İçinde göz olan 8 harfli 20 kelime var. İçerisinde GÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında göz olan kelimeler listesine ya da sonu göz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Göz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
G Z Ö
3 Harfli Kelimeler
GÖZ
2 Harfli Kelimeler
ÖZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖKÜZGÖZÜ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi; mastı çiçeği, arnika (Arnica montana)
-
[isim, bitki bilimi]
Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi; mastı çiçeği, arnika (Arnica montana)
- GÖZLETME
-
-
[isim]
Gözletmek işi
-
[isim]
Gözletmek işi
- GÖZÜKMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız görünmek
- "Bazen hareketleriyle pek makul, bazen âdetleriyle garip ve gülünç gözükürmüş."
-
[nesnesiz]
Bakınız görünmek
- GÖZETİCİ
-
-
[isim]
Gözetleme yapan kimse; sürveyan
-
Koruyucu kimse; sürveyan
-
[spor]
Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri
-
[isim]
Gözetleme yapan kimse; sürveyan
- KEDİGÖZÜ
-
-
[isim]
Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası
-
Yollarda ışık vurduğu zaman parlayan trafik işareti
-
[isim]
Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası
- GÖZLENME
-
-
[isim]
Gözlenmek işi
-
[isim]
Gözlenmek işi
- TOKGÖZLÜ
-
- GÖZDELİK
-
-
[isim]
Gözde olma durumu
-
[isim]
Gözde olma durumu
- DEVEGÖZÜ
-
-
[isim, bitki bilimi]
İri ve siyah taneli bir tür üzüm
-
[isim, bitki bilimi]
İri ve siyah taneli bir tür üzüm
- GÖZLEYİŞ
-
-
[isim]
Gözlemek işi
-
[isim]
Gözlemek işi
- GÖZLÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Gözlük takmış olan, gözlük kullanan
- "Arkasındaki masada biri gözlüklü iki adam vardı."
-
[sıfat]
Gözlük takmış olan, gözlük kullanan
- GÖZCÜLÜK
-
-
[isim]
Gözcünün yaptığı iş
- "Körfezde gözcülük vazifesini yapan bir düşman gemisi hareketimizi sezse, bizi pek güzel avlayabilir."
-
[isim]
Gözcünün yaptığı iş
- AÇGÖZLÜK
-
-
[isim]
Bakınız açgözlülük
-
[isim]
Bakınız açgözlülük
- YALINGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür kertenkele
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür kertenkele
- GÖZLÜKÇÜ
-
-
[isim]
Gözlük satan veya onaran kimse; optik, optikçi
-
Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse; optikçi
-
Gözlük satılan ve onarılan iş yeri; optik, optikçi
-
[isim]
Gözlük satan veya onaran kimse; optik, optikçi
- GÖZLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek; intizar etmek
-
Dikkatle bakmak; gözlemlemek, tarassut etmek
- "Hava değişikliklerini gözlemek havacılık için önemli bir iştir."
-
İncelemek, araştırmak
-
Gizlice bakmak, gözetlemek
- "Kuzum, bana kim gelip gidiyor, hep böyle gözlüyor musun?"
-
Korumak, kollamak
-
[-i]
Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek; intizar etmek
- ALTINGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, polen, nektar ve öz su ile beslenen, erişkinleri yaklaşık 12-20 mm olabilen, uzun antenli, gövdesi soluk yeşil, kanatları şeffaf, solgun gri, altın renkli gözleri parlak, çırpınarak uçan bir tür sinek (Chrysoperla carnea)
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, polen, nektar ve öz su ile beslenen, erişkinleri yaklaşık 12-20 mm olabilen, uzun antenli, gövdesi soluk yeşil, kanatları şeffaf, solgun gri, altın renkli gözleri parlak, çırpınarak uçan bir tür sinek (Chrysoperla carnea)
- GÖZETMEK
-
-
[-i]
Korumak, bakmak, özen göstermek; himaye etmek
- "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."
-
Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak; kovmak
-
[nesnesiz]
Kollamak, beklemek
- "Fırsat gözetmek. Uygun bir zamanı gözetmek."
-
Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak
-
Bakınız kayırmak
-
[-i]
Korumak, bakmak, özen göstermek; himaye etmek
- GÖZETMEN
-
-
[isim, eğitim]
Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse; gözcü
-
[sinema, televizyon]
Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse
-
[isim, eğitim]
Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse; gözcü
- GÖZLEMCİ
-
-
[isim]
Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse; müşahit
-
Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genellikle söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse; müşahit
-
[gök bilimi]
Gözlemevinde gözlem yapan kimse; rasıt
-
[gök bilimi]
Bakınız teleskop
-
[spor]
Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse
-
[isim]
Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse; müşahit