İçinde h olan 4 harfli 120 kelime var. İçerisinde H harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında h harfi olan kelimeler listesine ya da sonu h harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HUNİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç
  2. Bakınız ağızlık
HADİ

  1. [ünlem] Bakınız haydi
HALA

Kelime Kökeni: Arapça ḫāle

  1. [isim] Babanın kız kardeşi; bibi
    • "Halamın çevresi değişmiş, hayat standardı değişmişti ama üç yeğenine olan sevgisi, ilgisi azalmamıştı." (Can Kozanoğlu)
ZIRH

Kelime Kökeni: Farsça zirih

  1. [isim] Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi; cebe
    • "Demir halkalardan örülmüş zırh, o soğukta Bünyamin'in yüzüne yapışıverdi." (İhsan Oktay Anar)
  2. Savaş gemilerinin veya bazı araçların dışına kaplanılan çelik levha
  3. Herhangi bir yeri, aracı vb.ni kuvvetlendiren, zararlı etkilerden koruyan özel madde
HANİ

  1. [zarf] "Nerede, ne oldu, nerede kaldı" anlamlarında kullanılan bir söz
    • "Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?" (Ziya Gökalp)
  2. Karşıdakinin daha önceden bildiği bir şey kendisine hatırlatılmak istenildiğinde kullanılan bir söz
    • "Kitap doğrusu görülecek nesneydi hani." (Nâzım Hikmet)
  3. Verilen sözü hatırlatan sözün başına getirildiğinde sitem anlatan bir söz
    • "Hani uykun vardı?" (Orhan Kemal)
  4. Bazen "bari" anlamında kullanılan bir söz
    • "Hani benim kim olduğumu bilmese."
  5. "Doğrusunu söylemek gerekirse, kaldı ki, üstelik" anlamlarında kullanılan bir söz
    • "Benim sormam hani yârenlik olsun, anlarsınız ya!" (Memduh Şevket Esendal)
ZÜHT

Kelime Kökeni: Arapça zuhd

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız takva
    • "İsmail Hakkı Divanı’nda sık sık nazma gelen züht ve irfan konusu genellikle zahit ve arifin şahsında ele alınmaktadır." (Mustafa Kara)
HORA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Birçok kişi tarafından el ele tutuşarak oyun müziği eşliğinde oynanan bir halk oyunu
HALİ

Kelime Kökeni: Arapça ḫālī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız boş
CERH

Kelime Kökeni: Arapça cerḥ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yaralama
  2. [hukuk] Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme
SULH

Kelime Kökeni: Arapça ṣulḥ

  1. [isim] Bakınız barış
    • "Yurtta sulh, cihanda sulh." (Atatürk)
HOST

Kelime Kökeni: İngilizce host

  1. [isim] Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan erkek
  2. Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden erkek
  3. Restoran, otel, bar vb. yerlerde gelen müşterileri karşılayan ve onlara kılavuzluk eden erkek
  4. Yarışma programlarında sunucuya yardımcı olan erkek
EHEM

Kelime Kökeni: Arapça ehemm

  1. [sıfat, eskimiş] Çok önemli
HUŞU

Kelime Kökeni: Arapça ḫuşūʿ

  1. [isim, din bilimi] Yüreği ürperme ve korku ile dolu olarak Allah’a boyun eğme
  2. Varlığının farkında olamayacak derecede kendini karşısında bulunduğu şeyin heybet ve cazibesine kaptırma
    • "Herkes huşu içinde idi." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. [eskimiş] Bakınız alçak gönüllülük
İMHA

Kelime Kökeni: Arapça imḥāʾ

  1. [isim] Ortadan kaldırma, yok etme
NARH

Kelime Kökeni: Farsça nirḫ

  1. [isim, ticaret] Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat
HOŞT

  1. [isim] Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses
TAHT

Kelime Kökeni: Farsça taḫt

  1. [isim] Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk
    • "Mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler, fil dişinden tahtlar kurarmışsın." (Refik Halit Karay)
  2. [mecaz] Hükümdarlık makamı
  3. [mecaz] En üst makam
TARH

Kelime Kökeni: Arapça ṭarḥ

  1. [isim] Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer
    • "Çiçek tarhları üzerinde küçük sinek kümeleri görünüyor, birden kayboluyorlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. [eskimiş] Vergi koyma
  3. [eskimiş] Kurma, tertip ve tanzim etme
  4. [eskimiş, matematik] Bakınız çıkarma
HOBİ

Kelime Kökeni: İngilizce hobby

  1. [isim] Bakınız uğraşı
    • "Meslek dışında biricik merakı, kendi tabiriyle hobisi fotoğrafçılıktı." (Haldun Taner)
HOPA

  1. [isim] Artvin iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü