İçinde h olan 3 harfli 68 kelime var. İçerisinde H harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında h harfi olan kelimeler listesine ya da sonu h harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HAN

  1. [isim, tarih] Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan ünvan
    • "Kırım hanları. Altın Ordu hanları."
  2. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen ünvan
HOL

Kelime Kökeni: İngilizce hall

  1. [isim] Bakınız sofa
    • "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum." (Ahmet Ümit)
HAC

Kelime Kökeni: Arapça ḥacc

  1. [isim, din bilimi] Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi
  2. İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti
    • "O sene Diyanet Vakfı hac için yeni usullerle hazırlanmıştı." (Ergun Göze)
HAB

Kelime Kökeni: Farsça ḫvāb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uyku
HAD

Kelime Kökeni: Arapça ḥadd

  1. [isim] İnsanın yetki ve değeri
    • "Sizi küçümsemek haddime değil. Sizi kırdıysam özür dilerim." (Tunç Kurt)
  2. [eskimiş] Bakınız sınır
    • "Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor." (Sabahattin Ali)
  3. [matematik] Bakınız terim
HAF

Kelime Kökeni: İngilizce half

  1. [isim, spor] Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu
    • "Bekle haf genel olarak gol atmaz, alkışlanmaz, göklere çıkarılmaz." (Haldun Taner)
HAY

  1. [ünlem] İyi dilek, azarlama, şaşma, sevinç vb. duyguları bildirmede kullanılan bir söz
    • "Hay çok yaşayasınız sizler!" (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız ey
    • "Hay Tanrı'm, sesine yaraşır bir yürek verseydin şu adama." (Emine Işınsu)
HEP

Kelime Kökeni: Farsça heb

  1. [zarf] Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
    • "Hep Trabzonlular kalabalık bir toplantıda istif hâlindeyiz, aramızda yabancı yok, hep bilişip tanışan hemşehrileriz." (İhsan Hamamizade)
  2. Sürekli olarak, her zaman, daima
    • "Hep böyle canına yandığımın, hep geç kalırım, hep treni kaçırırım." (Nâzım Hikmet)
HAZ

Kelime Kökeni: Arapça ḥaẓẓ

  1. [isim] Bir şeyin insanda uyandırdığı hoşlanma duygusu
    • "Dört sene evvel kaybettiği karısı Emine Hanım'ın vefatıyla bütün sevgisini, ümidini, hazzını, şefkatini oğluna vermişti." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [felsefe] Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma
  3. [müzik] Bakınız ezgi
  4. [ruh bilimi] Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku
    • "Ömrünün en öfkeli veya buhranlı anlarında bile yaşamak hazzının parıltısı gözlerinden eksik olmazdı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
HER

Kelime Kökeni: Farsça her

  1. [sıfat] Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz
    • "Bir hafta, her gece çalışmak suretiyle hikâyesini bitirdi." (Halide Edip Adıvar)
HOR

  1. [sıfat] Değersiz, önemi olmayan, aşağı
HOP

  1. [ünlem] Uyarmak amacıyla kullanılan bir söz
    • "Hop, gelen var!"
HOŞ

Kelime Kökeni: Farsça ḫoş

  1. [sıfat] Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren
    • "Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı" (Âşık Veysel)
  2. [zarf] Bakınız bununla birlikte
    • "Hoş, benim de evlenmeye pek niyetim yok ya." (Halide Edip Adıvar)
  3. [zarf] Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde
HEY

  1. [ünlem] Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz
    • "Hey, çocuklar! Gelin bakalım. Hey arkadaş! Ayağıma basıyorsun."
  2. Sitem, yakınma, azar, beğenme vb. çeşitli duyguları anlatan cümlelerde kullanılan bir söz
    • "Hey talih! Böyle mi olacaktı? Hey akılsız çocuk! Ateşi ne diye ellersin? Hey Allah'ım! Bu ne güzellik."
HAP

Kelime Kökeni: Arapça ḥabb

  1. [isim] Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç; komprime
    • "Doktorlar hap, banyo ve perhiz tavsiye etmiş." (Burhan Felek)
  2. [argo] Bir içimlik afyon
HAS

Kelime Kökeni: Arapça ḫāṣṣ

  1. [sıfat] Bakınız özgü
    • "Her medeniyet kendine has değerleri gerçekleştirerek insanlığın ortak hazinesini zenginleştirir." (Cemil Meriç)
  2. Bakınız saf (II)
    • "Has gümüş."
  3. Hükümdara özgü olan
    • "Has ahır. Has bahçe."
  4. [mecaz] İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kimse)
  5. [isim, tarih] Bakınız başmaklık
  6. [tarih] Yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik
HAR

  1. [isim] "Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz
    • "Akşama kadar Meram Bağlarında har vurup harman savuruyordu." (Aka Gündüz)
HAT

Kelime Kökeni: Arapça ḫaṭṭ

  1. [isim] Bakınız çizgi
  2. Bakınız yazı (I)
  3. Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü
    • "Demir yolu hattı. Otobüs hattı."
  4. Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi
    • "Bir kablodan muhtelif hatlar çıkar." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Bakınız kanal
  6. Savunma veya saldırma amacıyla bir araya getirilmiş asker dizisi
    • "Dalga dalga ilerleyen hücum hatlarımız birinci düşman siperlerine girdi." (Aka Gündüz)
  7. Arap alfabesiyle güzel yazı yazma sanatı ve bu biçimde yazılmış yazı
  8. Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık
    • "Kumral bıyıkları ve ölçülü yüz hatlarıyla her zamanki kadar yakışıklıydı." (İhsan Oktay Anar)
  9. Bakınız biçim (II)
    • "Vücut hatlarını korumak lazım."
HAV

Kelime Kökeni: Arapça ḫāv

  1. [isim] Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy; ülger
    • "Koltuk kadifesinin havı dökülmüş, kimi yeri öylesine kirlenmiş ki muşambaya dönüşmüş." (Oktay Rifat)
MEH

Kelime Kökeni: Farsça meh

  1. [isim] Bakınız ay (II)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü