İçinde h olan 3 harfli 68 kelime var. İçerisinde H harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında h harfi olan kelimeler listesine ya da sonu h harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAN
-
-
[isim, tarih]
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan ünvan
- "Kırım hanları. Altın Ordu hanları."
-
Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen ünvan
-
[isim, tarih]
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan ünvan
- HOL
-
Kelime Kökeni: İngilizce hall
-
[isim]
Bakınız sofa
- "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum."
-
[isim]
Bakınız sofa
- HAC
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥacc
-
[isim, din bilimi]
Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi
-
İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti
- "O sene Diyanet Vakfı hac için yeni usullerle hazırlanmıştı."
-
[isim, din bilimi]
Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi
- HAB
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫvāb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uyku
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uyku
- HAD
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥadd
-
[isim]
İnsanın yetki ve değeri
- "Sizi küçümsemek haddime değil. Sizi kırdıysam özür dilerim."
-
[eskimiş]
Bakınız sınır
- "Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor."
-
[matematik]
Bakınız terim
-
[isim]
İnsanın yetki ve değeri
- HAF
-
Kelime Kökeni: İngilizce half
-
[isim, spor]
Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu
- "Bekle haf genel olarak gol atmaz, alkışlanmaz, göklere çıkarılmaz."
-
[isim, spor]
Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu
- HAY
-
-
[ünlem]
İyi dilek, azarlama, şaşma, sevinç vb. duyguları bildirmede kullanılan bir söz
- "Hay çok yaşayasınız sizler!"
-
Bakınız ey
- "Hay Tanrı'm, sesine yaraşır bir yürek verseydin şu adama."
-
[ünlem]
İyi dilek, azarlama, şaşma, sevinç vb. duyguları bildirmede kullanılan bir söz
- HEP
-
Kelime Kökeni: Farsça heb
-
[zarf]
Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
- "Hep Trabzonlular kalabalık bir toplantıda istif hâlindeyiz, aramızda yabancı yok, hep bilişip tanışan hemşehrileriz."
-
Sürekli olarak, her zaman, daima
- "Hep böyle canına yandığımın, hep geç kalırım, hep treni kaçırırım."
-
[zarf]
Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
- HAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaẓẓ
-
[isim]
Bir şeyin insanda uyandırdığı hoşlanma duygusu
- "Dört sene evvel kaybettiği karısı Emine Hanım'ın vefatıyla bütün sevgisini, ümidini, hazzını, şefkatini oğluna vermişti."
-
[felsefe]
Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma
-
[müzik]
Bakınız ezgi
-
[ruh bilimi]
Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku
- "Ömrünün en öfkeli veya buhranlı anlarında bile yaşamak hazzının parıltısı gözlerinden eksik olmazdı."
-
[isim]
Bir şeyin insanda uyandırdığı hoşlanma duygusu
- HER
-
Kelime Kökeni: Farsça her
-
[sıfat]
Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz
- "Bir hafta, her gece çalışmak suretiyle hikâyesini bitirdi."
-
[sıfat]
Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz
- HOR
-
-
[sıfat]
Değersiz, önemi olmayan, aşağı
-
[sıfat]
Değersiz, önemi olmayan, aşağı
- HOP
-
-
[ünlem]
Uyarmak amacıyla kullanılan bir söz
- "Hop, gelen var!"
-
[ünlem]
Uyarmak amacıyla kullanılan bir söz
- HOŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫoş
-
[sıfat]
Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren
- "Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı"
-
[zarf]
Bakınız bununla birlikte
- "Hoş, benim de evlenmeye pek niyetim yok ya."
-
[zarf]
Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde
-
[sıfat]
Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren
- HEY
-
-
[ünlem]
Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz
- "Hey, çocuklar! Gelin bakalım. Hey arkadaş! Ayağıma basıyorsun."
-
Sitem, yakınma, azar, beğenme vb. çeşitli duyguları anlatan cümlelerde kullanılan bir söz
- "Hey talih! Böyle mi olacaktı? Hey akılsız çocuk! Ateşi ne diye ellersin? Hey Allah'ım! Bu ne güzellik."
-
[ünlem]
Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz
- HAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥabb
-
[isim]
Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç; komprime
- "Doktorlar hap, banyo ve perhiz tavsiye etmiş."
-
[argo]
Bir içimlik afyon
-
[isim]
Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç; komprime
- HAS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāṣṣ
-
[sıfat]
Bakınız özgü
- "Her medeniyet kendine has değerleri gerçekleştirerek insanlığın ortak hazinesini zenginleştirir."
-
Bakınız saf (II)
- "Has gümüş."
-
Hükümdara özgü olan
- "Has ahır. Has bahçe."
-
[mecaz]
İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kimse)
-
[isim, tarih]
Bakınız başmaklık
-
[tarih]
Yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik
-
[sıfat]
Bakınız özgü
- HAR
-
-
[isim]
"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz
- "Akşama kadar Meram Bağlarında har vurup harman savuruyordu."
-
[isim]
"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz
- HAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭṭ
-
[isim]
Bakınız çizgi
-
Bakınız yazı (I)
-
Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü
- "Demir yolu hattı. Otobüs hattı."
-
Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi
- "Bir kablodan muhtelif hatlar çıkar."
-
Bakınız kanal
-
Savunma veya saldırma amacıyla bir araya getirilmiş asker dizisi
- "Dalga dalga ilerleyen hücum hatlarımız birinci düşman siperlerine girdi."
-
Arap alfabesiyle güzel yazı yazma sanatı ve bu biçimde yazılmış yazı
-
Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık
- "Kumral bıyıkları ve ölçülü yüz hatlarıyla her zamanki kadar yakışıklıydı."
-
Bakınız biçim (II)
- "Vücut hatlarını korumak lazım."
-
[isim]
Bakınız çizgi
- HAV
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāv
-
[isim]
Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy; ülger
- "Koltuk kadifesinin havı dökülmüş, kimi yeri öylesine kirlenmiş ki muşambaya dönüşmüş."
-
[isim]
Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy; ülger
- MEH
-
Kelime Kökeni: Farsça meh
-
[isim]
Bakınız ay (II)
-
[isim]
Bakınız ay (II)