İçinde göz olan 8 harfli 20 kelime var. İçerisinde GÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında göz olan kelimeler listesine ya da sonu göz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Göz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

G Z Ö

3 Harfli Kelimeler

GÖZ

2 Harfli Kelimeler

ÖZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖKÜZGÖZÜ

  1. [isim, bitki bilimi] Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi; mastı çiçeği, arnika (Arnica montana)
GÖZLETME

  1. [isim] Gözletmek işi
GÖZÜKMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız görünmek
    • "Bazen hareketleriyle pek makul, bazen âdetleriyle garip ve gülünç gözükürmüş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
GÖZETİCİ

  1. [isim] Gözetleme yapan kimse; sürveyan
  2. Koruyucu kimse; sürveyan
  3. [spor] Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri
KEDİGÖZÜ

  1. [isim] Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası
  2. Yollarda ışık vurduğu zaman parlayan trafik işareti
GÖZLENME

  1. [isim] Gözlenmek işi
TOKGÖZLÜ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız gözü tok, açgözlü karşıtı
GÖZDELİK

  1. [isim] Gözde olma durumu
DEVEGÖZÜ

  1. [isim, bitki bilimi] İri ve siyah taneli bir tür üzüm
GÖZLEYİŞ

  1. [isim] Gözlemek işi
GÖZLÜKLÜ

  1. [sıfat] Gözlük takmış olan, gözlük kullanan
    • "Arkasındaki masada biri gözlüklü iki adam vardı." (Yusuf Atılgan)
GÖZCÜLÜK

  1. [isim] Gözcünün yaptığı iş
    • "Körfezde gözcülük vazifesini yapan bir düşman gemisi hareketimizi sezse, bizi pek güzel avlayabilir." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
AÇGÖZLÜK

  1. [isim] Bakınız açgözlülük
YALINGÖZ

  1. [isim, hayvan bilimi] Bir tür kertenkele
GÖZLÜKÇÜ

  1. [isim] Gözlük satan veya onaran kimse; optik, optikçi
  2. Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse; optikçi
  3. Gözlük satılan ve onarılan iş yeri; optik, optikçi
GÖZLEMEK

  1. [-i] Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek; intizar etmek
  2. Dikkatle bakmak; gözlemlemek, tarassut etmek
    • "Hava değişikliklerini gözlemek havacılık için önemli bir iştir."
  3. İncelemek, araştırmak
  4. Gizlice bakmak, gözetlemek
    • "Kuzum, bana kim gelip gidiyor, hep böyle gözlüyor musun?" (Emine Işınsu)
  5. Korumak, kollamak
ALTINGÖZ

  1. [isim, hayvan bilimi] Çift kanatlılardan, polen, nektar ve öz su ile beslenen, erişkinleri yaklaşık 12-20 mm olabilen, uzun antenli, gövdesi soluk yeşil, kanatları şeffaf, solgun gri, altın renkli gözleri parlak, çırpınarak uçan bir tür sinek (Chrysoperla carnea)
GÖZETMEK

  1. [-i] Korumak, bakmak, özen göstermek; himaye etmek
    • "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."
  2. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak; kovmak
  3. [nesnesiz] Kollamak, beklemek
    • "Fırsat gözetmek. Uygun bir zamanı gözetmek."
  4. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak
  5. Bakınız kayırmak
GÖZETMEN

  1. [isim, eğitim] Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse; gözcü
  2. [sinema, televizyon] Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse
GÖZLEMCİ

  1. [isim] Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse; müşahit
  2. Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genellikle söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse; müşahit
  3. [gök bilimi] Gözlemevinde gözlem yapan kimse; rasıt
  4. [gök bilimi] Bakınız teleskop
  5. [spor] Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü