İçinde h olan 6 harfli 548 kelime var. İçerisinde H harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında h harfi olan kelimeler listesine ya da sonu h harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HABEŞİ

  1. [isim] Bakınız Etiyopyalı
TERCİH

Kelime Kökeni: Arapça tercīḥ

  1. [isim] Bakınız yeğleme
    • "Böyle bir tercihinin kefaretini ödemek ister gibi de bir porsiyon köfte söylemişti." (Çetin Altan)
HARLAK

  1. [isim, ağızlardan] Harıltı ile akan su, çağlayan
HAYRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥayret

  1. [isim] Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
    • "Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu." (Lâtife Tekin)
  2. [ünlem] Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz
    • "Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım." (Adalet Ağaoğlu)
HARPUT

  1. [isim] Elazığ'a bağlı, tarihî kalesiyle tanınan eski yerleşim yeri
HİCRAN

Kelime Kökeni: Arapça hicrān

  1. [isim] Bir yerden veya bir kimseden ayrılma, ayrılık
    • "Bu hicran, dudaklarına ezelî bir nakarat yapıştırmıştı." (Ömer Seyfettin)
  2. Ayrılığın neden olduğu onulmaz acı
    • "Başıma da konuyor konuyor aman martı kuşları / Gözlerimden boşalır hicran yaşları" (Orhan Veli Kanık)
ŞÖHRET

Kelime Kökeni: Arapça şuhret

  1. [isim] Bakınız ün
    • "Kıran Bey, çetesinin şöhretini her tarafa yaydı." (Refik Halit Karay)
  2. Tanınmış, ünlü kimse
    • "Bu salonda hepsini ilk defa gördüğüm altı şöhret var." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Bir kimsenin herkesçe bilinen, onunla meşhur olduğu adı veya lakabı
DEHŞET

Kelime Kökeni: Arapça dehşet

  1. [isim] Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü
    • "Şu dehşet ortamının altında koskoca bir yalnızlar dünyası yatıyor." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [sıfat, mecaz] Şaşılacak derecede olağanüstü
    • "Sen büyüdükçe dehşet bir şey oluyorsun." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [ünlem] Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz
    • "Dehşet, bu ne güzellik!"
HİLECİ

  1. [sıfat] Hile yapan, hile karıştıran; aynacı, dolmacı, filmci, oyuncu, hilebaz, hilekâr, kaltaban
    • "Artık her emperyalist devlet tarafından, memleketin cin fikirli, hileci adamlarını İstanbul’a büyükelçi olarak göndermek bir âdet hâline gelmişti." (Nurettin Gülmez)
HINZIR

Kelime Kökeni: Arapça ḫinzīr

  1. [sıfat] Yaramaz, haylaz
  2. [mecaz] Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar
    • "Hortlasın mezarında öyleyse, hınzır herif, dedi." (İsmail Hakkı Baltacıoğlu)
  3. [mecaz] Kurnaz, içten pazarlıklı olan
  4. [mecaz] Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz
    • "Dilber'de bir kurum, bir eda. Bir de güzelleşti hınzır." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. [isim, eskimiş] Bakınız domuz
HATTAT

Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭṭāṭ

  1. [isim] Hat sanatını kendisine meslek olarak edinen kimse
HARAMİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥarāmī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız haydut
    • "Olur mu canım, bu kudurmuş, şehirde, bunca haraminin ortasında nasıl yalnız kalır Suat, nasıl bensiz yaşar!" (Attilâ İlhan)
DERHAL

Kelime Kökeni: Farsça der + Arapça ḥāl

  1. [zarf] Bakınız çabucak
    • "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir." (Atatürk)
HANEFİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥanefī

  1. [isim, din bilimi] İslamiyet'in dört Sünni mezhebinden biri
  2. Bu mezhepten olan kimse
BEHİMİ

Kelime Kökeni: Arapça behīmī

  1. [sıfat, eskimiş] Hayvanca, hayvana yakışır bir biçimde olan (duygu)
    • "Bir behimi zevk gibi kucaklamış, avuçlarımın hararetini ona vakfetmiştim." (Sait Faik Abasıyanık)
MAHLAS

Kelime Kökeni: Arapça maḫlaṣ

  1. [isim] Bakınız takma ad
DAHİCE

  1. [zarf] Dâhiye yakışır bir biçimde; dâhiyane
    • "Aman ne dâhice hareket, aman ne dâhice hareket!.." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [sıfat] Beklentilerin üstünde, beklenmedik, alışılmadık
ŞAHLIK

  1. [isim] Şah olma durumu
  2. [tarih] Afgan ve İran hükümdarlığı
  3. Bir kimsenin saltanat dönemi
TAHMİL

Kelime Kökeni: Arapça taḥmīl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yükleme
RAHMAN

Kelime Kökeni: Arapça raḥmān

  1. [sıfat, din bilimi] Herkese, her canlıya merhamet eden (Tanrı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü