İçinde olan 5 harfli 69 kelime var. İçerisinde GÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında gü olan kelimeler listesine ya da Sonu gü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜVEÇ

  1. [isim] İçinde yemek pişirilen toprak kap
    • "Taş ocağın üstünde, ateşe vurduğu güveçten, kaynayan etin kokusu geliyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bu kapta pişirilen yemek
    • "Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş." (Çetin Altan)

BÜZGÜ

  1. [isim] Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım

GÜMÜŞ

  1. [isim] Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)

GÜCÜN

  1. [zarf] Dara dar
  2. Güçlükle, ancak, zorla

GÜDEK

  1. [isim] Amaçlanan sonuç, güdülen şey

SÖVGÜ

  1. [isim] Sövmek için söylenen söz, sövme, küfür
    • "Başyapıtları arasında sayılan 'Budala', yaşadığı döneme, çevresindekilere, toplumun aydınlar katına sövgüsünden başka nedir ki?" (Selim İleri)

GÜÇLÜ

  1. [sıfat] Gücü olan, kuvvetli, yavuz
    • "Hele kendini güçlü hissederse tetik ol, basbayağı saldırganlaşır." (Atilla İlhan)
  2. Şiddeti çok olan
  3. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu
  4. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili
    • "Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler." (Haldun Taner)

FİGÜR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi
  2. Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri
    • "Bale figürü. Dans figürü."
  3. Birbirini izleyerek melodik ve ritmik bakımdan bir bütün oluşturan notalar grubu

GÜLÜK

  1. [isim] Hindi
  2. Sebze yetiştirmek için açılan ocak
    • "Kavağın dibine gülük yaptırdım / Basaksız evlere hayat yaptırdım." (Halk türküsü)

GÜRUH

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Değersiz, aşağı görülen, küçümsenen topluluk, derinti, sürü
    • "Bu artist güruhu balolardan hoşlanmazlar." (Peyami Safa)

ÜZGÜN

  1. [sıfat] Üzülmüş, üzüntü duymuş, mahzun, melul, mükedder
    • "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi." (Tarık Buğra)

GÜREŞ

  1. [isim] Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması
    • "Daha bir hafta evvel koruda güreş ederek onu, yere yıkmıştı." (Peyami Safa)

GÜBRE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre
    • "Dünyanın masrafını yapmış, araba araba toprak, gübre taşıtmıştır." (Tarık Buğra)

GÖZGÜ

  1. [isim] Ayna

GÜLLE

  1. [isim] Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi
    • "Atılan gülle ve lağımlardan kale duvarlarında geniş menfezler açıldı." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, erkekler için 7,257 kg, kadınlar için 4 kg olan madenî küre
    • "Ayakkabılarını giymeden gülle gibi çocukların yanına düştü." (Osman Cemal Kaygılı)

GÜMÜL

  1. [isim] Susam ve ekin demeti veya yığını

GÜNLÜ

  1. [sıfat] Tarihli
    • "25 Ağustos 1967 günlü yazı."
  2. Belli bir zamanla sınırlı
    • "Bu yazı günlüdür."

GÜĞÜM

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı

ÖZGÜN

  1. [sıfat] Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal
    • "Eskinin doğa ile uyuşan, özgün yapılarını yıkıp yerine yabancı, öykünme, yaratıcılıktan yoksun yapılar dikerek çirkinleştirdik." (Necati Cumalı)
  2. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan
    • "Özgün biçim."
  3. Çeviri olmayan, asıl olan (metin)

GÜZEY

  1. [isim] Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç
    • "Dağların güzeyindeki karlar geç erir."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü