "Dilber'de bir kurum, bir eda. Bir de güzelleşti hınzır."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız domuz
-
[sıfat]
Yaramaz, haylaz
- HATTAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭṭāṭ
-
[isim]
Hat sanatını kendisine meslek olarak edinen kimse
-
[isim]
Hat sanatını kendisine meslek olarak edinen kimse
- HARAMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarāmī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız haydut
- "Olur mu canım, bu kudurmuş, şehirde, bunca haraminin ortasında nasıl yalnız kalır Suat, nasıl bensiz yaşar!"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız haydut
- DERHAL
-
Kelime Kökeni: Farsça der + Arapça ḥāl
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir."
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- HANEFİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥanefī
-
[isim, din bilimi]
İslamiyet'in dört Sünni mezhebinden biri
-
Bu mezhepten olan kimse
-
[isim, din bilimi]
İslamiyet'in dört Sünni mezhebinden biri
- BEHİMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça behīmī
-
[sıfat, eskimiş]
Hayvanca, hayvana yakışır bir biçimde olan (duygu)
- "Bir behimi zevk gibi kucaklamış, avuçlarımın hararetini ona vakfetmiştim."
-
[sıfat, eskimiş]
Hayvanca, hayvana yakışır bir biçimde olan (duygu)
- MAHLAS
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫlaṣ
-
[isim]
Bakınız takma ad
-
[isim]
Bakınız takma ad
- DAHİCE
-
-
[zarf]
Dâhiye yakışır bir biçimde; dâhiyane
- "Aman ne dâhice hareket, aman ne dâhice hareket!.."
-
[sıfat]
Beklentilerin üstünde, beklenmedik, alışılmadık
-
[zarf]
Dâhiye yakışır bir biçimde; dâhiyane
- ŞAHLIK
-
-
[isim]
Şah olma durumu
-
[tarih]
Afgan ve İran hükümdarlığı
-
Bir kimsenin saltanat dönemi
-
[isim]
Şah olma durumu
- TAHMİL
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥmīl
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yükleme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yükleme
- RAHMAN
-
Kelime Kökeni: Arapça raḥmān
-
[sıfat, din bilimi]
Herkese, her canlıya merhamet eden (Tanrı)
-
[sıfat, din bilimi]
Herkese, her canlıya merhamet eden (Tanrı)